Doğal güzellikleri, tarihi kalıntıları, endemik bitki türleri ve zengin yaşam çeşidiyle bilinen Geliyê Godernê Vadisi, yapımı devam eden Silvan Barajı nedeniyle günden güne yok ediliyor. Henüz faaliyete geçmeyen baraj nedeniyle ilçenin birçok yerine köprüler kurulurken, sular altında kalacak köyler ise son yılların hasadını yapıyor. Baraj nedeniyle büyük bir viyadüğün yapıldığı Godernê Vadisi’nde doğal güzellikler yavaş yavaş betona gömülüyor.
Köprü yapımının devam ettiği alanda dinamit patlatmaları nedeniyle tarihi Taşköprü büyük zarar görürken, yarısı yıkılan köprü restore edilmeye başlandı. Doğal taşlarına ne olduğu bilinmeyen köprü, sahte beyaz taşlarla restore edilirken, tarihi taşlarının ise çalındığı iddia ediliyor.
İKİNCİ HASANKEYF OLUCAK
2010 yılından bu yana devam eden ve Türkiye'nin ikinci büyük barajı olması beklenen Silvan Barajı nedeniyle bölgede 50'yi aşkın köy sular altında kalacak. Pasûr (Kulp), Farqin (Silvan) ve Licê (Lice) ilçelerine bağlı köyler ile tarım arazileri yok edilecek. Barajın çalışmaları devam ederken, Pasûr ilçesinin büyük bir bölümü faaliyete geçecek barajla beraber sulara gömülecek.
Godernê Vadisi dışında, Pasûr Çayı bölgesinde de su tutma işlemleri yapacak olan baraj, ilçenin üç kolunda büyük bir hafızasızlığa neden olacak. İnsan ve hayvan yaşamının yanı sıra tarihi alanları da yok edecek bu baraj, bölgede ikinci Hasankeyf'i meydana getirecek. Köylülerin, faaliyete ne zaman geçeceği bilinmeyen baraja dair kaygılı bekleyişleri devam ederken, baraj çalışmalarının yapıldığı alanlarda ise büyük bir eko kırım yaşanıyor.
ADIM ADIM TALAN EDİLDİ
Bu alanların başında gelen Godernê Vadisi’nde ilk olarak köprünün yapılacağı alanlara karakollar inşa edildi. İnşa edilen karakollar gözetiminde korucular ağaç kesimine başladı. Vadi çevresi ve yakınlarında binlerce ağaç, orman müdürlüğünün de izniyle kesilerek satışa çıkarıldı.
Kesimin ardından köprünün ayakları için vadi başında dinamitlerle patlatmalar yaşandı. Yaşanan patlamalar nedeniyle hem vadide bulunan tarihi Taşköprü hem de vadiye yakın köydeki evler zarar gördü. Taşköprü'nün bir bölümündeki taşlar düşerken, köylülerin evlerinde ise çatlaklar meydana geldi.
Yaşanan hasarın ardından yapılan açıklamalarda köprünün restore edileceği söylenerek köprü trafiğe kapatıldı. 1920'li yıllarda Ermeniler tarafından yapılan ve her şeye rağmen ayakta kalan köprü, son hasarın ardından yeniden gerçekleştirilen patlamalarla daha büyük zarar gördü.
TARİHİ KÖPRÜNÜN TAŞLARI NEREDE?
Aldığı hasarın ardından köprünün tarihi yapısıyla uyuşmayan bir restorasyon başlatıldı. Başlatılan restorasyonda, köprünün Pasûr tarafında bulunan kısmının tamamen yıkıldığı ve bir gözdeki taşların yerinde olmadığı görüldü. Tarihi dokudan uzak, yeni taşlarla yapılan köprünün eski taşlarının nerede olduğu ve ne yapıldığı ise bilinmiyor.
Köprüde çalışan ekiplere sorduğumuz sorulara, "Köprü yıkıldı, restore ediyoruz; zaten sular altında kalacak. Taşlarının nerede olduğunu bilmiyoruz ama hepsi zarar gördü’ yanıtı verilirken, köprüde devam eden restorasyonun son fotoğrafı ise tarihin nasıl yok edildiğini gözler önüne serdi. Zarar gören taşların akıbeti bilinmezken, konuya dair görüştüğümüz yerel halk, taşların satıldığından ya da çalındığından şüphelendiklerini ifade etti.