GÖRÜNTÜLÜ

DEM Parti: Çerçeve yasa başlangıçtır, İzleme ve Takip Kurulu oluşturulmalı

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, beklenen çerçeve yasanın bir başlangıç ve tarihi bir eşik olduğunu ifade ederek, bir barış izleme ve takip kurulunun oluşturulması çağrısında bulundu.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, gündemdeki gelişmeleri Meclis'te düzenlediği basın toplantısında değerlendirdi. 

Konuşmasının başında Meclis'in çalışma planlamasını eleştiren Gülistan Kılıç Koçyiğit, torba kanunların Meclis gündemine gelerek yasalaştığı ve yasalaşan torba kanunların toplumun derdine derman olmadığını kaydetti. 

Torba yasanın da aslında yine temel hak ve özgürlükleri genişleten, eğitim hakkını büyüten, öğrencilerin sorunlarını çözmeye dönük bir yasa teklifi olmadığını söyleyen Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Çok esaslı ve çok sorunlu maddelerin hali hazırda torba kanun içerisinde yer almaya devam ettiğini belirtmek gerekir” dedi. 

Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Eğitim temel bir hak, eğitim anayasal bir hak, eğitim idarenin keyfine göre, idarenin takdir yetkisine göre tırpanlanabilecek bir hak değil" diye ekledi. 

 Gülistan Kılıç Koçyiğit, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında "irtibat ve iltisak" gerekçesiyle birçok öğrencinin eğitim hakkının engellendiğine de işaret ederek, “Bu konuda yeni bir yasal düzenleme öğrenci affını, öğrencilerin eğitim hakkını bir şekilde onarmaya çalışan bir düzenleme önümüzde iken  bu konuda adım atılmamasının da doğru olmadığını söylememiz gerekir" şeklinde konuştu. 

ÇERÇEVE YASA TARİHİ BİR EŞİK

Beklenen çerçeve  yasa konusunda “Çerçeve yasa 50 yıllık bir çatışmanın ardından aslında tarihi bir eşiktir” diyen Gülistan Kılıç Koçyiğit şöyle devam etti:

“50 yıllık çatışmalı, tarihi bir sorunu konuşuyoruz. 27 Şubat'ta Sayın Öcalan'ın çağrısı özellikle örgütün ateşkes ve fesih kararıyla Barış ve Demokratik Toplum Süreci aslında hukuki zemine taşınma tartışmalarını yaşıyor. Bu durum hukuki zemine varmanın arifesine Meclis'e gelmesi beklenen çerçeve yasayı bir sonuç olarak ifadelendiren yaklaşımlar var. Oysa ki bu çerçeve yasa bir sonuç değil. Aksine yeni bir başlangıcın ilk adımını oluşturuyor. 100 yıllık Kürt meselesini elbette ki tek yasayla çözülmeyecektir. Ancak doğru iradeye yansıyan ilk doğru adım sorunun çözülmesine ve gerçek anlamda kalıcı barışın tesis edilmesine çok büyük bir katkı sunacaktır. O anlamıyla yasanın kategorik ayrımlar içermemesi ve barış sürecine katılmak isteyenlere kapsayıcı bir kapı aralaması gerekmektedir. Bu anlamdaki görüşümüzü buradan yenilemek istiyoruz. Bu yasa demokratik siyasete katılımı, dönüşleri ve silahların devreden çıkarılmasını hukuki güvenceye bağlamalıdır. 

BARIŞ, HUKUKUNU ARIYOR

Çokça söyledik, söylüyoruz; barış hukukunu arıyor. Süreç hukukunu arıyor. 27 Şubat'ta rahmetli Sayın Sırrı Süreyya Önder'in de ifade ettiği gibi; 27 Şubat çağrısının pratikleşmesinin koşulu olan hukuki ve siyasi zemin tartışmasında artık yeni bir dönemdeyiz. Bunu ifade etmemiz gerekiyor. Tabii ki içerik kadar bu içeriğin hazırlanma yöntemi, yasanın yapım yönteminin de önemli olduğunu ifade etmeliyiz. Bu nedenle olabildiğince geniş bir istişare zemininin olması, geniş bir uzlaşı arayışının mutlaka yapılması ve ortak akılla şekillenen bir yasanın Meclis'e, genel kurula gelmesini de önemsediğimizi ifade etmemiz gerekiyor. Bu sebeple burada Meclis'te bulunan bütün siyasi partilere de yeniden çağrı yapmak istiyoruz; Gerçekten tarihi bir sorunu konuşuyoruz. 100 yıllık bir sorunu, 40 küsür yıldır çatışmalı geçen bir sorunu geride bırakmayı, Türkiye'nin en önemli sorununu demokratik ve barışçıl bir şekilde çözmeyi konuşuyoruz. Bu nedenle dar, güncel tartışmalara hapsolmadan, gerçek anlamda dar parti çıkarlarına hapsetmeden bu sorunu ele almak ve bu soruna bu çerçeveden, bu bakış açısıyla yaklaşmanın da önemli olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. 

ÖNEMLİ BİR BAŞLANGIÇ OLACAK

Elbette ki herkesin bizim gibi düşünmesini, süreci bizim gibi ele almasını beklemiyoruz. Farklı görüşler, farklı düşünceler, eleştiriler, öneriler, itirazlar olacaktır, olmalıdır da. Bunların her birinin Meclis zemininde ifade edilmesi ve bu anlamıyla yapıcı bir katkı olarak sürece katkı sunması beklentimizi de ifade etmemiz gerekiyor. Fakat bu tarihi fırsatı herkesin iyi değerlendirmesi ve bu tarihi fırsatı ıskalamamak için de herkesin sorumluluk alıp elini taşın altına koyması gerektiğini ifade etmemiz gerekiyor. Yine tabii ki yasa yapımıyla her şey bitecek diye bir şey yok demiştik. Yasa önemli bir başlangıç olacak, önemli bir kapı aralayacak ve bu kapıdan hep beraber bu kapıyı sonuna açmak için de sonrasında da daha fazla çalışmamız ve bir dizi yasayı da birlikte konuşmamız gerekir.

İZLEME VE TAKİP KURULU OLUŞTURULMALI 

Yasanın uygulama sürecinde de yine Meclis'in sorumluluk alması gerekiyor. O anlamıyla Meclis çatısı altında tüm siyasi partilerin temsil edildiği bir barış izleme ve takip kurulu oluşturulmalıdır. Bunu hatırlarsınız eş genel başkanlarımız daha önce grup konuşmalarında da ifade etmişlerdi. Bu kural kurul sürecin takibini yapan, sorunları erken tespit eden ve diyaloğu kolaylaştıran çoğulcu bir yapıda olmalıdır. O anlamıyla özellikle komisyon aşamasındaki gibi bir yaklaşımın benimsenmesi bizim açımızdan çok kıymetli olacaktır. Çerçeve yasanın ardından elbette deki infaz kanunu, TCK, terör terörle mücadele kanunu başta olmak üzere demokratikleşmeyi engelleyen mevzuatta da köklü değişiklikler yapılması gerekiyor. Bu nedenle çerçeve yasanın bir referans yasa olması, bir kök kanun olması ve yapılacak bütün değişikliklerin de oraya referansla değiştirilmesi, dönüştürülmesi ya da gerçekten köklü bir şekilde ortadan kaldırılması gerektiğini ifade etmemiz gerekiyor. Bu açıdan DEM Parti olarak Sürecin önünü açan, yapıcı katkı sunan bir tutum içerisinde olmaya devam edeceğiz.

TARİHİ FIRSAT DEĞERLENDİRİLMELİ

Eksiklikleri söylemek, süreci zayıflatmak değil, kalıcı ve onurlu barışın mümkün kılmak için sorumluluk almaktır. Biz bu sorumluluğu ilk günden aldık. Bugün de bu sorumlulukla davrandığımızı ve cümle kurduğumuzu ifade etmemiz gerekiyor. Türkiye'nin önünde tarihi bir fırsat var ve bu tarihi fırsatı değerlendirmek için de sabır, cesaret, doğru muhataplık ve güçlü demokrasi İrade gerekmektedir. Siyasetin gerçekten var olan kalıpların dışına çıkması, var olan ezberlerini aşması ve yeniyi kurmak için de cesur olması, cesaretle adım atması gerekiyor. Eskinin aklıyla, eskinin zihniyle, eskinin bakış açısıyla yeniyi kurmamız mümkün değildir. Bugün yeni bir Türkiye'yi konuşuyorsak o zaman yeni bir dile, yeni bir bakış açısına ve yeni güçlü adımlara ihtiyacımız olduğunu İfade etmek isterim."