2024 Kürt karşıtı ırkçılık raporu açıklandı
Almanya’nın başkenti Berlin’de Kürt Karşıtı Irkçılık Bilgi Merkezi (IAKR) 2024 raporunu Federal Parlamentoda basın açıklamasıyla yayınladı.
Almanya’nın başkenti Berlin’de Kürt Karşıtı Irkçılık Bilgi Merkezi (IAKR) 2024 raporunu Federal Parlamentoda basın açıklamasıyla yayınladı.
Çok sayıda Kürt kurum temsilcileri, akademisyen, gazeteci ve siyasetçilerin katılım sağladığı basın açıklamasının ardından Prof. Kenan Engin, Eğitmen Selda Akbayır ve Peshraw Mohammed’in katılımıyla panel düzenlendi.
2024 yılında 217 Kürt karşıtı ırkçılık vakası belgelendiğine dikkat çeken IAKR Başkanı Civan Akbulut, “Bu rapor bir kutlama değil, bir uyarıdır. Almanya’daki Kürtlerin çoğu zaman yalnız bırakıldığına dair bir uyarıdır. Çoğu zaman kimsenin müdahale etmediği durumlarda, hakarete, aşağılanmaya ya da saldırıya uğradıklarına dair bir uyarıdır’’ dedi.
KÜRT OLMAK SALDIRIYA UĞRAMAK İÇİN YETERLİ SEBEP
Almanya’da 2023 yılında kurulan Kürt Karşıtı Irkçılık Bilgi Merkezi (IAKR), 2024 yılına ait ilk yıllık raporunu Almanya Federal Parlamentosu’nda açıkladı. Basın toplantısının açılış konuşmasında kendi yaşamına değinen Civan Akbulut, “Teneffüste okul bahçesinde ‘Kürt avı!’ diye bağıran çocukların ortasında durduğum günü unutmadım. Kürt karşıtı ırkçılığın Almanya’daki Kürtler için günlük bir gerçekliktir. Kürt karşıtı ırkçılık uzak, soyut bir olgu değil. Kürtçe dili konuştuğun için hakarete uğramak, Kürt geçmişine sahip olduğun için dövülmek ve sadece Kürt olduğun için öldürülmek anlamına geliyor.”
217 VAKA, ÇOĞU TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ KAYNAKLI
IAKR’nin açıkladığı rapora göre, 2024 yılında toplam 217 Kürt karşıtı ırkçılık vakası belgelendi. Vakaların %37,8’i (82 vaka) Türk milliyetçiliğinden kaynaklı. Bu vakalarda sıklıkla “Bozkurtlar” gibi aşırı sağcı Türk grupların sembollerinin ve söylemlerinin yer aldığı kaydedildi. Diğer önemli kategoriler arasında İslamcı söylemlerle bağlantılı 36 vaka ve Arap milliyetçiliğiyle ilişkili 22 vaka yer aldı.
DİJİTAL ALAN ALARM VERİYOR
Vakaların %73’ü dijital platformlarda meydana geldi. Instagram, TikTok, Threads ve X gibi sosyal medya mecralarında Kürt karşıtı içeriklerin yaygınlaştığı, algoritmalarla bu içeriklerin geniş kitlelere ulaştığı belirtildi. IAKR, bu içeriklerin çoğunun sansürlü biçimlerle (“K*rt”, “K-kelimesi” vb.) yayıldığını ve platformlar tarafından nadiren kaldırıldığını vurguladı.
KIEL VE BREMEN
Raporda öne çıkan vakalar ile Kürt karşıtı ırkçılığın boyutuna dikkat çekilerek, “25 Ocak 2024’te Kobanê’nin IŞİD’den kurtuluşunun yıldönümünde düzenlenen barışçıl bir etkinlikte, 28 yaşındaki Kürt aktivist Muhammed İlhan A., bir Suriyeli tarafından bıçaklandı. Saldırıdan önce IŞİD övücü sözler sarf edildiği aktarıldı. 21 Şubat 2024’te, Kürt kültür derneği Biratî e.V.’nin posta kutusunda, gamalı haç ve SS sembolleri taşıyan bir mermi kovanı bulundu. Olay, açık bir şekilde aşırı sağcı bir tehdit olarak yorumlandı.”
NEWROZ KUTLAMASINDAN DÖNERKEN TÜRK MİLLİYETÇİSİ BİR GRUBUN SALDIRISI
Raporda, Belçika’daki Newroz kutlamasından dönen bir Kürt ailesi, Türk milliyetçisi bir grubun saldırısına uğradı. Yüzlerce kişi evin önünde toplanarak taşlarla saldırdı, evi yakmaya çalıştı. “Ya Allah! Bismillah! Allahu Ekber!”, “Tekbir, Allahu Ekber!” gibi dini sloganlar ve “Pis Kürtler” gibi ırkçı hakaretler eşliğinde saldırı gerçekleştirilirken, faşist “bozkurt” selamı yapıldı, Kürt bayrak ve simgeleri ateşe verildi. Evde bulunan 40’tan fazla Kürt bu şiddetten korunmaya çalıştı. Saldırganlar olayları kaydedip sosyal medyada paylaştı.
AVRUPA ŞAMPİYONASI’NDA PROVOKASYON
IAKR, 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası sırasında Türkiye oyuncusu Merih Demiral’ın kurt selamı vermesini de rapora dahil etti. Bu selam, Almanya ve Avrupa’daki Kürtler tarafından açık bir tehdit ve faşist sembol olarak değerlendirildi. Raporda, bu tür sembollerin uluslararası etkinliklerde görünürlük kazanmasının, Kürtlere yönelik düşmanlığın normalleştiğinin bir göstergesi olduğu belirtildi.
KÜRT KARŞITI IRKÇILIKLA MÜCADELEDE ACİL ADIMLAR ATILMALI
Yayımlanan raporda belgelenen vakalara ek olarak, Kürt karşıtı ırkçılıkla mücadeleye yönelik somut çözüm önerilerine de yer verildi.
Anti-Kürtlükle mücadele, çocukluk döneminden itibaren eğitim müfredatlarına girmeli ve okul ortamında ayrımcılığa karşı bilinç geliştirilmeli.
Kürt karşıtı ırkçılık, polis kayıtlarında ayrı bir kategori olarak tanımlanmalı ve fail odaklı soruşturma yapılmalı, mağdurlar ise korunmalı.
Kürtlerin kendi kültürlerini yaşayabildiği topluluk içi güvenli alanlar korunmalı ve psikolojik, hukuki desteklere erişimleri kolaylaştırılmalı.
Kürt mültecilerin Türkiye, İran, Irak ve Suriye gibi ülkelere sınır dışı edilmesi durdurulmalı; bu ülkelerin güvenli olmadığı kabul edilmeli.
Kürtleri kriminalize eden, genelleyici ve ötekileştirici medya dili terk edilmeli; ayrımcılıktan uzak, bağlamlı ve temsil gücü olan bir anlatı benimsenmeli.
Kürt sivil toplum kuruluşları ve temsilcileri, siyasi karar mekanizmalarına aktif biçimde katılmalı ve göçmen politikalarında söz sahibi olmalı.
Anti-Kürtlüğe dair akademik çalışmalar artırılmalı, özel araştırma fonları sağlanmalı ve üniversitelerde Kürdoloji kürsüleri kurulmalı
MEDYADA GÖRÜNMEYEN KİMLİK VE IRKÇI TEMSİLLER
Panelde konuşan Peshraw Mohammed, hem kişisel deneyimlerinden hem de tarihsel ve ideolojik arka plandan yola çıkarak bir tablo çizerek, “Kürtlerin, özellikle Türkiye ve Avrupa’daki algılanış biçimi, İran milliyetçiliğiyle derinden ilişkili ve çoğu zaman ırkçı temsillere hapsolmuş durumda. Kürtlerin İranlı olarak etiketlenmesi. Almanya’da karşılaştığı bir Türk’ün kendisine Farsça selam vermesiyle başlayan anekdot, aslında yaygın bir algı yanılgısını ortaya koyuyor. Kürtlerin, İranlı kimliğiyle özdeşleştirilmesi.”
Mohammed, bu yanlış algıyı sorgularken şu örneği vererek: “Türklerle Brezilyalıları aynı şey olarak kabul eder misiniz? Hayır. O zaman neden Kürtler Farslarla bir tutuluyor?” dedi.
Bu sorunun kökeni, 19. yüzyılda Avrupa’da şekillenen “Aryan” üstünlüğü mitine dayanıyor. Persler, Batılı entelektüeller tarafından Aryan soyunun atası ilan edilirken, bu ideoloji zamanla İran’a da sirayet etti. Nazi Almanyası’yla kurulan ilişkilerle birlikte İran milliyetçiliği, ırk temelli bir şekle büründü. Bugün hâlâ bazı İranlı entelektüeller Kürtçeyi, Farsçanın bir lehçesi olarak görerek, Kürt kimliğini kültürel olarak silmeye çalışıyor.
Kürt dili her ne kadar Hint-Avrupa dil ailesinden olsa da, bu dilsel benzerliğin etnik ve ulusal eşitliğe işaret etmediğini vurgulayan Mohammed, “Azadî kelimesi hem Kürtçede hem Farsçada var, ama bu bizi aynı yapmaz. Tıpkı İngilizce ve Fransızcadaki benzer kelimelerin bu iki halkı eşitlemediği gibi” dedi.
Medya temsilleri ise bu ideolojik sorunların en görünür olduğu alan. Türkiye medyası, İran’daki protestoları ekranlara taşıdığında genellikle yalnızca Tahran’daki “merkez” İranlıları gösteriyor; gitar çalan, dans eden gençler… Ancak Kürtler neredeyse hiç görünmüyor. Ya da sadece taş atan, silahlı figürler olarak kriminalize ediliyor. “Kürtlerin acısı anlatılmıyor, estetikleştirilmiyor; sadece tehdit olarak gösteriliyor. Bu yaklaşım hem oryantalist hem de ırkçı bir yaklaşımdır.”
Mohammed, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Kürtlerin görünmezliği tesadüf değil, ideolojik bir tercihtir. Kimlik, dil, tarih ve acı; bunlar kolayca etiketlenemez, görmezden gelinemez.”