İTALYAN ESKİ BAKAN PAOLO FERRERO
Önder Apo’nun 27 Şubat’ta yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısının ardından toplanan PKK 12. Kongresi, tarihi nitelikte kararlar alarak hem Kürt sorununun demokratik çözümüne yönelik tartışmalara yeni bir ivme kazandırdı hem de uluslararası alanda geniş yankı uyandırdı. Kongrede alınan kararlar ve ardından bir grup gerillanın düzenledikleri törenle silahlarını imha etmesi çözüm sürecinin önünü açabilecek nitelikte görülürken, özellikle Avrupa başta olmak üzere çeşitli uluslararası çevrelerden bu süreci destekleyen açıklamalar geldi.
Önder Apo’nun ve PKK’nin Kürt sorunun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesini güçlendiren bu adımları, aynı zamanda devletin de çözüm yönün somut ve kapsayıcı adımlar atması gerektiği yönündeki çağrıları da beraberinde getirdi. Giderek büyüyen uluslararası destek ve kamuoyundaki beklenti, bu tarihi fırsatın kaçırılmaması gerektiğine dair güçlü bir mesaj veriyor.
İtalya Sosyal Dayanışma Eski Bakanı Paolo Ferrero, konuya ilişkin ANF’nin sorularını yanıtladı.
Önder Apo’nun öncülüğünü yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” sürecinin Kürt sorunun demokratik çözümü açısından önemli bir dönemeç olduğunu kaydeden Eski Bakan Ferrero, “Öcalan siyasi zekasıyla mücadeleyi başka bir evreye taşımıştır” dedi. Türk devletinin Kürt meselesini artık bir güvenlik sorunu olarak görmekten vazgeçmesi gerektiğini ifade eden Ferrero, sürecin başarısı için uluslararası topluma Türk hükümetine somut adımlar atması yönünde baskılar yapması gerektiği çağrısında bulundu.
‘ÖCALAN FİKİRLERİYLE DARBE VURDU’
Önder Apo ve PKK’nin siyasi çözümden yana ortaya koyduğu tavırla, devletin Kürt meselesine dönük güvenlikçi yaklaşımına büyük bir darbe vurduğunu ifade eden İtalyan Eski Bakan Ferrero, “Öcalan’ın önerdiği ve PKK’nin de kabul ettiği Kürt sorununa barışçıl çözüm, Türkiye’de Kürt meselesine dönük yaklaşımı değiştirme açısından çok önemli bir dönemeçtir. Türk devleti ve iktidarı Kürt sorunu hep bir güvenlik meselesi olarak gördü. Ve bu kapsamda, Kürt halkının karşısına çıkarılan hep baskı ve askeri yöntemler oldu. Öcalan, barıştan ve siyasi çözümden yana ortaya koyduğu yeni tarihsel tavrıyla bu yaklaşıma büyük bir darbe vurdu” dedi.
SİYASİ ZEKASIYLA FARK YARATIYOR
Önder Apo’nun uzun yıllara varan tutsaklığına rağmen sürecin ruhunu iyi okuduğunu ve siyasi zekasını hep koruduğunu belirten Ferrero, devamla şunları ekledi: “Benim için inanılmaz olan şey, Öcalan’ın siyasi zekasıdır. Özgür şartlarda değil, onlarca yıllık ağır tutsaklık, yalnızlık ve işkence koşullarında süreci okumak ve ona göre siyaset geliştirmek hiç kolay değil. Ortaya koyduğu yaklaşımla, meseleyi şiddet zemininden siyasi zemine çekmiştir. Bugün artık Kürt sorunu, Öcalan sayesinde yalnızca Türkiye’de değil, dünyada da gündemdedir. Öcalan, silahlı mücadelenin kazandırdığı toplumsal desteği bugün artık siyasi zeminde kullanmak istiyor. 40 yılı aşan silahlı mücadele, Kürt meselesinin tanınmasını ve mücadelenin herkes tarafından bilinmesini sağladı. Öcalan artık silahlı mücadelenin kazanımlarının yeterli olmadığını, bu kazanımların başka bir aşamaya geçirilmesini gerektiğini düşünüyor. Bu aşamayı da, siyasi aşama olarak tanımlıyor. Ve bu siyasi aşama, sonuna kadar götürülmelidir. Ve ben bunun doğru bir aşama olduğuna inanıyorum; çünkü bu, Türkiye’nin siyasetini değiştirecek, Türk egemen sınıfları arasındaki çelişkilerde etki yaratacaktır.
İtalya’da komünist hareketlerde sık sık diktatörlük ve hegemonya, yani toplumsal destek, ters orantılı olduğu söylenir. Eğer toplumsal desteğin yoksa başka yolun yoktur; silaha başvurursun. Ama güçlü toplumsal desteğin varsa silahı bırakmalı ve sahip olduğun desteği kullanarak işleri değiştirmelisin. Çünkü güç yalnızca silah değildir, toplumsal destek de güçtür. İnanıyorum ki, Öcalan’ın önerdiği geçiş tam da budur.”
‘TÜRK DEVLETİNİ SİYASİ ÇÖZÜME ZORLAMALIYIZ’
Kürt Özgürlük Hareketi’nin sürecin başarısı için önemli adımlar attığının altını çizen Ferrero, Türk devletinin bu adımlara hukuki ve siyasi bir güvence ile karşılık vermesi gerektiğini kaydetti. Ferrero, “PKK’nin attığı adımlar karşısında, başta Avrupa olmak üzere uluslararası bütün güçler Türk hükümeti üzerinde siyasi baskı kurmalı. Bu sürecin başarı için bütün yük Kürtlere bırakılmamalı. Erdoğan hükümetinin tutumunu değiştirmek için Avrupa’da her alanda aktif olmak gerekir. Bizler Kürt halkıyla ve onların talepleriyle dayanışmayı büyüttükçe, Türk devletini o kadar çok siyasi çözüme zorlamış oluruz” diye ekledi.
‘ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜ SÜRECE BAŞARI GETİRİR’
“Türk devleti barış sürecini gerçekten ciddi bir şekilde yürütmek istiyorsa, Öcalan’ı özgür bırakmalı” diyen Paolo Ferrero, devamla şunları ifade etti: “Türk devleti gerçekten siyasi çözümde samimi olsaydı, yapması gereken ilk şey, cezaevlerinin kapısını açmak ve Öcalan’ın özgür bir insan olarak müzakerelere katılmasına sağlamak olurdu. Samimiyet için bunlar ilk mesele olmalı.
‘ÖZGÜR ÖCALAN’DAN KORKUYORLAR’
Öcalan’ın hâlâ hapiste olması, Türk hükümetinin özgür bir Öcalan’dan korktuğu anlamına gelir. Çünkü açıktır ki Öcalan’ın Kürt toplumunun bir kesiminden gördüğü desteğin yanında, sadece Kürtlerden değil, Türkiye’de ve dünyada da büyük bir toplumsal desteği var. Bugün Öcalan artık çok büyük bir figür. Onlarca yıldır hapiste, fikirlerinden ve mücadelesinden asla vazgeçmemiştir, Tam tersine, mücadeleyi daha ileriye taşımak için öncekinden daha ileri bir öneri ortaya koymuştur.
Dolayısıyla açıktır ki Öcalan bu durumda tartışılmaz bir figürdür. İşte bu yüzden Türk hükümeti onu serbest bırakmaktan korkuyor, çünkü bu gerçekten işleyen bir barış sürecinin önünü açar, Öcalan’ın söz sahibi olmasını sağlar. Bu, Öcalan hapiste olduğu sürece hiçbir şey yapılamaz mı demektir? Hayır, öyle değil ama özgürlüğü, sürece başarı kazandırır. Çünkü Öcalan’ın ahlaki, siyasi, kültürel ve etik anlamda ağırlığı, sürece güvence ve başarı getirir. İşte bu nedenle, Türkiye’nin dışında bizlerin, yani Avrupa toplumunun Türk hükümetine baskı yaparak tutumunu değiştirmeye zorlamak gibi bir sorumluluğu var.”
‘ÖCALAN’LA GÖRÜŞMEK İSTİYORUM’
Küresel ölçekte devam eden “Öcalan ile görüşmek istiyorum” kampanyasının önemini de işaret eden Eski Bakan, kendisinin de Önder Apo ile görüşmek istediğini vurguladı.
Ferrero, “Avrupa’da, tüm dünyada farkındalık yaratmak açısından bu kampanya önemli. Herkes bu kampanyanın bir parçası olmalı” dedi.