Sendikalar Birliği Kongresi (TUC) yıllık konferansı 7-10 Eylül tarihleri arasında yapıldı.
Brighton Centre’da düzenlenen konferansın son gününde “Barış ve Demokraside Yeni Bir Sayfa: Öcalan ve Türkiye ile Suriye’de Siyasal Çözüme Giden Yol” başlıklı toplantı yapıldı. Toplantıda, emek hareketinin ve uluslararası dayanışmanın en kritik gündemlerinden biri masaya yatırıldı.
Toplantı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ve onun geliştirdiği demokratik çözüm vizyonunun Orta Doğu’daki barış perspektifi açısından taşıdığı önem üzerine yoğunlaştı.
Konuşmacılar arasında BFAWU Sendikası Genel Sekreteri Sarah Wooley, TUC Yöneticisi Mariela Kohon, Suriye Demokratik Meclisi Britanya Temsilcisi Dr. Mohamed Moustafa, Unite Sendikası Yöneticisi ve Öcalan’a Özgürlük Kampanyası sözcüsü Simon Dubins ile DEM Parti Milletvekili Bedran Öztürk yer aldı.
HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA DAYANIŞMAYA İHTİYAÇ VAR
Toplantıda açılış konuşmasını yapan “Abdullah Öcalan’a Özgürlük Kampanyası” sözcüsü Simon Dubins, Kürtlerin DAIŞ’e karşı savaşta oynadığı kritik role değindi. Dubins, 2016’da bölgeye yaptıkları ziyarette yaşadıkları tanıklıkların kendisini derinden etkilediğini belirterek şunları söyledi:
“Son aylarda Türkiye ve Kürdistan’da çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Kürt Özgürlük Hareketi liderleri Abdullah Öcalan öncülüğünde hem Türkiye’de hem de Suriye’de yaşanan savaşın demokratik yöntemlerle çözülmesini vadediyor. Kolay bir süreç olmayacak, çok kaygan bir zemin var. Türk devleti Rojava konusunda samimi olmayan bir duruş sergiliyor. Şu an her zamankinden daha fazla dayanışma ihtiyacı var. Öcalan özgür değil halen, ve bu olmadan gerçek bir barış sürecinden bahsedemeyiz. Çok daha fazlasını yapmamız gerekiyor, ve elimizde güçlü bir zemin var.”
DAYANIŞMA HAYIR İŞİ DEĞİL, GÖREVDİR, EYLEMDİR
BFAWU Sendikası Genel Sekreteri Sarah Wooley, emek mücadelesi ile Kürt halkının özgürlük mücadelesi arasında doğrudan bağ olduğunu vurgulayarak, dayanışmanın bir hayır işi olmadığını, bir görev ve eylem olduğunu ifade etti:
“Emekçilerin mücadelesi birbirine bağlıdır; Britanya’da, Türkiye’de ya da Kuzey ve Doğu Suriye’de fark etmez. Öcalan’ın taban demokrasisi, kadın özgürlüğü ve azınlık hakları vizyonu, çatışmadan çıkış için bir yol sunuyor. Dayanışma hayır işi değildir; görevdir, eylemdir, mücadelenin kendisidir.”
Wooley, sendikacıların görevinin susturulmak istenen sesleri duyurmak olduğunu vurgulayarak, “Tarafsız olamayız. Sessizlik baskıyı meşrulaştırır. Bizim görevimiz gerçeği büyütmek ve Kürt halkıyla dayanışmayı büyütmektir” dedi.
YENİ BİR TOPLUMSAL SÖZLEŞME
Dr. Mohamed Moustafa, Önder Apo’nun demokratik ulus önermesinin bölgedeki sorunların çözümünde kilit rol oynayabileceğini vurguladı. Önder Apo’nun vizyonunun, yalnızca Kürtler için değil tüm Suriye halkları için yeni bir toplumsal sözleşme önerdiğini ifade eden Moustafa şunları söyledi:
“Bu, dışlanmaya değil kapsayıcılığa, tahakküme değil eşitliğe dayalı yeni bir sistem demektir. Kürtlerin, Arapların, Asurilerin, Türkmenlerin, Ermenilerin, Müslümanların, Hristiyanların ve Êzidîlerin eşit haklarla birlikte yaşayabilmesidir. Kadınların siyasette eşit ortaklığı bu vizyonun merkezinde yer alır. Çünkü kadın özgür değilse toplum da özgür olamaz.”
‘ABDULLAH ÖCALAN BİR SİSTEM ÖNERİYOR’
Türkiye’deki Demokratik ve Barış sürecine değinen DEM Parti Milletvekili Bedran Öztürk, Önder Apo’nun rolünün tarihsel önemine vurgu yaptı:
“Kürt halkı 1924’ten bu yana kimliğinin inkârıyla karşı karşıya. Ancak bu baskı politikaları ne Türkiye’ye ne de başka kimseye hiçbir şey kazandırmadı. Sayın Öcalan, yalnızca mevcut sistemi eleştirmiyor, aynı zamanda yeni bir sistem öneriyor. Kuzey ve Doğu Suriye’deki ortak yönetim deneyimi bunun en somut örneği. Kadınların öncülüğünden doğrudan demokrasinin uygulandığı, halkların eşit bir şekilde temsil edilip kendilerini ifade ettiği bu deneyim bölge için umut verici bir modeldir.”
Toplantı, Önder Apo’nun fikirlerinin yalnızca Kürt halkı için değil, tüm Orta Doğu’da barış, demokrasi ve sosyal adaletin geleceği açısından belirleyici bir rol oynadığı mesajıyla sona erdi.
Katılımcılar, uluslararası sendikal hareketin bu mücadelede aktif sorumluluk alması gerektiğini belirtti. TUC’un yıllık kongresi çerçevesinde gerçekleştirilen bu toplantı, hem emek örgütlerinin hem de Kürt halkının ortak mücadelesinin altını çizerken, “barış için Abdullah Öcalan’a özgürlük” çağrısını bir kez daha gündeme taşıdı.
Farklı iş kollarından 48 sendikanın bağlı olduğu TUC’un 5.5 milyon üyesi bulunuyor. Birleşik Krallık’ta sosyal, siyasal ve iş alanında en etkili örgüt olan TUC, 1868 yılında kuruldu.