Cenevre’deki nöbet 66’ncı ayında: ‘Demokratik yasalar çıkarılmalı’
İsviçre'nin Cenevre kentinde Birleşmiş Milletler (BM) Ofisi önünde 25 Ocak 2021'den bu yana her çarşamba günü gerçekleştirilen Önder Apo’ya Özgürlük Nöbeti, 66’ncı ayına ulaştı.
İsviçre'nin Cenevre kentinde Birleşmiş Milletler (BM) Ofisi önünde 25 Ocak 2021'den bu yana her çarşamba günü gerçekleştirilen Önder Apo’ya Özgürlük Nöbeti, 66’ncı ayına ulaştı.
Cenevre’de her hafta çarşamba günü Birleşmiş Milletler önünde sürdürülen “Önder Apo’ya Özgürlük” eylemi bu hafta da devam etti. Eylem, 14 Temmuz 1982 Amed zindan direnişi şehitleri ve dağların bilge piri Ali Haydar Kaytan (Fuat) Komutan anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.
Ardından Cenevre Önder Apo’ya Özgürlük Direnişçileri adına basın açıklamasını Aziz Aslan basın metnini okudu.
Aziz Aslan, konuşmasına Kürdistan şehitlerini ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenleri anarak başladı.
Beş yılı aşkın süredir kesintisiz sürdürülen eylemin temel amacının Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanması olduğunu belirten Aslan, kamuoyunda “umut hakkı” olarak bilinen hakkın uygulanması ve Önder Apo’nun özgür koşullarda demokratik çözüm sürecine katkı sunabilmesinin önünün açılması gerektiğini ifade etti.
Açıklamada, Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile diğer uluslararası kurum ve kuruluşlara çağrıda bulunularak, Türkiye üzerinde hukuki ve siyasi sorumluluklarını yerine getirmesi yönünde girişimlerde bulunmaları istendi.
Kürtlerin statü talebine de değinilen açıklamada, statüsüzlüğün artık kabul edilemez olduğu belirtilerek, Kürt halkının demokratik haklarının güvence altına alınması gerektiği ifade edildi.
Basın açıklamasında, Temmuz ayının Kürt özgürlük hareketi açısından önemli bir tarihsel döneme işaret ettiği belirtilerek, Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz, Ali Çiçek ve tüm özgürlüm mücadelesi şehitleri anıldı.
Hayri Durmuş’un vasiyeti olarak hafızalara kazınan “Halkına borçlu öldü” sözünün mücadeleye adanmışlığın, fedakârlığın ve halka duyulan sorumluluğun simgesi olduğu ifade edilen açıklamada, bu mirasa sahip çıkılacağı vurgulandı.
Açıklamada, 11 Temmuz 2025 tarihinde Süleymaniye’de gerçekleştirilen törene de değinilerek, bunun barış yönündeki iradenin açık bir göstergesi olduğu kaydedildi.
Bu adımın teslimiyet değil, demokratik çözüm iradesinin ifadesi olduğu belirtilirken, devletin de bu iradeye uygun yasal ve siyasi adımları atması gerektiği dile getirildi.
27 Şubat 2025 tarihinde yapılan “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ile başlayan süreç ve ardından gerçekleştirilen 12. Kongre kararları hatırlatılarak, aradan geçen süreye rağmen gerekli yasal düzenlemelerin yapılmadığı ifade edildi.
Bölgedeki gelişmelere de değinilen açıklamada, Ortadoğu’da çatışmaların derinleştiği belirtilerek, kalıcı barış ve demokratik çözümün ertelenemeyeceği vurgulandı. Kürt halkının iradesinin ve demokratik taleplerinin göz ardı edilmemesi gerektiği ifade edildi.