GÖRÜNTÜLÜ

DEM Parti’den Paris’te halk buluşması: Süreç ağır ilerliyor ama irademiz güçlü

Paris’te düzenlenen halk buluşmasına katılan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve Mûş Milletvekili Sümeyye Boz, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin “olumlu sonuçlanması için irade ve inancımız var” mesajı verdi.

Fransa’nın başkenti Paris’e bağlı Sarcelles kasabasında bulunan Espace Venise Salonu’nda, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ile DEM Parti Mûş Milletvekili Sümeyye Boz’un katılımıyla Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin geniş katılımlı halk buluşması gerçekleştirildi.

Kürdistanlıların yoğun ilgi gösterdiği buluşmada ilk sözü alan Milletvekili Sümeyye Boz, katılımcıları selamlayarak şunları söyledi: “27 Şubat’ta Başkan Apo’nun hepimizi heyecanlandıran Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı oldu. 1 yıldan fazla oldu, süreç ilerliyor, belli bir aşamaya gelindi. Ağır ilerliyor ancak sürecin olumlu sonuca gitmesi için irademiz ve inancımız var. Sizlerin mücadeleye olan bağlılığınız ve inancınızın etkisi sürecin belirleyici etkenidir.”

Sümeyye Boz’un ardından söz alan Tuncer Bakırhan da sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sürecin farklı kesimler tarafından farklı yorumlandığını belirten Bakırhan, şunları kaydetti:
“Evet bir süreç var, herkes bu süreci kendisine göre yorumluyor, anlıyor, anlatıyor. Türk devleti süreci silahlı mücadelenin tasfiyesi olarak anlatıyor, ‘terör’ kavramıyla güvenlikçi politikalara sığdırıyor, ama öyle değil. Düne kadar ‘Kürt yoktur, herkes Türk’tür’ diyenler, bugün Kürt realitesini kabul ediyor. Bahçeli de Erdoğan da bunu söylüyor ve kabul ediyor. Bu tabii ki Kürt halkının, sizlerin mücadelesi ve direnişi ile oldu.”

‘İDAM SEHPASINDAN MÜZAKERE MASASINA’

Bakırhan, Önder Apo’nun sürece ilişkin değerlendirmelerine de değinerek,
“Başkan Apo da şunu söylüyor: ‘Ben Kürt sorununu idam sehpasından müzakere masasına getirdim’ diyor. Kürdistan tarihinde birçok isyan oldu, ilk defa bir isyan idam sehpasında değil, müzakere masasında çözümlenmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

‘BU HALK NEREDE NE YAPACAĞINI ÇOK İYİ BİLİR’

Sürece yönelik güvensizlik söylemlerine de yanıt veren Bakırhan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bazıları diyor sürece inanmıyoruz. Beni kandırsınlar, Tülay Hatimoğulları’nı kandırsınlar, Sümeyye Boz’u kandırsınlar; sizi kandırabilirler mi? Biz barışa da mücadeleye de her zaman hazırız. Rojava’ya saldırı oldu, Nusaybin’de, Suruç’ta gençler yine sınıra dayandılar, bizi kandırabilirler mi? Bu halk nerede ne yapacağını çok iyi bilir. Mücadelemiz gençlerin mücadelesidir, aklımız bizim aklımızdır. Doğrudur süreç ağır ilerliyor, 100 yıllık bir sorunun çok kısa bir sürede çözülmesini beklemek çok doğru bir bakış açısı değil. Bir aile sorunu dahi bazen on yıllarca çözülmüyor. Dediğim gibi hem biraz sabretmek hem de demokratik mücadeleyi yükseltmek gerekiyor. Bizi kimse kandıramaz. Bugün Kürt halkını tüm dünya tanıyor, Hindistan’dan Şili’ye ‘Jin Jiyan Azadî’ sloganı yankılanıyor, bunları görmek lazım.”

‘DEVLETİ MASAYA ÇEKEN BAŞKAN APO’YA GÜVENİYORUZ’

Geçmişte partilerine yönelik kapatma kararlarına da değinen Bakırhan,
“11 tane partimiz kapatıldı. Partilerimiz kapatıldı, biz mücadeleyi mi bitirdik? Onlar engellemeye çalıştı, biz daha da büyüdük. Belediyelere kayyum atadılar, biz yine belediyelerimizi kazandık. Devlet irademiz karşısında her seferinde şaşkına döndü. Türk solunda yer alan arkadaşlarımız diyor, siz kime güveniyorsunuz? Biz Paris’te bulunan halkımıza güveniyoruz, biz zindanlarda direnen yoldaşlarımıza güveniyoruz, biz 27 yıldır 12 metrekare hücresinde direnen, devleti bu masaya çeken Başkan Apo’ya güveniyoruz” dedi.

Kendi siyasi geçmişine de değinen Bakırhan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Beni üç sefer cezaevine koydular, üst düzey örgüt üyeliğinden. Dün Erdoğan’ı, Bahçeli’yi benim masama getiren sizlersiniz, sizlerin buralarda verdiği mücadeledir. Kürt sorunu kısa vadede çözülecek bir sorun değildir. Şu anda önceliğimiz Başkan Apo’nun halkıyla, kamuoyuyla rahat bir şekilde iletişim kurma koşullarına gelmesi, zindanlardaki yoldaşlarımızın özgür olmasıdır, belediyelerimize atanan kayyumların gitmesidir. En son aşama ise Türkiye’nin demokratikleşmesi aşamasıdır. Türkiye’nin demokratikleşmesiyle birlikte Kürt sorunu tamamen çözülecektir. Toplumsal haklarımız, kültürel haklarımız ancak demokratik Türkiye ile mümkündür.”