Şehit Aileleri Derneği (KOMAW) öncülüğünde Almanya'nın Mannheim kentindeki Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nde (DKTM) Mayıs Ayı Şehitlerini anma etkinliği düzenlendi. Yoğun katılımın olduğu ve salonun tamamen dolduğu programda, Göksungur ailesinden Hasan Göksungur (Veli Azad), Nasır Göksungur (Firaz) ve Bektaş Göksungur (Yado) şahsında Mayıs Ayı Şehitleri anıldı. KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu da, Göksungur kardeşler için görüntülü bir mesaj gönderdi.
Saygı duruşuyla başlayan programda KOMAW temsilcilerinin yanı sıra Göksungur ailesi adına Fatoş Göksungur ve aile üyeleri konuşma yaptı. Konuşmalarda, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin halkın ortak hafızasında önemli bir yer edindiği belirtilerek, şehitlerin anılarının yaşatılmasının ve mücadele miraslarına sahip çıkılmasının ortak bir sorumluluk olduğu ifade edildi.
KOMAW tarafından yapılan değerlendirmede ise Göksungur ailesinden üç kardeş şahsında tüm Mayıs ayı şehitlerinin ve mücadele yaşamında hayatını kaybedenlerin minnet ve saygıyla anıldığı belirtilerek, onların bıraktığı mücadele mirasının yaşatılmaya devam edileceği vurgulandı.
Etkinlikte Karasu’nun görüntülü mesajı izletildi. Karasu’nun, Güneybatı şehitleri şahsında tüm şehitleri andığı mesajın tamamı şöyle:
Mustafa Karasu’nun anmaya gönderdiği mesajın tamamı şöyle: “Haki yoldaş şahsında tüm Mayıs ayı şehitlerini ve tüm devrimci şehitlerini minnetle ve saygıyla anıyorum. Mayıs ayı, şehitler ayı, 18 Mayıs da şehitler günüydü. Bu ayda çok değerli yoldaşlarımız ve çok değerli devrimciler şehit düşmüştür. Bu açıdan Mayıs ayında anmalar daha da derinliklidir, daha bütünlüklüdür. Bu Mayıs ayında Nasır, Bektaş ve Hasan Göksungur yoldaşları da anıyoruz. Bunlar da bizim eski şehitlerimizdir, değerli şehitlerimizdir. Güneybatı'da çok değerli şehitlerimiz de bu ayda yaşamlarını yitirdiler. Bunlardan biri de Kasım Yoldaş'tır. Kasım Yoldaş da bu ayda şehit düştü.
SOYKIRIMIN EN YOĞUN GERÇEKLEŞTİRİLDİĞİ ALAN GÜNEYBATI’DIR
Güneybatı şehitlerinin şöyle bir özelliği ve anlamı var: Kürdistan soykırım altında ama bu soykırımın en yoğun gerçekleştirildiği alan ise Güneybatı alanıdır. Yani Maraş, Adıyaman, Sivas, Malatya, Dersim dahil buralar gerçekten de tam bir soykırım tehdit altındadır. Zaten Şark Islahat Planı’yla ilk önce Fırat'ın batısındaki Kürtlüğü ortadan kaldırmak, yok etmek, Türkleştirmek amaçlanmıştır. Bu konuda da her yol ve yöntem denenmiştir. Bu yönüyle gerçekten de Güneybatı'da şu andaki duruma bakıldığında Şark Islahat Planı’yla yürütülen soykırım planının belli sonuçlar aldığını da görüyoruz. Etkileri var ama buna karşı bir öfke de var.
Güneybatı'da, yani bu kültürel soykırımın yoğun yürütüldüğü bu alanda bu soykırımın bilincine varan, farkına varan insanlarımızda ise öfke büyüyor. Bu öfke büyük bir militanlık, büyük direnişçilik ortaya çıkarıyor. Güneybatı şehitlerimizin böyle bir özelliği var. Güneybatı insanımız, Güneybatı gençliği eğer bilincine, farkına varırsa soykırıma en fazla öfke duyan halktır, gençliktir. Bunu bizim şehitlerimiz çok derinden hissetmişlerdir, çünkü burada Kürtlük ortadan kaldırılmak istenmiştir. Kürtler topraklarından göç ettirilmek istenmiştir. Burada neredeyse Kürtlük adına hiçbir şey bırakılmak istenmemiştir.
Sadece kültürel soykırım değil, bir de demografi değişimiyle Güneybatı'daki bütün halkımız bir devlet politikasıyla metropollere, Avrupalara sürgüne gönderilmiştir. Buralara göç etmişlerdir. Bunlar sadece ekonomik nedenlerle yapılan göçler değildir. Bunu bir kere halkımızın bilmesi lazım. Bunun en önemli kanıtı Güneybatı'daki Kürt köylerinin boşalması ama Kürt olmayan köylerin ise yerinde kalmasıdır, boşalmamasıdır. Bu açıdan Güneybatı üzerinde nasıl bir soykırım politikası yürütüldüğünü biz çok iyi biliyoruz. Bunun derinliğini hücrelerimize kadar hissediyoruz.
ÖFKEMİZ BÜYÜK OLMALIDIR
Çocukluğumuzda köylerde kadınlar ve yaşlılar Türkçe bilmezdi. Hepsi Kürtçe konuşurdu. kültürel varlık çok güçlüydü. Kürt kimliği çok güçlüydü ama bu kültürel soykırım altında dilimiz, kültürümüz, kimliğimiz yok edilmeye çalışılmıştır. Bundan daha büyük zulüm olabilir mi? Evet, Kürdistan'ın bütün her yerinde zulüm var, baskı var, yok etme var. Yok etme politikası Fırat'ın batısındaki Kürtler üzerinde uygulanmıştır. Bu açıdan Fırat'ın batısındaki halkımız bu politikayı derinliğine hissetmeli, anlamalı, tarihini bilmeli. Şehitlerimiz gibi bu sömürgeciliğe, bu soykırım politikasına öfke duymalıdır. Öfkemiz büyük olmalıdır. Bu yapılanlara karşı öfke duymamak, köksüz olmaktır.
O TOPRAKLAR CANLANMALI
Güneybatı şehitlerimiz Kasım Engin, Nasır, Bektaş ve Hasan Göksungur kardeşler, Engin Sincer, Berfîn yoldaşlar, yüzlerce hatta binlerce yoldaşımız, Fırat'ın batısında uğranan soykırımcılığa karşı büyük öfke duymuşlar ve büyük direniş içinde olmuşlardır. Bu yönüyle biz onları sevgiyle, saygıyla anıyoruz. Onların hissettiklerini biz de hissediyoruz. Onların yurt sevgisini, atalarına, analarına saygıyı, dillerine ve kültürlerine saygıyı, özlemi biz de derinliğine hissediyoruz. Bu nedenle de soykırımcı sömürgeciliğe karşı mücadelemizi sürdürüyoruz, sürdürmeliyiz.
Geçmişimizin, analarımızın, babalarımızın, atalarımızın yaşadığı o topraklar yeniden canlanmalıdır. Şehitlerimiz o toprakları yeniden Kürt kültürünün kimliğinin canlandığı alanlar yapmak için şehit düştüler. Kürdistan'ı özgürleştirmek için mücadele ettiler ve şehit düştüler. En büyük özlemleri de analarının, babalarının, kendilerinin doğduğu o toprakları özgürleştirmek, kendi kültürüyle, diliyle, değerleriyle buluşma özlemlerini gerçekleştirmek istediler.
MÜCADELEYE KOŞTULAR
Halkımız Avrupa'ya göç etti ama gençlerimiz Özgürlük Hareketi’nin etkisiyle Kürdistan'da uygulanan soykırım politikalarını Güneybatı'da uygulanan soykırım politikalarını kavrayarak, anlayarak kendileri üzerinde nasıl bir soykırım politikası yürütüldüğünü, özel savaş yürütüldüğünü öğrenerek ülkelerine koştu. Özgürlük mücadelesine koştular. Bu yönüyle evet topraklardan koparılmışlardır ama kimliklerinin, tarihlerinin bilincine vardığında gerçekten de binlercesi Avrupa'dan Kürdistan dağlarına koşmuş ve şehit düşmüşlerdir.
ÖZLEMLERİNİ MUTLAKA GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ
Bu anmayı yaptığımız süreç, aynı zamanda Barış ve Demokratik Toplum Süreci’dir. Önder Apo bu süreci şehitlere bağlılığın ve şehitlerin özlemini gerçekleştirme amacıyla yürütmektedir. Bu süreç şehitlerimizin yarattığı değerlerin, halkımızın mücadelesinin, demokratik siyaset ve demokratik siyasal mücadele yoluyla sonuçlara ulaştırılmasıdır. Halkımız bu süreci böyle anlamalı. Bu süreç şehitlerimizin özlemlerini gerçekleştirme sürecidir. Bu temelde bu anmayı yaparken tüm halkımızı aynı zamanda bu sürece sahip çıkmaya çağırıyoruz. Bu sürece eylemleriyle, mücadelesiyle destek vermeye çağırıyoruz. Güneybatı'da Kürtlüğü yeniden ayaklandırmak isteyen bu şehitlerimizi minnetle ve saygıyla anıyoruz. Onların anılarını mutlaka sonuca götüreceğiz. Onların özlemlerini gerçekleştireceğiz.
ONLARIN YARATTIĞI DEĞERLERE SAHİP ÇIKMALIYIZ
Onlar bizlere doğru yolu gösterdiler. Onlar bizlere kim olduğumuzu gösterdiler. Ne yapmamız gerektirdiğini gösterdiler. Bütün halkımıza gösterdiler. Bu açıdan tüm Kürt halkı ve özellikle de Güneybatı halkımız bu şehitlerimizi anlayarak onların yarattığı değerlere sahip çıkmalı. Onlara sahip çıkmalıdırlar. Onlara sahip çıkarak yaşamımız anlam kazanabilir. Ahlaklı olabiliriz, vicdanlı olabiliriz. Bu yönüyle gerçekten bu şehitlerimize sahip çıkmak çok çok önemli. Şehitlerimizi anmak çok önemli. Bütün halkımızın şehitler izinde, şehitlerin değerleri etrafında bundan sonraki büyüteceği mücadelede başarılar diliyoruz.”
Etkinlik boyunca sık sık “Şehîd Namirin” ve “Bijî Serok Apo” sloganları atıldı. Anma programı, sanatçı Hozan Cömert’in seslendirdiği ezgi ve türkülerle devam etti.
Programın sonunda katılımcılara lokma ve yemek ikram edilirken, etkinlik dayanışma mesajları ve sohbetlerle sona erdi.