İngiltere’nin başkenti Londra’da 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle, “Demokratik Toplumu İnşa Sürecinde Barışı Düşünmek ve Düşlemek” başlığıyla panel düzenlendi. Kürt Halk Meclisi ve Jiyan Kadın Meclisi’nin ortaklaşa Haringey’deki Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nde düzenlediği panel yoğun katılımla gerçekleştirildi.
Panel katılımcılar, Önder Apo’nun başlattığı yeni dönem çerçevesinde yeni dönemin anlamı, toplumsal mücadeleye etkisi ve demokratik yapıların inşası üzerine tartışmalar yürüttü.
Panelin moderatörlüğünü üstlenen LSE Öğretim Görevlisi Hakan Sandal, açılış konuşmasında, Türkiye’de ve Kürdistan'da yerel taban hareketlerinin önemine dikkat çekerek, “Kürt halkı on yıllardır barış için mücadele ediyor. Barış, yeni bir kavram değil, bu halkın tarihsel birikiminden doğan bir hakikattir. Bugün burada olduğumuz gibi, diasporadaki halkın katılımı da bu sürecin gücünü artıracaktır” dedi.
‘BARIŞ GÜNLÜK YAŞAMDA ÖRGÜTLENMELİDİR’
Gazeteci Nimet Sevim, demokratik uygarlık ve barış ilişkisini tarihsel bir perspektifle ele aldı. 1 Eylül’ün tarihsel önemine değinen Sevim, “1 Eylül sadece savaşsız bir gün değil; adaletin, eşitliğin ve özgürlüğün hüküm sürdüğü bir dünyanın özlemini simgeliyor. Barış, demokratik uygarlık perspektifiyle, halkların eşit, özgür ve birlikte yaşamalarının örgütlenmesidir” dedi.
Sevim, Avrupa’daki Kürt toplumunun sadece barışı talep etmemesi, bugünden örgütlenerek inşa etmesi gerektiğini vurguladı: “Barış, toplumsal bir hakikattir ve günlük yaşamda örgütlenmelidir. Kadınlar, gençler, farklı kimlikler ve ezilen topluluklar bu mücadelenin öncüleridir.”
‘ÖZGÜRLÜK HAREKETİ’NİN SÜRECE YAKLAŞIMI STRATEJİKTİR’
Yazar ve yönetmen İlham Bakır, Kürt sorunu bağlamında barış sürecini tarihsel ve stratejik bir perspektifle ele aldı. Bakır, Kürtlerin 150 yılı aşan mücadele sürecini hatırlatarak, Önder Apo’nun stratejik değişimini şöyle özetledi: “Kürt Özgürlük Hareketi’nin bu sürece yaklaşımı taktik değil, stratejiktir. Silahlı mücadele artık bir yöntem değil; demokratik mücadele, barışı ve özgürlüğü topluma taşıyan temel yöntem olarak öne çıkmıştır” ifadelerini kullandı.
Kürt milliyetçi cephelerinin sürece yönelik eleştirilerini de ele alan Bakır, “Bu eleştiriler, Kürt halkının stratejik kazanımlarını görmezden gelmek ve süreci engelleme eğilimindedir. Oysa artık silahlı mücadele bitmiştir ve demokratik mücadele ön plana çıkmıştır” değerlendirmesinde bulundu.
‘ADALETSİZLİKLER TELAFİ EDİLMEDEN BARIŞ OLMAZ’
Greenwich Üniversitesi’nden hukuk öğretim görevlisi Dr. Ceylan Begüm Yıldız, barışın adaletle olan bağını öne çıkardı. Ceylan Begüm Yıldız, Türkiye’deki ikili adalet sistemine işaret ederek, geçmiş adaletsizliklerin telafi edilmeden kalıcı barışın mümkün olamayacağını vurguladı:
“Barış, yalnızca devletlerin ya da tarafların anlaşmasıyla sağlanmaz. Geçmişte yaşanan hukuksuzluklar ve cezasızlıkla yüzleşmeden, demokratik bir toplum inşa edilemez. Barış, adil bir toplumsal sözleşmenin oluşturulmasıyla mümkündür.”
Ceylan Begüm Yıldız, diasporadaki halkın sürece aktif katılımının önemine de değinerek, “Toplumsal barış, yerel inisiyatifler ve komünal örgütlenmelerle sağlanabilir. Bugün burada konuştuğumuz her fikir, barışa giden yolun bir parçasıdır” dedi.
Panelin soru-cevap bölümünde katılımcılar, Barış ve Demokratik Toplum Sürecine dair yoğun sorular yöneltti. Tartışmalar, demokratik mücadele yöntemleri, toplumsal sözleşmenin nasıl kurgulanacağı, kadınların ve gençlerin süreçteki rolü gibi konulara odaklandı.