Londra’da ‘Qamişlo’dan Şam’a: Demokratik Suriye’nin yolu’ paneli

Londra’da düzenlenen bir panelde konuşan MSD temsilcisi Hasan Mihemed Eli, özerk yönetimin gücünü halktan aldığına vurgu yaparken, yeni Suriye’nin demokratik, çoğulcu ve kadın özgürlüğünü güvenceye alan bir Suriye olması gerektiğini kaydetti.

Birleşik Krallık’ın başkenti Londra’da London School of Economics Kürt Topluluğu,  “Qamişlo’dan Şam’a: Demokratik ve Çoğulcu Bir Suriye İçin Yollar” başlıklı bir etkinlik düzenledi. 

Etkinlikte, Suriye Demokratik Meclisi (MSD) Halkla İlişkiler Eşbaşkanı ve başmüzakerecisi Hasan Mihemed Elî, Kuzey ve Doğu Suriye’deki özyönetim modelinin geleceğini, Şam’la yürütülen diyalog sürecini ve uluslararası güçlerin rolünü anlattı. Toplantının moderatörlüğünü LSE Ortadoğu Merkezi’nden Robert Lowe yaptı.

GÜCÜMÜZ HALKTIR, MEŞRUİYETİMİZİ SAHADAKİ ÖRGÜTLENMEDEN ALIYORUZ

Etkinliğin açılışında Elî, MSD’nin çizgisini şu sözlerle özetledi:

“On yılı aşkın süredir süren savaş Suriye halklarını yordu, paramparça etti. Biz Suriye Demokratik Meclisi olarak gücümüzü tanklardan değil, halkımızın öz örgütlenmesinden alıyoruz. Bugün Kuzey ve Doğu Suriye’de kurduğumuz demokratik özyönetim sadece Kürtler için değil, Araplar, Süryaniler, Türkmenler ve tüm bileşenler için ortak bir yaşam modelidir.”

MSD sözcüsü olarak konuşan Eli, halkın gücünün DAİŞ’e karşı verilen direnişten ve kurulan yeni demokratik modelden geldiğini vurguladı. 

Eli, “Suriye Demokratik Güçleri (SDG) insanlık adına DAİŞ’i yendi. Kadın ve erkeklerin eşit olduğu, halk meclisleri, komünler ve konseyler yoluyla kendi kendini yönetebilen bir sistem inşa ettik” ifadelerini kullandı. 

DEMOKRATİK VE ÇOĞULCU BİR MODEL

Eli, Suriye’nin geleceğinin mutlaka adem-i merkeziyetçilik ve tüm bölgeler için gerçek özerklik üzerine kurulması gerektiğini kaydederek, “Merkeziyetçilik, geçmişte tüm felaketlerin sebebiydi” diye ekledi. 

“Yeni Suriye’de Araplar, Kürtler, Süryaniler ve tüm halklar eşit ortak olacak. Demokratik ve çoğulcu bir model barışı garanti altına alır” diyen Ali ayrıca İrlanda, Galler ve İskoçya gibi örneklerin, özerkliğin ülkeyi güçlendirdiğini, zayıflatmadığını gösterdiğini hatırlattı.

Toplantıda, Özerk Yönetim’in karşı karşıya olduğu baskılar da ele alındı. Türkiye’nin Efrin ve sınır bölgelerindeki işgali ile Şam’ın özyönetimi geriletme girişimlerine dikkat çeken Ali, bölgesel güçlerin kendi çıkarlarını dayatmaya çalıştığını belirtti. Ancak halk meclislerinin iradesinin savaştan değil, diyalogdan yana olduğunu vurgulayan Ali, “Suriye’nin yeniden kaosa sürüklenmesine izin vermeyeceğiz. Ama halkımıza saldırı olursa, kendimizi savunacağız.” ifadelerini kullandı. 

ULUSLARARASI DAYANIŞMA

Uluslararası dayanışma toplantının diğer önemli gündemiydi. Ali, üniversitelere, sivil toplum örgütlerine ve halk kesimlerine seslenerek şunları söyledi: “Bu mücadele yalnızca siyasetçilere bırakılacak bir mücadele değildir. Öğrenciler, emekçiler, halk kesimleri de söz sahibi olmalıdır. Sesinizi çıkarın, gerçeği anlatın, barış için baskı yapın. Hep birlikte yeni bir gelecek kurabiliriz.” Ali, batılı hükümetlere de tarafları eşit biçimde müzakere masasına oturtma çağrısı yaptı.

Etkinlik, soru-cevap bölümüyle son buldu. Katılımcılar Kamışlo ile Şam arasındaki diyalog yollarını, Suriye’de adem-i merkeziyetçiliğin geleceğini ve Efrin’den göç etmek zorunda kalan halkların geri dönüşünü sordu. 

Oturumu kapatan Robert Lowe, Kuzey ve Doğu Suriye’deki deneyimin yalnızca Suriye için değil, tüm Ortadoğu için barış ve demokrasi adına önemli dersler içerdiğini vurguladı.

KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ OLMADAN YENİ SURİYE KURULAMAZ

Ali bir soru üzerine Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi kadın özgürlüğü ve eşbaşkanlık sisteminin Suriye için örnek bir model olduğunu vurguladı.

Ali, “Biz kadınlarla birlikte savaştık, kadınlarla birlikte yönettik. Kadınların öncülüğü olmadan yeni bir Suriye kurulamaz. Eşbaşkanlık sistemi, kadınların siyasette eşitliği, bu ülkenin geleceğini kurtaracak en büyük devrimdir” diye konuştu. 

MÜZAKERELER SÜRÜYOR

Mart ayında yapılan anlaşmaların geleceğine ilişkin de konuşan Ali, “Mart anlaşmasıyla Efrin’den ve diğer işgal bölgelerinden zorla göç ettirilen halkın geri dönmesi kararlaştırıldı. Şimdi ikinci aşamadayız. Merkezi hükümetle bu konuda müzakereler sürüyor. Bizim için mesele birkaç bakanlık koltuğu değil. Bizim davamız, herkesin eşit haklara sahip olduğu bir anayasa ile yeni bir ülke kurmaktır.” ifadelerini kullandı. 

Toplantının sonunda moderatör Robert Lowe, SDM’nin deneyimlerinin akademi ve siyaset için dersler içerdiğini belirterek şu yorumu yaptı:

“Kuzey ve Doğu Suriye’deki model, bütün Ortadoğu için bir laboratuvar niteliğinde. Bu deneyimi görmezden gelen, Suriye’nin geleceğini de anlayamaz.”