GÖRÜNTÜLÜ

Giessen ve Graz’da halk toplantılarında komünal örgütlenme vurgusu

Giessen ile Graz kentlerinde düzenlenen halk toplantılarında demokratik komünal örgütlenme ve Kürt halkının geleceğine ilişkin değerlendirmeler yapıldı. Siyasetçi İdris Baluken, Kürtlerin artık statüsüz yaşayamayacağının altını çizdi.

Almanya ve Avusturya’da Kürt toplumuna yönelik düzenlenen iki ayrı halk toplantısında, demokratik komünal yaşam, örgütlenme çalışmaları ve Ortadoğu’daki güncel gelişmeler ele alındı. Giessen ve Graz’da gerçekleştirilen etkinliklerde konuşmacılar, halkın kendi kendini örgütlemesi ve çalışmalara daha aktif katılım göstermesi gerektiğini vurguladı.

GIESSEN

Almanya’da demokratik komünal toplum inşasına ilişkin yürütülen çalışmalar kapsamında Giessen Kürt Demokratik Toplum Merkezi’nde bir toplantı gerçekleştirildi.

Toplantıya gazeteci Nimet Sevim ve KON-MED Eş Başkanı Kerem Gök konuşmacı olarak katıldı. Gazeteci Nimet Sevim, dünyada ve özellikle Ortadoğu’da değişen dengelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Sevim, Almanya’daki Kürt toplumunun demokratik entegrasyon temelinde komünler şeklinde örgütlenmesi gerektiğini belirterek, “Halk kendi kendini yönetmelidir” çağrısında bulundu.

Halkın sorularıyla devam eden toplantıda söz alan KON-MED Eş Başkanı Kerem Gök ise, halkın bulunduğu alanlardaki kurumlara daha fazla sahip çıkması gerektiğini ifade etti. Gök, komün inşa çalışmalarında kadınlar ve gençlerin öncülüğünde yeni dönem çalışmalarına aktif katılım çağrısı yaptı. Ayrıca mevcut sürece takılıp kalmadan, beklemek yerine daha fazla çalışma yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

GRAZ

Avusturya’nın Graz kentinde Kürt Kültür Merkezi’nde düzenlenen halk toplantısına siyasetçi Dr. İdris Baluken konuk olarak katıldı.

Baluken, toplantıda Kürt ve Kürdistan halkının tarihsel süreci, Ortadoğu’daki son gelişmelerin Kürtler açısından anlamı ve barış sürecinin geldiği aşamaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İdris Baluken, şunları kaydetti: "Yaşadığımız barış sürecini daha iyi anlamak için, paralel olarak dünya ve Ortadoğu eksenli gelişen politikalar sonucunda Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkı ekseninde başlatılan gerilla mücadelesine bakmak gerekir. Dünyanın iki kutba ayrılması, daha sonraki yıllarda bu blokların çökmesi ve dağılmasıyla birlikte Kürt ulusal mücadelesi de kendisini bu gelişmelere uyarlamak durumunda kalmıştır.

Barış süreçlerinin ulusal ve uluslararası arenalarda kabul görmesi, farklı mücadele alanlarının yaratılması ve sonrasında Rojava modelinin ortaya çıkması, Kürt ulusunun Ortadoğu’da tartışılmaz bir güç dengesi yarattığını göstermiştir. Kürt özgürlük hareketi de buna uygun bir yol izleyerek pratik çözüm mücadelesiyle yoluna devam etmektedir.

Elbette bunun gerek Ortadoğu’da gerekse Türkiye ve Kürdistan’da çok ağır bedelleri olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Ancak 50 milyonluk Kürt ulusunun hakları için, öz savunma dışında silahlı mücadelenin sürdürülmemesi kararı alınmıştır. Bunun sonucunda Kürtler her koşulda zaferle çıkacaktır. Son İran müdahalesinin de bize gösterdiği gibi, Kürtlerin artık statüsüz yaşayamayacağı açıkça ortaya çıkmıştır."

Yaklaşık iki saat süren toplantıya yoğun katılım sağlanırken, katılımcıların soruları da yanıtlandı. Baluken, şehitler ve mücadele geleneğinin yarattığı imkanlara dikkat çekerek, Kürt halkının özgürlüğe ulaşma umudunun her zamankinden daha güçlü olduğunu ifade etti.