NAV-BEL’den Bakanlar Komitesi’nin kararına tepki

NAV-BEL, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Önder Apo’nun umut hakkıyla ilgili aldığı kararın Önder Apo ve Kürt halkının mücadelesini sınırlamayı amaçladığını vurgulayarak, Avrupa’daki Kürt toplumu ve dostlarını dayanışmayı güçlendirmeye çağırdı.

15-17 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantısında, Önder Apo’ya “umut hakkı” konusu gündeme geldi. Toplantı sonucunda, Bakanlar Komitesi, umut hakkının uygulanmasında hızlı ilerleme sağlamak amacıyla Türkiye’yi, alınan tedbirler hakkında en geç Haziran 2026 sonuna kadar bilgi vermeye davet etti. NAV-BEL, bu kararın sembolik adımların ötesine geçmediğini vurgulayarak, Avrupa’daki Kürt toplumu ve dostlarını dayanışmayı güçlendirmeye çağırdı.

NAV-BEL açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Bu karar yüzeyde “halklar için insan hakları gözetimi” gibi görünse de gerçekte, Önder Apo’nun haklarının kısıtlı bir biçimde tutulmaya devam etmesi ve sürecin kontrol altında tutulması hedefleniyor. Uluslararası aktörler, sembolik adımlar ile hem Türkiye üzerinde baskı varmış gibi bir görüntü oluşturuyor hem de Önderliğin ve Kürt halkının örgütlü mücadelesini sınırlamayı amaçlıyor.
Kürdistan, Rojava ve Şengal gündemi de bu tablo ile doğrudan bağlantılıdır. Rojava Devrimi, demokratik konfederalizm ve kadın özgürlüğü ekseninde yükselmiş somut bir kazanımdır; ancak dış güçler bu devrimi hedef alarak halkı sindirmeye ve demokratik kazanımları yok etmeye çalışıyor. Şengal’de Êzidî halkına yönelik saldırılar, Kürdistan’ın dört parçasında yürütülen baskılar ve göçmen halkın Avrupa’daki sömürüsü, aynı stratejik hattın parçalarıdır. Bu durum, bölgesel ve uluslararası aktörlerin Orta Doğu’yu kontrol etme, halkların özgür iradesini kırma ve demokratik kazanımları sınırlama niyetini açıkça gösteriyor.
Avrupa’daki Kürt halkı ve dostları olarak bu süreçte üstümüze düşen sorumluluk, her alanda mücadeleyi büyütmek, dayanışmayı görünür ve güçlü kılmak, Önder Apo’nun çizdiği ideolojik rehberliğe sahip çıkarak özgürlük yolunda somut adımlar atmaktır. Bu, sadece Önder Apo’nun haklarının savunulması değil, aynı zamanda Kürdistan’daki ve Rojava’daki devrimci kazanımların korunması, Şengal’deki halkın direnişinin desteklenmesi ve Avrupa’daki dayanışma ağlarının güçlendirilmesi anlamına gelir. Avrupa’daki halkımız, örgütlerimiz ve dostlarımız bir araya gelerek hem uluslararası kamuoyunu bilgilendirmeli hem de Önder Apo’nun umut hakkını ve özgürlüğünü somut kazanımlara dönüştürecek bir güç ortaya koymalıdır.”