Kürt Özgürlük Hareketi’nin öncü komutanlarından Nûreddîn Sofî, Koçero Urfa ve Bahtiyar Gabar, Almanya’nın Köln kentinde görkemli bir törenle anıldı.
Anma, PYD Avrupa ve KOMAV’ın ortak organizasyonuyla Saal 2000 salonunda düzenlendi.
Salonda Önder Apo’nun portreleri ile şehit komutanların fotoğrafları yer aldı. Girişte PYD, KOMAW ve Köln Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nin temsilcileri konukları karşıladı. Sahnede bulunan elektronik ekranda ise “Jiyana Azad Berhema Vîna Şehîdan e” yazısı dikkat çekti.
Törene, KCDK-E Eş Başkanları Zübeyde Zümrüt ve Engin Sever, KON-MED Eş Başkanları Ruken Akça ve Kerem Gök, KOMAW üyeleri, sanatçılar, sürgündeki Kürt siyasetçileri ve Almanya’daki demokratik Kürt kurumlarının temsilcileri ile çok sayıda Kürdistanlı katıldı.
Etkinlik, bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Ardından yüzlerce kişi hep birlikte “Şehîd Namirin” sloganları attı. Program, TEV-ÇAND sanatçısı Hekîm Sefkan’ın “Xewnê Zaroktiyê” şiirini okumasıyla sürdü.
QSD KOMUTANI SOFÎ: ONLARIN İZİNDE YÜRÜYORUZ
Nûreddîn Sofî’nin ailesi adına, yeğeni ve QSD komutanlarından Loqman Sofî’nin videolu mesajı izletildi. Loqman Sofî mesajında, şehit komutanların fedakarlığını ve halkın özgürlük mücadelesine bıraktıkları mirası vurguladı.
Loqman Sofî, şunları belirtti: “Rojava’da ve Kurdistan’ın diğer parçalarında olduğu gibi, Avrupa’da da komutanlarımızı ve şehitlerimizi anıyoruz. Bugün burada, şehit Nûreddîn Sofî ve yoldaşlarını minnetle yad ediyoruz. Şehit Koçero, büyük bir emek sahibi ve gerçek bir devrimciydi; genç şehidimiz Bahtiyar Gabar ise fedakarlık ruhunu tüm arkadaşlık ilişkilerinde en üst düzeyde temsil etti. Kürt gençliğinin cesaretini ve fedakarlığını kendi şahsında somutlaştırdı.
Halkımızla birlikte, şehitlerimizin etrafında toplanmış bulunuyoruz. Bu kayıp, hem QSD hem de halkımız için büyük bir boşluk yaratmıştır. Onların yerini doldurmak kolay olmayacaktır. Ancak şehitlerimiz, dostlarımız ve halkımız, bugün yalnızca Kurdistan’da değil, Avrupa’nın dört bir yanında da anılmaktadır. Biz de onların yoldaşları olarak mücadele alanlarında, onların izinden yürümeye devam ediyoruz.
Komutan Nûreddîn ve arkadaşları, Serok Apo’nun fikirlerini en iyi şekilde kavrayarak yaşadılar ve o çizgide halkla birlikte mücadele ettiler. Onların devrimci duruşu, fedakârlığı ve inancı bugün bizlere yol göstermektedir.
Doğrusu bizlere düşen görev; sözümüze, mücadelemize ve onların mirasına sahip çıkmaktır. Her alanda mücadelelerini sürdürmek zorundayız. Bugün ayakta duruyorsak, bu onların emeği, inancı ve direnişi sayesindedir. Kültür, eğitim ve bilinç alanında bizleri eğiten, yolumuzu aydınlatan komutanlarımız oldu. Bu mirası geleceğe taşımak, en büyük sorumluluğumuzdur.”
DİLEK ÖCALAN: KOÇERO, ÖNDER APO İLE YAŞAMA HAYALİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ
Ardından Koçero Urfa’nın ailesi adına Dilek Öcalan konuşma yaptı. Koçero’nun genç yaşta özgürlük mücadelesine katıldığını söyleyen Dilek Öcalan, “Bugün üç yoldaşımızı, tüm Kürdistan ve devrim şehitlerini anıyor, onların önünde saygıyla eğiliyoruz. Heval Koçero için Amara köyünde üç gün boyunca verilen taziyelerde de halkımız, ona olan bağlılığını güçlü bir şekilde ortaya koydu” dedi.
“Şehitler bizlere her zaman yol gösterdiler; mücadelemizi büyütmeyi, özgürlüğün anlamını ve değerini öğrettiler. Onlar hakkında ne söylesek eksik kalır, çünkü şehitler direnişleriyle yolumuzu aydınlattılar” diyen Dilek Öcalan, akrabası Koçero Urfa için şunları aktardı: “Koçero yoldaşı yakından tanımamış olsam da, duyduklarım ve bildiklerim onun devrimci kişiliğini anlamak için yeterlidir. İzmir’de üniversite yıllarında özgürlük mücadelesine katıldı. Çocukluğundan beri Önder Apo ile yaşamak ve onun yanında olmak istiyordu. Sürekli Üveyş Ana’nın yanına gidiyor, her fırsatta Önder Apo’nun yanında yer almanın mücadelesini veriyordu. Üniversiteyi tamamlamadan bu hayalini gerçekleştirdi; Önder Apo’nun yanına giderek özgürlük saflarına katıldı. Dağdaki mücadelesinin büyük bir bölümü eğitim alanında geçti. Binlerce kahraman savaşçı onun eğitimlerinden geçti; onun emekleriyle mücadeleye katıldı. Koçero, binlerce kahramanı eğiten ve özgürlük yolunda büyüten bir komutan oldu.”
EDİBE BABÜR: ŞEHİTLER BİZİM ONURUMUZ
Bahtiyar Gabar’ın ablası Edibe Babür ise telefonla bağlanarak, “Şehitler bizim onurumuzdur, Yüreğimizde, daima mücadeleleriyle yaşayacaklardır. Büyük kahramanlar, halkımızın özgürlüğü için canların verdiler. Onların mirasına sahip çıkmak en büyük görevimizdir” dedi.
GOYÎ: ANILARI VE MÜCADELELERİ BİZLER İÇİN YOL GÖSTERİCİDİR
KOMAW adına konuşan Cahîde Goyî, Nûreddîn Sofî’nin Kürt halkı için büyük bir değer olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Kürt Özgürlük Hareketi, kahramanların emeği ve mücadelesiyle bugünlere gelmiştir. Heval Nureddin derdi ki; ‘Ülkemizi, dağlarımızı viran etmişler; biz yeniden bir yaşam ve ülke inşa ediyoruz.’ Her şehit, her kahraman bizim için büyük bir değerdir. Onları bir kez daha saygıyla anıyorum.
Bugün, 3. Dünya Savaşı’nın yaşandığı bir dönemde, Kürt halkı katliam ve talanlarla karşı karşıya bırakıldı. Rojava’da ve Kurdistan’ın diğer parçalarında halkımızın emeğine, yaşamına ve doğasına saldırdılar; insanlarımızı katlettiler. Heval Nûreddîn Sofî, bu saldırıların hesabını sormak için Rojava’da büyük bir emek verdi. Heval Nûreddîn’in izleri, Amed’den Botan’a, Mêrdîn’den Başûr ve Serhat’a, Rojava’nın dört bir yanına kadar uzanmaktadır. Koçero ve Bahtiyar arkadaşların anıları ve mücadeleleri de bizler için yol göstericidir. Onların yürüttüğü mücadeleyi başarıya ulaştıramazsak, büyük bir eksiklik yaşamış oluruz. PKK mücadelesi, sadece Kürt halkı için değil, tüm insanlık için bir özgürlük mücadelesi olmuş; büyük emekler ve kahramanlıklar yaratmıştır. Nureddin ile arkadaşlığım oldu; Önder Apo’yu en iyi anlayanlardan biriydi. Yaşamın her alanında bu kişiliğini ortaya koydu. Bugün bizlere düşen görev, bu değerli mirası yaşatmak ve mücadeleyi daha da yükseltmektir.”
MISTEFA: NÛREDDÎN BİR OKUL GİBİYDİ
PYD Avrupa üyesi Abduselam Mistefa ise Nûreddîn Sofî’yi “bir okul gibi, yol gösterici bir rehber” olarak tanımladı. Mistefa, “15 Ağustos Atılımı’na komutanlık eden Heval Egîd ve arkadaşları tarihe damga vurdular. Onların izinde binlerce kahraman mücadele etti, kahramanlıklar sergiledi ve şehadete ulaştı. Bu fedakârlıklar ve kahramanlıklar, Kurdistan’da asla unutulmayacaktır. Şehadetleri, halkımıza büyük bir miras bıraktı. Kürt halkının ve Önder Apo’nun başı sağ olsun.
Nûreddîn arkadaşımı yakından tanıdım. O, adeta bir okul gibiydi; felsefeyi, toplumu ve yaşamın her alanını bilen ve yaşayan bir insandı. Gittiği her yerde yaşamı anlamlandırmayı bilen bir komutandı. Öğrencilerle olduğunda bir öğrenci gibi, entelektüellerle olduğunda entelektüel gibi, çocuklarla olduğunda bir çocuk gibi davranabiliyordu. Yaşamın her alanına dokunan, kendini her yerde var eden bir insandı. Nureddin heval, sadece bir komutan değil, aynı zamanda yol gösteren bir rehberdi” diye konuştu.
FIRAT: ŞEHİTLERİ MİRASINA VE MÜCADELEMİZİN HAKİKATİNE DAHA SIKI SARILMALIYIZ
Siyasetçi Seydi Fırat da yaptığı konuşmada şehitlerin Kürt halkının kıblesi olduğunu vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı: “Şehitlerimizi anıyor, önlerinde saygıyla eğiliyorum. Onların mücadele yaşamlarını, başarılarını ve kahramanlıklarını burada dostlarımız dile getirdi. Şehitlerimiz bizim tarihimizdir; biz onlardan cesaret ve umut alıyoruz. Tarih, onların mücadelesiyle aydınlanıyor; onlar bizim tarihimizin ışıklarıdır. Şehitlerimiz, mücadelemizin kıblesidir.
İşgalci devletler halkımıza “Kıbleniz biziz” diyordu. Fakat Özgürlük Hareketi, asıl kıblenin halkımızın kendi mücadelesi olduğunu gösterdi. Şehitler bu hakikati ortaya koydu. Bu gerçeklik asla inkâr edilemez; şehitlerimizin değeri tam da burada yatmaktadır.
Önder Apo, 27 Şubat’ta ağır tecrit koşullarına rağmen “Barış ve Demokratik Toplum” sürecini başlattı. 27 yıldır büyük bir direniş ve mücadeleyle bizlere yol göstermeye devam ediyor. Son manifestosunda açıkça vurguluyor: “Bizim varlığımız, örgütümüzün ve hareketimizin varlığıdır. Eğer hareketimiz düşerse, bizim varlığımız da düşer.” Bu nedenle Önder Apo bizlere yeniden örgütlenmemizi söylüyor. Hatta, “Rüyanızda bile nasıl örgütleneceğinizi düşünün” diyerek çağrısını güçlendiriyor. Bizler de bu çağrıya kulak vermeli, şehitlerimizin mirasına ve mücadelemizin hakikatine daha sıkı sarılmalıyız.”
Konuşmaların ardından şehit komutanların mücadele yaşamını anlatan bir sinevizyon gösterimi sunuldu. Gösterim uzun süre alkışlandı ve salonda yeniden “Şehîd Namirin” sloganları yükseldi.
Daha sonra sanatçı Xelîl Xemgîn sahneye çıkarak şehitlere adadığı şiirini okudu. TEV-ÇAND sanatçıları da “Ey Şehîd” adlı eseri seslendirdi.
Yaklaşık üç saat süren anma etkinliği, “Şehîd Namirin” sloganları eşliğinde sona erdi.