Sürgünden sandığa: Kürt adaylar İngiltere yerel siyasetinde
İngiltere’de 7 Mayıs’te yerel seçimlere gidiliyor. Yüzbinlerce Kürdün yaşadığı ülkede Kürt adaylar yerel yönetimlerde de söz sahibi olmak için siyasette giderek daha aktif hale geliyor.
İngiltere’de 7 Mayıs’te yerel seçimlere gidiliyor. Yüzbinlerce Kürdün yaşadığı ülkede Kürt adaylar yerel yönetimlerde de söz sahibi olmak için siyasette giderek daha aktif hale geliyor.
İngiltere, 7 Mayıs’ta yerel seçimlere ekonomik kriz, göç tartışmaları ve siyasi dengelerin sarsıldığı bir atmosferde gidiyor. 136 yerel yönetimde 5 binden fazla koltuk için sandık kurulurken, Reform UK’nin yükselişi geleneksel iki partili yapıyı zorluyor. Bu süreçte Kürt adaylar da Londra başta olmak üzere birçok kentte sahaya çıkarak yerel siyasette daha görünür bir konuma geliyor. Seçimler, yalnızca belediyeleri değil, İngiltere’nin siyasi yönünü de yeniden tartışmaya açıyor.
İngiltere’de 7 Mayıs 2026’da yapılacak yerel seçimler, son yılların en geniş kapsamlı yerel oylamalarından biri olarak değerlendiriliyor. Ülke genelinde yaklaşık 136 yerel yönetimde, 5 bini aşkın belediye meclis koltuğu için sandık kurulacak. Londra başta olmak üzere Birmingham, Manchester ve Leeds gibi büyük şehirleri kapsayan seçimler, yaklaşık 30 milyon seçmenin katılımıyla gerçekleşecek ve yalnızca yerel yönetimleri değil, ülke siyasetinin genel yönünü de belirleyecek kritik bir “siyasi test” olarak görülüyor.
Kamuoyu yoklamaları İngiltere siyasetinde ciddi bir değişime işaret ediyor. Özellikle sağ ırkçı parti Reform Uk Nigel Farage’ın liderliğinde göç ve sistem karşıtı söylemler üzerinden yükselişini sürdürüyor. Anketlere göre Reform UK yüzde 24–26 bandında yer alırken, Conservative (Muhafazakar) Parti yüzde 19–21, iktidardaki İşçi Partisi ise yüzde 17–18 seviyelerinde bulunuyor. Bu tablo, uzun yıllardır iki parti etrafında şekillenen siyasi yapının ciddi biçimde sarsıldığını ortaya koyuyor. Jeremy Corbyn’in kurduğu “Your Party” ise bazı bölgelerde sınırlı sayıda adayla seçime katılıyor, daha çok bağımsız ve yerel sol gruplarla birlikte hareket eden küçük ölçekli bir yapı olarak öne çıkıyor.
KIRILMA DERİNLEŞİYOR
Seçimlerin temel gündemini ekonomik kriz, hayat pahalılığı, konut sorunu, göç ve kamu hizmetlerindeki baskı oluşturuyor. Özellikle büyük şehirlerde artan kira ve yaşam maliyetleri, sağlık sistemi üzerindeki yük ve güvenlik kaygıları seçmen davranışını doğrudan etkiliyor. Bu ortamda Reform UK’nin yükselişi, seçmenin mevcut düzene yönelik tepkisinin bir yansıması olarak değerlendirilirken seçimleri yerel yönetimlerin ötesinde bir “memnuniyet oylamasına” dönüştürüyor.
Bu tablo, İngiltere’de daha parçalı bir siyasi yapının ortaya çıkma ihtimalini güçlendiriyor. Reform UK’nin yükselişi hem Muhafazakâr Parti’nin sağ tabanını bölüyor hem de İşçi Partisi’nin bazı seçmen gruplarını kaybetmesine neden oluyor. Bu durum birçok belediyede tek parti çoğunluklarını zayıflatırken, koalisyon ve azınlık yönetimlerinin artacağı bir döneme işaret ediyor.
KÜRTLER YEREL YÖNETİMLER DE İDDİALI
Seçimler aynı zamanda göçmen toplulukların siyasi görünürlüğü açısından da önemli bir eşik olarak görülüyor. Özellikle Londra başta olmak üzere birçok kentte seçimlere katılan Kürt adaylar, savaş, baskı ve zorunlu göç süreçlerinin ardından geldikleri İngiltere’de yerel yönetimlerde söz sahibi olma mücadelesi veriyor. Tahminlere göre Birleşik Krallık’ta 300–400 bin arasında Kürt yaşıyor ve bu nüfusun büyük bölümü Londra ve çevresinde yoğunlaşıyor.
Londra’nın yanı sıra Exeter, Manchester ve Liverpool gibi kentlerde de Kürt adaylar yer alıyor. Özellikle Kuzey Londra’daki Enfield, Haringey, Hackney, Edmonton ve Tottenham bölgelerinde Kürt kimlikli belediye meclis üyesi adayları bulunuyor. Adayların önemli bir bölümü İşçi Partisi listelerinde yer alırken, Yeşiller Partisi’nden ve bağımsız aday olarak yarışan isimler de dikkat çekiyor. İşçi Partisi’nden Haringey’de Kürt aktivist Ajda Ovat, Hackney’de Gülçin Özdemir, Makbule Güneş, Enfield bölgesinde Hanım Aydemir ve yine Hanckney bölgesinde bağımsız aday İlkay Çinko gibi çok sayıda isim yer alıyor. İngiltere’nin Devon Bölgesi’nde de Kürt akademisyen Dr. Mithat İshakoğlu’da Yeşiller Partisi Exeter bölgesinden aday. Kürtler kapı kapı seçim çalışması yürütürken, toplumla buluşarak toplantılar gerçekleştiriyor hedeflerini anlatıyor ve birlikte mücadelenin yol ve yöntemlerini de tartışıyor. İngiltere’nin yerel yönetimlerinde özellikle Londra’da Kürt adayları 7 Mayıs seçimlerinde ciddi bir etkiye sahip olma potansiyeli taşıyor.
Artan ekonomik kriz, eşitsizlikler ve Reform UK gibi partilerin göç karşıtı söylemleriyle sertleşen siyasi atmosferde Kürt adaylar, hem kendi topluluklarını temsil etme hem de daha geniş bir demokratik katılım alanı oluşturma iddiasıyla öne çıkıyor. Özellikle Kuzey Londra’da yürütülen kampanyalarda Kürtçe afişler ve Kürtçe çağrılar da dikkat çekiyor.
ERBİL: KÜRT VE ALEVİ KİMLİĞİM SİYASİ MÜCADELEMİN PARÇASI
İngiltere’nin ilk Kürt belediye lideri olduğu belirtilen Enfield Belediye Lideri ve İşçi Partisi adayı Ergin Erbil, seçim sürecine ilişkin değerlendirmesinde hem kimliği hem de siyasi hedeflerine dikkat çekti.
Kendisini Kürt ve Alevi kimliğiyle tanımlayan Erbil, Enfield’da doğup büyüdüğünü ve Edmonton Green Mahallesi’nde meclis üyesi adayı olduğunu belirterek, “Sizin desteğinizle 4 yıl daha Enfield Belediyesi’nde bir Kürt olarak liderlik yapmak istiyorum” dedi.
Siyasete giriş nedeninin Muhafazakâr Parti döneminde uygulanan kesinti politikaları olduğunu vurgulayan Erbil, bu politikaların yerel hizmetleri zayıflattığını ve toplum üzerinde ciddi etkiler yarattığını ifade etti. 15 yaşından itibaren İşçi Partisi içinde siyasi mücadeleye başladığını, genç yaşta aday olup meclis üyeliğine seçildiğini hatırlattı.
Kürt ve Alevi kimliğinin kendisi için büyük önem taşıdığını belirten Erbil, “Azınlık bir toplumu temsil ettiğimin farkındayım. Kürt olmak aynı zamanda politik bir kimliktir” dedi. Türkiye ve Ortadoğu’daki Kürt halkının insan hakları mücadelesine destek vermeyi sürdürdüğünü de ifade etti.
Yerel yönetimde Alevi kültürünün müfredata dahil edilmesi, Alevi kurumlarına ve Kürt Toplum Merkezi’ne destek verilmesi gibi çalışmalara katkı sunduğunu belirten Erbil, bu faaliyetleri siyasi görevin ötesinde bir sorumluluk olarak gördüğünü söyledi.
Seçilmesi halinde önceliklerini de açıklayan Erbil, güvenli ve temiz sokaklar, parklar ve okulların geliştirilmesi, gençlere yönelik iş ve konut imkanlarının artırılması ve evsizler için yeni konut projeleri oluşturulması gibi hedefleri olduğunu belirtti.
Muhafazakârların kesinti politikalarına karşı mücadele edeceklerini vurgulayan Erbil, sağlık, belediye hizmetleri ve sosyal alanlarda yaşanan kısıtlamaların toplumda mağduriyet yarattığını söyledi. “Kesintiye değil yatırıma odaklanan bir belediyecilik anlayışını savunuyoruz” diyen Erbil, İşçi Partisi etrafında kenetlenme çağrısında bulundu.
FERHAN STERK: KÜRTLERİN YEREL SİYASETTE AKTİF OLMALI
Aynı zamanda Londra Kürt Film Festivali Direktörü olan Ferhan Sterk, 7 Mayıs yerel seçimlerinde Enfield Highfield bölgesinde Yeşiller Partisi’nden belediye meclis üyesi adayı olarak yarışıyor. Sterk, seçim çalışmalarını Kürt nüfusunun yoğun yaşadığı bölgede Kürtçe ve İngilizce olarak sürdürüyor.
Yaklaşık 20 yıldır zorunlu sürgün olarak İngiltere’de yaşadığını belirten Sterk, akademik eğitimini Aile ve Çocuk Psikolojisi üzerine yaptığını ve şu anda bir hastanede bu alanda görev aldığını söyledi. Kuzey Londra’da önemli bir Kürt nüfus bulunduğunu vurgulayan Sterk, “Yaklaşık 250 bine yakın Kürt nüfus var. Büyük bölümü politik nedenlerle bu ülkeye gelmiş durumda” dedi.
Kürt toplumunun yoğun nüfusuna rağmen yerel yönetimlerde ve siyasette yeterli temsiliyete sahip olmadığını ifade eden Sterk, son yıllarda bu alanda bir artış yaşansa da bunun hâlâ yetersiz olduğunu belirtti.
Kürt diasporasında yaşayan biri olarak siyasete katılma kararını bu ihtiyaç üzerinden açıkladığını söyleyen Sterk, “Kürtler siyasete dahil olmadan taleplerini, kimliklerini ve toplumsal ihtiyaçlarını dile getiremiyor. Ben de bu nedenle siyasette yer alıyorum” dedi.
Siyasetin yaşamı iyileştirme açısından önemli bir araç olduğunu vurgulayan Sterk, ulus devletlerin tek başına Kürt haklarını vermeyeceğini, bu nedenle siyasetin içinde aktif mücadelenin zorunlu olduğunu ifade etti. Türkiye ve Ortadoğu örneklerine de atıfta bulunarak, Kürtlerin ancak örgütlü ve siyasal katılım ile sonuç alabileceğini söyledi.
Yeşiller Partisi’nin göçmen haklarını savunan bir parti olduğunu belirten Sterk, bu nedenle adaylık teklifini kabul ettiğini ifade etti. Kürtlerin genellikle İşçi Partisi içinde yer aldığını ancak bunun tek seçenek olmadığını, önemli olanın Kürt kimliğiyle siyasette yer almak olduğunu vurguladı.
Enfield, Hackney ve Haringey gibi bölgelerde önemli bir Kürt nüfus bulunduğunu söyleyen Sterk, buna rağmen karar alma mekanizmalarında yeterli temsil olmadığını belirtti. Bu eksikliğin Kürt toplumunun etkisini sınırladığını ifade etti.
Özellikle Enfield bölgesinde gençleri etkileyen çeteleşme sorununa dikkat çeken Sterk, eğitimden kopan gençlerin riskli yapılara yöneldiğini ve bunun Kürt gençlerini de etkilediğini söyledi. Bu konuda projeler geliştirmeyi hedeflediğini belirtti.
Göçmen ve mülteci politikalarına da değinen Sterk, Avrupa’da yükselen aşırı sağ ve göçmen karşıtı söylemlere karşı Reform UK ibi partilerin etkisinin arttığını, buna karşı Yeşiller Partisi’nin net bir şekilde göçmen haklarını savunduğunu ifade etti. Dil meselesinin kritik olduğunu vurgulayan Sterk, asimilasyonun hızlandığını ve Kürt dilinin giderek kullanım alanını kaybettiğini söyledi. Kürtçenin okullarda seçmeli ders olarak yer alması için mücadele edeceğini de sözlerine ekledi. Sterk, “Kürtlerin kendi diliyle, kimliğiyle ve umuduyla siyasette yer alması çok önemli. Amacım bu temsiliyeti güçlendirmek” dedi.
KÜRT ARAŞTIRMALAR MERKEZİ: HENÜZ SİYASİ BİR GÜCE DÖNÜŞMEDİK
Centre for Kurdish Affairs (Kürt Araştırmalar Merkezi) Direktörü Bektaş Yavuz ise seçimlerin Kürtler açısından önemine dikkat çekerek, İngiltere siyasetinde iki partili yapının zayıfladığını ve daha parçalı bir rekabet alanının oluştuğunu ifade etti. Yavuz, Reform UK’nin sağda, Yeşillerin solda ve Liberal Demokratların merkezde güç kazanmasının Muhafazakâr Parti ve İşçi Partisi’nin temsil kapasitesini zayıflattığını belirtti.
Yavuz ayrıca, bu seçimlerde bağımsız adayların daha organize kampanyalar yürüttüğünü ve sosyal medyanın belirleyici bir araç haline geldiğini söyledi. Kürt seçmenin ise tek bir partiye bağlı kalmaktan ziyade aday profili ve politik gelişmelere göre hareket ettiğini, özellikle Yeşiller ve bağımsız adaylara yönelimin Kürt aday sayısındaki artışın önemli olduğunu ancak bunun henüz ortak bir siyasi güce dönüşmediğini ifade eden Yavuz, daha güçlü sonuçlar için koordinasyon ve ortak strateji ihtiyacına dikkat çekti.
SİYASAL GÜCÜMÜZÜ DOĞRU ÖRGÜTLEMELİYİZ
Yerel yönetimlerde Kürt temsilinin yalnızca görünürlük değil, aynı zamanda demokratik katılımın güçlenmesi açısından kritik olduğunu belirten Yavuz, bu temsilin hem toplumsal ihtiyaçların daha iyi yansıtılmasına hem de daha kapsayıcı politikaların gelişmesine katkı sunduğunu söyledi.
Son olarak Kürt diasporasının siyasal gücünün doğru örgütlenmesi halinde uluslararası düzeyde de etkili olabileceğini ifade eden Yavuz, bu potansiyelin diplomasi ve kamuoyu oluşturma açısından önemli bir fırsat sunduğunu ancak bunun kalıcı etkiye dönüşmesi için uzun vadeli bir strateji gerektiğini vurguladı.