İsviçre’de yaşayan Kürdistanlılar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik “Umut Hakkı”nın uygulanması talebiyle başkent Bern’deki Federal Meclis önünde eylem gerçekleştirdi.
Eylemde konuşan İsviçre Demokratik Kürt Konseyi (CDK-S) Eşbaşkanı Cemal Özdemir, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Önder Apo ve diğer Kürt tutsaklar için verdiği “umut hakkı” kararının Avrupa Konseyi gündeminde olduğunu hatırlattı.
Avrupa Konseyi’nin daha önce Türkiye’ye kararın uygulanması için süre verdiğini belirten Özdemir, artık somut adımlar atılması gerektiğini söyledi.
Özdemir, “Buradan tüm Avrupa Konseyi üyelerine ve Avrupa devletlerine çağrı yapıyoruz. Aldığınız kararların pratikte uygulanması için Türkiye nezdinde gerekli girişimlerde bulunun. Türkiye bir an önce Umut Hakkı’nı kabul etmelidir” dedi.
Bern’deki eyleme katılan KCDK-E Divan üyesi Musa Farisoğulları da yaptığı konuşmada, Önder Apo ile yürütülen görüşme sürecine dikkat çekti.
Farisoğulları, devletin İmralı görüşmelerini düzensiz ve keyfi biçimde sürdürdüğünü belirterek, “Tecrit devam ediyor. Türk devleti şimdiye kadar verdiği sözleri yerine getirmedi” ifadelerini kullandı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin daha önce yaptığı açıklamaları hatırlatan Farisoğulları, Kürt halkının bu süreçte umutlandığını ancak somut bir adım atılmadığını söyledi.
Kürt halkının statü ve haklarının tanınmasını istediklerini belirten Farisoğulları, “50 yıllık bir mücadele ve büyük bedeller var. Kürt halkı örgütlü bir halktır” dedi.
Eylem kapsamında CDK-S adına bir heyet, Kürtlerin taleplerini içeren dosyayı İsviçre Federal Parlamentosu bünyesinde faaliyet yürüten Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (PACE) İsviçre Delegasyonu Sekreterliği’ne teslim etti.
Dosyada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2014 tarihli “Abdullah Öcalan” kararına dikkat çekilerek, Türkiye’de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının kaldırılması gerektiği vurgulandı.
Metinde ayrıca, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Türkiye’ye gerekli yasal düzenlemeleri yapması çağrısında bulunduğu hatırlatılarak, Türkiye’nin Haziran 2026’ya kadar uygulama planı sunması gerektiği belirtildi.
Dosyada, sürecin geciktirilmesinin Türkiye’de kalıcı barış, demokratikleşme ve bölgesel istikrar açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği ifade edilerek, Avrupa Konseyi üyelerine konunun aktif biçimde takip edilmesi çağrısı yapıldı.