Fransa Ulusal Meclisi, 23 Haziran’da yaptığı oylamada Korsika’ya özerk statü tanınmasını öngören anayasa değişikliği tasarısını kabul etti. Tasarı, 271 milletvekilinin desteğiyle kabul edilirken 202 milletvekili karşı oy kullandı, 64 milletvekili ise çekimser kaldı.
Yasa tasarısı, 2022 yılında Korsikalı milliyetçi tutuklu Yvan Colonna’nın cezaevinde uğradığı saldırı sonrası adada yükselen gerilimlerin ardından Paris yönetimi ile Korsikalı seçilmiş temsilciler arasında başlatılan sürecin sonucu olarak değerlendiriliyor.
CUMHURİYET İÇERİSİNDE ÖZERK STATÜ
Tasarıyla birlikte Fransa Anayasası’na eklenecek yeni bir madde, Korsika’yı “Cumhuriyet içinde özerk statüye sahip” bir ada topluluğu olarak tanımlıyor. Metinde, adanın coğrafi, tarihi, dilsel ve kültürel özelliklerine vurgu yapılarak Korsika’nın kendine özgü bir kimliğe sahip olduğu belirtiliyor.
Düzenleme, Korsika Yerel Yönetimi’ne bazı yasa ve yönetmelikleri yerel koşullara uyarlama yetkisi tanıyor. Ancak vatandaşlık, adalet, ceza hukuku, dış politika, savunma, kamu güvenliği, para politikası ve seçim hukuku gibi egemenlik alanları Fransız devletinin yetkisinde kalmaya devam edecek. Ayrıca Korsika’nın çıkaracağı düzenlemeler üzerinde Danıştay ve Anayasa Konseyi denetimi sürecek.
‘ADA TOPLULUĞU’
Meclis görüşmeleri sırasında tasarıya ilişkin en önemli tartışmalardan biri “Korsika topluluğu” tanımının içeriği oldu. Hükümet, kimlik temelli eleştirileri azaltmak amacıyla metinde yer alan ifadeleri değiştirerek “tarihsel, dilsel ve kültürel topluluk” yerine “ada topluluğu” kavramını kullandı.
Tasarıya göre, özerklik statüsünün yürürlüğe girebilmesi için Korsika halkının da referandum benzeri bir danışma süreciyle görüşünün alınması zorunlu olacak.
Bununla birlikte reformun yürürlüğe girmesi için süreç henüz tamamlanmış değil. Tasarının Senato’da da kabul edilmesi ve ardından anayasa değişikliği için Parlamento’nun Versailles’da toplanacak ortak oturumunda beşte üç çoğunlukla onaylanması gerekiyor.
Fransa hükümeti düzenlemeyi “Korsika ve Fransız demokrasisi için tarihi bir adım” olarak nitelerken, muhalif çevreler ise bunun başka bölgelerde de benzer özerklik taleplerini gündeme getirebileceği uyarısında bulunuyor.