10. oturum tamamlandı: Pozitif barışa geçiş için adımlar atılmalı

Çatışmalı süreçlerin yıkıcı etkileri, dünya deneyimlerinden çıkarılacak dersler ve çözüm için gerekli adımlar tartışıldığı Komisyon’da, anadilde eğitim, demokratik anayasa ve güçlü yerel yönetimler temel talepler olarak öne çıktı.

Kürt sorununun demokratik çözümü için Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 10’uncu toplantısını ikinci oturumla tamamladı. Oturumda çatışma çözümü alanında çalışan akademisyenler, dünya deneyimlerinden örnekler sunarak çözüm yolları üzerine görüşlerini paylaştı.

Oturumun ilk konuşmacısı Fatih Ulusoy, Filipinler’de yürütülen barış sürecini anlatarak, Türkiye’nin oradaki rolünü hatırlattı. Ulusoy, sürecin dikkatle okunması gerektiğini belirtti.

'ÇATIŞMA SÜRECİ KAYNAKLARI KURUTUYOR'

Doç. Dr. Vahap Coşkun, çatışmalı ortamın Türkiye’de sosyal bağları zayıflattığını, ekonomik kaynakları tükettiğini, siyaseti kutuplaştırdığını ve hukukun çıtasını aşağı çektiğini söyledi. Coşkun, “Kürt meselesi artık Türkiye’de rejimin kalitesini belirler hale geldi” dedi.

'SÜREÇ SİYASİ ÇEKİŞMELERE KURBAN EDİLMEMELİ'

Kürt meselesinin sadece Türkiye’ye özgü olmadığını, benzer etnopolitik sorunların dünyanın pek çok yerinde yaşandığını vurgulayan Coşkun, çözüm sürecinin gündelik siyaset malzemesi yapılmaması gerektiğini ifade etti.

ÜÇ TEMEL TALEP

Coşkun, Türkiye’de çözümün üç ana başlık etrafında şekillendiğini söyledi:

  1. Anadilde eğitim hakkı
  2. Demokratik ve eşitlikçi bir anayasa
  3. Güçlü bir yerel yönetim sistemi

Uzun vadeli çözümün, bu talepleri karşılayacak yasal ve anayasal değişikliklerle mümkün olabileceğini belirtti.

'İKTİDAR KOMİSYONUN ZEMİNİNİ GÜÇLENDİRMELİ'

Komisyonun “hukuki mutfak” gibi çalışması gerektiğini vurgulayan Coşkun, iktidara da önemli sorumluluklar düştüğünü söyledi. Atılabilecek hızlı adımlar arasında AİHM ve AYM kararlarının uygulanması, kayyum uygulamasının sona erdirilmesi, hasta tutukluların tahliyesi, KHK mağduriyetlerinin giderilmesi ve “umut hakkı”na dair düzenleme yapılması yer aldı.

Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak da halkın adalet ve demokrasi taleplerine dikkat çekerek, yeni Anayasa tartışmalarının bu talepler ışığında yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

'NEGATİF BARIŞTAN POZİTİF BARIŞA GEÇİLMELİ'

Prof. Dr. Talha Köse ise barış kavramını, “Negatif barış, şiddetin yokluğudur. Pozitif barış ise adaletin, toplumsal güvenin ve eşitliğin kurumsallaşmasıdır” diyerek ikiye ayırdı. Köse, PKK’nin kendini feshetmesi ve silahları bırakma kararı alması itibarıyla Türkiye’de bugün “negatif barış” olduğunu, ancak pozitif barışın inşası için daha etkili adımların atılması gerektiğini vurguladı.

Sonrasında Hüseyin Oruç da hazırladığı sunumu paylaşarak aktarımlarda bulundu. 

Komisyon, çalışmalarına yarın yapılacak 11’inci toplantıyla devam edecek.