Çiçek: AKP’nin süreçteki tavrı medyayı da etkiliyor

DFG Eşbaşkanı Selman Çiçek, AKP’nin sürecin arkasında kararlı durmamasının Türk medyasını da etkilediğini belirterek, ”Saldırgan dillerini daha çok sertleştiriyorlar” dedi.

İktidar medyası ile ‘muhalif’ olarak pazarlanan devletçi medyanın, savaş gazeteciliğinde buluşarak sürece zarar verdiğini belirten DFG Eşbaşkanı Selman Çiçek, buna karşı barış gazeteciliğini geliştirmeye devam edeceklerini söyledi.

                              DGF EŞBAŞKANI SELMAN ÇİÇEK

 

Önder Apo’nun 27 Şubat çağrısıyla başlayan yeni süreçte de Türk medyası ısrarla savaş dilinden vazgeçmiyor. Üstelik hem iktidar yanlısı hem de iktidara muhalif olduğunu iddia edenler bu konuda ittifak halinde. Yeni Şafak ve Akit gibi iktidara yakın olanlar ile Sözcü ve Cumhuriyet gibi ‘iktidar muhalifleri, farklı saiklerle Kürt ve Kürt siyaseti düşmanlığı ile sürecin akamete uğraması için yarış halinde. Aynı durum, farklı kulvarlardaki televizyon kanalları için de geçerli.

Konuyla ilgili ANF’ye konuşan Dicle ve Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Selman Çiçek, Önder Apo’nun çağrısıyla birlikte Türkiye’nin demokratikleşmesi için önemli bir kapı aralandığını, ancak PKK’nin attığı adımlara karşın AKP iktidarının henüz somut bir adım atmadığını hatırlattı. Sadece MHP’nin zaman zaman olumlu birkaç açıklamasının ötesinde bir gelişme yaşanmadığını kaydeden Çiçek, “Komisyon’dan beklenen adımlarda henüz gelmedi, daha çok sürece yayan bir yaklaşım var. AKP’nin süreci sahiplenmediğini görüyoruz” dedi.

SALDIRGAN DİLİ DAHA DA SERTLEŞTİRİYORLAR

AKP’nin sürecin arkasında kararlı durmamasının Türk medyasını da etkilediğini belirten Çiçek, şöyle devam etti: “Böylece ana akım medya eski söylemine devam ediyor. Savaş gazeteciliği alışkanlık haline getiren ana akım medyanın bu alışkanlıklarından kurtulmaya dönük bir çabası da yok. Kürtler söz konusu olunca saldırgan dillerini daha çok sertleştiriyorlar. Ana akımın sorumlu dil tutturması, çözüm karşıtı yayınlara da belli ki güç verdi. Süreç öncesi Kürtlere mavi boncuk dağıtan bu yayınlar, özellikle Sözcü ve Cumhuriyet; mevzu Kürtlerin kazanımı ve haklarına gelince, ‘en büyük karşıt benim’ demeye başladılar. Adeta ana akım medya ile yarışır durumdalar. Yıllardır kafatası milliyetçiliği yapan bazı gazetecilerin de bu süreçte aynı zihniyete devam ettiklerini görüyoruz. Bu zehirli dil, hiçbir sorunu çözmedi; bundan sonra da çözmeyecektir.”

SAVAŞ GAZETECİLİĞİ KANDAN BESLENİR

Savaş gazeteciliğinin temel amacının toplumu kışkırtmak, halkı karşı karşıya getirmek olduğunu, çünkü bundan beslendiğini vurgulayan Çiçek, şunları söyledi: “Halklar birbirlerini boğazlasın, biz de elimizde ‘vileda sopası’ ile kanal kanal gezelim, derler. Kandan, çatışmadan beslenirler. Tüm bu dile rağmen halen toplumda ciddi bir karşıtlığın oluşmadığını görüyoruz. Bu da onlara dert olmalı ki son süreçte daha çok saldırmaya başladılar.”

BARIŞ GAZETECİLİĞİNİN SAVUNULMASI

Bu dile karşı barış gazeteciğini savunacaklarını, barış gazeteciliği etrafında çözüm üreteceklerini söyleyen Çiçek, “DFG olarak Meclis’te kimi görüşmeler yapacağız. Bu görüşmelerde basına dönük hak ihlallerini dile getireceğiz. Bunun yanı sıra barış gazeteciliğini ve önemini anlatacağız. Dünya deneyimlerini paylaşacağız. Barış gazeteciliğinin çatışmalı süreci nasıl sona erdirdiğinin örneklerini sunacağız” şeklinde konuştu.

GAZETECİLERİN BÜYÜK SORUMLULUĞU

Bu süreci destekleyen gazeteciler olarak başarıya ulaşabilmesi için üzerlerine düşen sorumluluğun da farkında olduklarını vurgulayan Çiçek, şunları ifade etti: “Sorumluluğumuz; özellikle ana akım medyada hakim olan savaş dili yerine barış dilini oluşturmaktır. Biz gazeteciler, barış gazeteciliği dilini oluşturdukça sürece itekleyici bir ivme de kazandıracağımıza inanıyoruz. Her ne olursa olsun savaş diline karşı barış gazeteciliğini geliştirmeye devam edeceğiz. Barış gazeteciliği, hakikat odaklıdır.”

BARIŞ GAZETECİLİĞİNİN GÜCÜ GÖRÜLMELİ

Barış gazeteciliğinin, kazanan - kaybeden üzerinden hareket etmeyip diyalog ve çözüme odaklandığını; düşmanlaştıran, milliyetçi bir dil yerine empati ve birleştirici bir dil kullandığını kaydeden Çiçek, şunları ekledi: “Barış gazeteciliği, kutuplaştıran ve korku salan bir dil yerine umut, sevgi ve anlayış dili kullanır. Barış gazeteciliğine dönük kampanyamız sürecek. Ulaşabileceğimiz herkesi katacağız. Barış gazeteciliğini savunanların daha güçlü olduğunu göstereceğiz. Barış gazeteciliği geliştikçe sürecin hızlanacağına, sorunların çözümünde tarafların daha cesur olacağına inanıyoruz.”