İş dünyası temsilcileri: Süreç hızlı ve sahici olmalı

Komisyonun 9. toplantısında konuşan iş dünyası temsilcileri, çatışmalı süreçlerin yatırım ve üretim bakımından ekonomiye zarar verdiğini hatırlatarak, barış ve huzurun ekonomik kalkınma için zorunlu olduğuna dikkat çekti.

Kürt sorununun demokratik çözümü kapsamında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 9’uncu toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıya iş dünyası temsilcileri katılarak sürece ilişkin görüş ve önerilerini aktardı.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, kardeşlik hukukunun kurulmasının önemine dikkat çekerek, “Tüm bu meseleleri tartışırken hamaseti, husubeti ve bu gündemi günlük siyasete malzeme yapmayı bu komisyonla karıştırmamalıyız. Nihayetinde bu bir parti siyaseti değil, bir devlet politikasıdır. Türkiye'nin en kronik sorunlarından birini çözmek için tarihi bir fırsat yakalanmıştır. Bugün bu komisyonun amacı; Birlikte düşünmek, birlikte çözüm üretmektir. Huzurun olmadığı yerde ticaret, ticaretin olmadığı yerde de kesinlikle zenginlik olmaz. Yani zengin olmak istiyorsak, ticaretin önünü açacağız. Ticaretin de tek istediği şey huzurdur. Demokrasi vatandaşlarımızın kimliği, kültürü, inancı ve yaşam tarzı ne olursa olsun kendilerini özgürce ifade edebilmesinin de teminatıdır. Kimsenin inancından, fikrinden, kökeninden ya da aidiyetinden dolayı ayrımcılığa uğramaması ve herkesin ticarette, eğitimde, siyasette ve sosyal hayatta eşit fırsatlara sahip olması gerekir. Demokrasi olmazsa bu hakların hiçbiri güvence altında olmaz. Güçlü bir ekonomik yapı da kurulamaz” dedi.

Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi Palandöken, sürecin hızla tamamlanması gerektiğini belirterek, “Komisyon, dinlediği tüm kesimlerin görüşlerini toplayarak hukuki zemine oturtmalı” ifadesini kullandı.

SAVAŞIN MALİYETİ 140 İLA 240 MİLYAR DOLAR ARASINDA

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Başkanı Burak Akkol, bölgede kayıt dışı istihdamın yüzde 46 seviyesinde olduğunu vurguladı. Barış ortamının yatırımları artıracağını belirten Akkol, savaşın maliyetinin 140 ila 240 milyar dolar arasında olduğunu söyledi.

Akkol, Türkiye’nin yaptıkları hesaplamalara göre minimum 140 milyar dolar maksimum ise 240 milyar dolarlık bir savaş maliyetinin olduğunu belirtti. Yaptıkları hesabın altından bir hesaplama yapıldığında bile maliyetin çok yüksek olduğuna işaret eden Akkol, “Diyelim ki her yıl 100 milyar dolar olsun. 100 milyar dolarla neler yapılabilirdi; Her yıl 100 milyar dolarla 2.5 milyon konut yapılabilirdi. Her yıl oranın altını çizmek isterim” diye konuştu.

GÜVEN ORTAMI SAĞLANMADIĞI SÜRECE YATIRIM İKLİMİ OLUŞAMAZ

Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Başkanı Orhan Aydın, güven ortamı sağlanmadığı sürece yatırım ikliminin oluşamayacağını dile getirdi.

Bu süreçlerde psikososyal destek, ekonomik yatırımlar, hukuki düzenlemeler ve toplumsal uzlaşı mekanizmalarının kritik önemde olduğunu belirten Aydın, “Hiç şüphesiz bu tür süreçlerin başarıya ulaşması için siyasi irade, toplumsal destek ve uzlaşı büyük önem taşımaktadır. Toplumun tüm temsilcilerine kucak açan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarını çok önemsiyoruz. Çalışmaların Dünyaya örnek olacak bir şekilde kendimize özgü sonuçları ve yansımaları olacağına da inancımız tamdır” şeklinde konuştu.

GÜVENLİK SORUNLARI TARIM VE HAYVANCILIĞI ZAYIFLATMIŞTIR

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkan Vekili Ahmet Bahadır ise 40 yıldır süren güvenlik sorunlarının tarım ve hayvancılık sektöründe olumsuz etkilerinin olduğuna işaret ederek, kalıcı barış ortamının önemli fırsatlar yaratacağı vurgusunu yaptı. Kürt meselesinin yalnızca ekonomik bir sorun olmadığına bunun yanında sosyal, kültürel ve stratejik bir meselenin de söz konusu olduğuna dikkat çeken Bahadır, “Çünkü tarım ve hayvancılık bu bölgede halkın en temel geçim kaynağıdır. Kültürel mirasımızın bir parçası Türkiye'nin iktisat güvenliğinin de temel dayanağıdır. TÜİK'in 2024 hayvancılık üretim istatistiklerine göre ülke 54.9 milyon küçükbaş hayvan varlığının önemli bir kısmı Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde bulunmaktadır. Van ili yaklaşık 3.4 milyon baş ile ilk sırada, Şanlıurfa 2.6 milyon baş ile üçüncü ve Diyarbakır 2.3 milyon baş ile dördüncü sıradadır” dedi.

Bahadır, yaylaların ve meraların güvenlik gerekçesiyle kapalı tutulmasının üretim potansiyelini yıllar boyunca engellediğini de belirterek, “Türkiye'deki toplam 14.6 milyon hektar çayır ve mera alanının yaklaşık yüzde 37,3'ü Doğu Anadolu bölgemizde, yüzde 6,9'u ise Güneydoğu Anadolu bölgemizde yer almaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre bu rakamlar Doğu Anadolu bölgemizde 5.6 milyon hektar, Güneydoğu Anadolu bölgemizde ise 1 milyon hektar olarak kayıtlara gelmiştir. Doğu Anadolu bölgemiz Karadeniz bölgemizden sonra 900 kilogram ile meralarında en fazla ot elde edilen ikinci bölgemizdir. Bu alanlar özellikle 1980'lerin ortalarından itibaren ‘terör’ kaynaklı güvenlik sorunlarından ciddi şekilde etkilenmiştir. Terörle mücadele kapsamında uygulanan yayla yasakları bölgeyi geleneksel göçe zorlarken hayvancılık modelini kötü bir şekilde zayıflatmıştır. Sorunlu iç göç olmuştur. Hacettepe Üniversitesi raporlarına göre 1986-2005 arasında yaklaşık 1.2 milyon vatandaşımız yerinden edilmiştir. Bu göçler Müslüman genç ve nitelikli iş gücünü azaltmış, köyleri boşaltmış ve üretim kapasitesini zayıflatmıştır” dedi.

‘BARIŞ OLURSA YATIRIM YÜZDE 50 ARTABİLİR’

 Yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen tarımsal barışın sağlanmasıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin mera lideri olacağını belirten Bahadır, “Yüzde 15-20 artan yem maliyeti yüzde 20-30 azalabilir. Özel sektör yatırımları yüzde 50 artabilir. Dijital tarım teknolojileri verimlilik oranı yüzde 30 yükselebilir. Bölgesel tarımsal gayri safi yurt içi hasılasına katkısı yıllık yüzde 5-8 oranında büyüyebilir. Tarım istihdamı yüzde 15-10 arasında artabilir. Bu sadece ekonomik bir sıçrama değil, göçün tersine dönmesi, kırsal nüfusun güçlenmesi, toplumsal uyumun pekişmesi demektir” ifadelerini kullandı.

tarım ve hayvancılığın bölgedeki en temel geçim kaynağı olduğunu belirterek, “Kalıcı barış sağlanırsa yem maliyetleri azalır, tarımsal yatırımlar yüzde 50 artabilir” dedi.