Demokratik Kurumlar Platformu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Çağrısı ile Rojava’ya yönelik Türk devleti, DAİŞ ve HTŞ çetelerinin saldırılarına karşı Aksaray Meydanı’ndan Saraçhane’ye kitlesel katılımlı yürüyüş gerçekleştirmek istedi. Aksaray Meydanında bir araya gelen yüzlerce yurttaş “Biji berxwedana Rojava” “Jin jiyana azadi” “Biji Serok Apo” “Yaşansın hakların kardeşliği” “Katil HTŞ İşbirlikçi AKP” sloganları attı.
Kürtçe Türkçe “Warê hebû nê kaniya jinê bê te ez kê me”, “Baskını ezen ulusun işçileri özgür olamaz”, “Asıl düşman kendi yurdunda”, “2+2= 1 Rojava”, “ Her keziyêk ji porê keçen me bi qasî tevahiya cihanê heja ye” “Başkasını ezen ulusun işçileri özgür olamaz" dövizleri taşındı.
Yürüyüş öncesi yüzlerce kişi Aksaray Meydanı’nın çeşitli sokaklarında gruplar halinde sloganlarla yürüyüş gerçekleştirdi. Eylem öncesi Saraçhane ve Aksaray Meydanı polis ablukasına alındı. Burada halka biber gazı sıkan polisin tüm saldırılarına rağmen, halk sokakları terk etmedi. Halkın bir kısmı polis ablukasında kalsa da büyük bir kısmı ise Aksaray’ın birçok sokağında eyleme geçti.
Uzun bir direnişin ardından demokratik kitle örgütleri açıklama yaptı. Açıklamayı okuyan DEM Parti İstanbul İl Yönetimi’nden Ayfer Çelik, Kürt halkına yönelik çete saldırılarına dikkat çekerek, "Açıkça belirtiyoruz: Devamıdır bu saldırılar, Süveyda’da Dürzilere ve Alevi yerleşimlerine yapılan o karanlık saldırıların! Suriye’nin çok kimlikli ruhudur hedef alınan; halkları birbirine düşman etmektir tek amaçları. IŞİD’e karşı tarih yazmıştır Kürt halkı ve SDG; barışın da demokrasinin de tek teminatıdır onlar Ortadoğu’da. Bilir dünya bu hakikati, ama boğmaya çalışır yerel ve bölgesel güçler; çünkü geleceklerini HTŞ çetelerinde görürler” diye konuştu
Ayfer Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Türkiye’nin bu saldırılardaki etkisi, bu çetelerle kurduğu diyalog yüzünden! Hiçbir gelecek vaat etmez bu ilişki Suriye halklarına; sadece kötülük tohumları eker Türkiye topraklarına da. Dar görüşlü bir siyasetin ürünüdür bu; bir yıldır örülen 'barış içinde yaşama' umudunu kırmaktır tek derdi. Yenilenme kaçınılmazdır artık, yürümez bu eski düzen; özgürlüktür, eşitliktir, demokrasidir yeni olanın adı. Sahip çıkmaktır insanlığa Rojava’ya sahip çıkmak. Değildir yalnız ve alternatifsiz Kürt halkı bu vahşet karşısında. Kararlıyız korumakta Suriye halklarının haklarını, Kobanê’den aldığımız o onurlu iradeyle! Yanındayız Özerk Yönetim’in ve ortak yaşamın. Başaramadı hiçbir güç halkımızı teslim almayı, başaramayacak da. Çağrımızdır tüm dünyaya: Çıkın artık izleyici konumundan! Durdurulmalı bu saldırılar, teşhir edilmelidir bu suçun ortakları derhal. Sessizlik, ortak olmaktır bu suça. Bırakmayın Kürt halkını yalnız; izin vermeyin bu alçakça saldırılara. Yoksa kaybeden insanlık olacak, açılacaktır geri dönülmez yıkımların önü yarın çok geç olmadan.”
Halk, Türk polisinin tüm engellemelerine rağmen ara sokaklarda yürümeye devam etti. Yürüyüşe saldıran polisler aralarında gazeteci ve siyasetçilerin de bulunduğu çok sayıda kişiyi işkence ederek gözaltına alındı.