GÖRÜNTÜLÜ

‘Önder Apo özgür olmadan biz özgür olamayız’

Şehit annesi Halide Kartal: “Önder Apo, 27 yıldır zindanda. Hep birlikte yüksek sesle söylememiz lazım; Başkan Apo özgür olmadan biz özgür olamayız.”

HALİDE KARTAL

Cezaevine girmemiş, işkence görmemiş çocuğu olmadığını söyleyen şehit annesi Halide Kartal, şehit oğluyla başlarının dik olduğunu belirterek, “Hiç boyun eğmedi. Bazen ben de eylemlerde, cezaevi görüşlerinde, Ben Kemal’in annesiyim kimseye boyun eğmem, diyorum” diye konuştu. 

Halide Kartal, 90’lı yıllarda devletin şiddetiyle tanışan, gerilla ile karşılaşan ve mücadele ederek kazanmanın önemini görenlerden. Barışa inanan ve bunun mücadelesini de veren Halide Kartal, 11 yıllık gerilla mücadelesinin ardından 21 Haziran 2022’de Medya Savunma Alanları’na yönelik saldırıda şehit düşen Kemal Pir’in (Kayhan Kartal) annesi. Halide Ana, verdikleri mücadeleyle ilgili ANF’ye şunları anlattı:


KARAYAZI’DAN İSTANBUL’A ZORUNLU GÖÇ

Erzurum/Karayazılıyız. 1991’de kayınımın oğlu gerillaya katılmıştı. Türk askerleri onun için geliyordu. Askerler her geldiğinde eşime ve kayınıma işkence uyguluyordu. Yiyeceklerimizi yerlere döküyorlardı. Askerler o kadar çok işkence ediyorlardı ki onlar gittiğinde kayınımın ve eşimin ayakları tutmuyordu. Birkaç yıl bu işkencelere karşı direndik. Bu sefer de büyük oğlum tutuklandı. 11 ay tutuklu kaldı. Böyle olunca köyden ayrılma kararı aldım. Çocuklarım için köyden ayrılıp İstanbul’a geldim. Oğlum da o zaman orada ortaokul okuyordu. Ortaokulunu bitirince o da geldi. Lisede okumaya başladı. O zaman 13 yaşındaydı. Lisede tabii örgütlü çalışmalardaydı. Liseyi bitirdi, üniversiteye gidecekti ama gözaltına alındı. 11 ay cezaevinde kaldı. Orada çok fazla işkenceye maruz kaldı. Bırakıldı. İki-üç ay geçti, polisin sürekli takip ettiğini söylüyordu. Bazen de polis onu tutup dövüyordu. Böyle olunca burada artık kalamam, diyordu. Amed’e gitti okumak için. 

CEZAEVİNDEN SONRA ‘KALAMAM’ DEDİ

Gözaltına alındığı haberini aldık. Büyük oğlum Diyarbakır’a gitti. Tabii sonra mahkemesi oldu. Üç yıla yakın cezaevinde kaldı. Avukatları arayıp bırakıldı, dedi. Vekil Faysal Sarıyıldız ile aynı koğuştaydı. Birkaç görüşmede onunla da konuşmuştuk. Üç gün orada kaldı. Sonra arayıp sizi görmeye geleceğim, dedi. Biletini kestik. Uçakla geldi. 5 gün evde kaldı. Ben kararımı vermiştim; şimdi burada öylece oturup kalamam, dedi. Babası biraz daha beklemesini istedi. Arkadaşlarım beni bekliyor, gitmem lazım, dedi. Biz de kararına saygı gösterdik. Biletini aldık, havaalanına götürdük. Sonra Amed’den aradı; anne hakkını helal et, dedi. Hakkımı helal ettim. Bir süre aramadı. 

BİR KEZ SELAM GÖNDERDİ

Bir gün parti çalışmaları yürütüyordum. O dönem Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı adayıydı. Evleri dolaşıyordum seçim çalışmaları için. Bir eylemde polis saldırısında yere düşmüştüm, kolum kırılmıştı. Kadınlar bana bu kırık kolunla neden seçim çalışması yapıyorsun diye soruyordu. Seçim çalışmasından sonra eve döndüm. Beni aramış, telefonum kapalı olduğu için ulaşamamış. Bana ulaşamayınca ablasını aramış. Selam söylemiş. Ondan sonra hiç haber alamadık, şehit haberi gelene kadar. Taziyesini kurduk. Başımız diktir. Onunla birlikte mücadele eden, düşen bizim çocuklarımız. Bu uğurda işkence edilenler de bizim çocuklarımız.”

BAŞINI HİÇ EĞMEDİ

Kemal çok iyi biriydi. Çocukluğunda da arkadaşlarına, komşularına, ailesine sadık, çok iyiydi. Dört oğlum var, ikisi ondan büyük. Oğullarım arasında o en parlağıydı. Sesiyle, gülüşüyle, yaptıklarıyla bir başkaydı. Paylaşımcıydı. Arkadaşları onu çok severdi. Şimdi de bazen çocukluk arkadaşları beni görünce yanıma geliyorlar. Biz Kemal’in arkadaşlarıydık, diyorlar. Ondan söz ediyorlar. Cesurdu. Tek başına çıkıp gidiyordu. Babasının haberi yoktu ama ben onu takip ediyordum. Sokaklarda mücadeleyi yürütüyordu. Gözaltına alınıp 11 gün işkence gördü ama başını eğmedi. Başımızı dik tuttu. Bugün de başımız dik ondan yana.

KEMAL’İN ANNESİYİM, DİYORUM

Bazen ben de eylemlerde, cezaevi görüşlerinde söylüyorum. Ben Kemal’in annesiyim kimseye boyun eğmem, diye. Bana da sürekli saldırıyorlar, geçen gün de gözaltına aldılar beni. Uluslararası Komploya karşı eylem yapıyorduk, beni tutukladılar. 9 kadındık tutuklanan. Sabaha kadar beklettiler. Yemek getirdiler yemedik, su getirdiler içmedik. Ellerimizi ters kelepçelediklerinde, ‘adalet bu mudur, devlet bu mudur 70 yaşında kadınımı ellerimi kelepçelediniz’ diye bağırdım. Amirlerine de söyledim. 

CEZAEVİ VE İŞKENCE GÖRMEYEN ÇOCUĞUM YOK

Cezaevine girmemiş, işkence görmemiş çocuğum yok. Büyük oğlum cezaevine girdi, biraz kalıp bırakıldı ama tekrar ceza aldı ve 5 buçuk yıl kaldı. Diğer oğlum 7 ay kaldı bırakıldı, iki yıl ceza verildi. Üç yıl imza attı. Diğer oğlumu da tutukladılar, iki buçuk yıl kaldı. Sonra denetimliyle çıktı. Selahattin Demirtaş’ın tutuklandığı gün işkenceyle gözaltına alındı. 11 gün karakolda kaldı. Gittiğimizde baktık ki ayakkabıları yok, yüzü gözü hep işkenceden şişmiş, işte sonra tutukladılar. 11 ay cezaevinde kaldı. Küçük oğlum okurken gözaltına alındı. Günlerce karakolda kaldı. Mahkeme 5 yıl ceza verdi. Denetimli serbestlik aldı. O şekilde okulunu bitirebildi. Evimiz basılıyordu sürekli. Küçük çocuklara bile kötü davranıyorlardı. Defalarca ben de çocuklarım da gözaltına alındık. Bir gün bile geri adım atmadık.

ÖNDER APO ÖZGÜR OLMADAN BİZ ÖZGÜR OLAMAYIZ

Barış olmasını istiyoruz. Bütün halkların devletleri var ama bizim yok. Çocuklarımız, yaşlılarımız hep zindandalar. Başkan Apo, 27 yıldır zindanda. O bizim liderimiz. Hepimizin birlikte yüksek sesle söylememiz lazım; Başkan Apo özgür olmadan biz özgür olamayız. O özgür olmadan biz özgür olamayız. Birçok annenin yüreğine acı düşmüş, anneler günlerce, yıllarca yol gözledi. Yol gözlemeye devam ediyorlar. Anneler çok fazla gözyaşı döktü. Buna rağmen biz barış istiyoruz. Önce Başkan Apo özgür olsun, sonrasında cezaevindekiler özgür olsun. Hepsi artık yaşlandılar, hastalar. Artık çıksınlar ve ailelerine kavuşsunlar. Onlardan çok şey istemiyoruz. Barış olsun istiyoruz. Başkanımız 27 yıldır zindanda, özgür olmasını istiyoruz.”