GÖRÜNTÜLÜ

'Önderliğimiz serbest bırakılsın istiyoruz'

Şehit Karker Masiro’nun ailesi, onun mücadelesini ve hayallerini anlatarak barış çağrısında bulundu ve “Önderliğimiz serbest bırakılsın" dedi.

GURBET TAŞ

Kürt Özgürlük Hareketi’nde şehitliğin önemi ve yeri her daim farklı bir yerdedir. Şehitlik kavramı ve tanımı olarak önemli bir yerde dururken, şehitlere saygı her daim önemli bir yer tutar.

Kürt Özgürlük Hareketi’nin mücadele tarihinde sayısı on binleri aşan şehitler vardır. Kürt halkına yönelik soykırım saldırılarına karşı direnişin bugünlere gelmesinde büyük bir yer tutan şehitler, hikayeleriyle halka, direnişi örgütleyenlere dersler veren bir yerdedir. Kimisi yoksul köyünden, kimisi eşini bırakarak, kimisi sistem içerisinde çok daha başarılı olacakken her şeyi bir kenara bırakarak, zor bir yaşamın ortasında mücadeleyi seçtiler. Bunlardan biri de Karker Masiro. 2005 yılında öz yönetim direnişleri sürecinde gerillaya katılan Karker Masiro, 2019 yılında Mêrdîn’de şehit düştü.

HPG, Karker Masiro’yu (Halil Erdem) andığı açıklamasında, Masiro için, “Yüreğindeki samimiyeti ve özgürlüğe olan sevdası gülüşüne yansıyan Karker yoldaş, gerçek bir devrimci militan olmuştur. 24 saat kendisini eğitmeyi esas almış ve üzerine düşen tüm görevleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmeyi başarmıştır” diyordu.

Karker Masiro’nun kardeşi olan Gurbet Taş, kardeşinden bahsederken, “Vatanımız üzerindeki zulmü kabullenemedi” diye anlatıyor.

Karker Masiro’nun kardeşi Gurbet Taş, kardeşini ve onun hayallerini ANF’ye anlattı.


‘KARKER HEVAL VATANIMIZDAKİ ZULMÜ KABUL ETMEDİ’

Mêrdîn’in Midyat ilçesinde Selhê köyünden olduklarını söyleyen Gurbet Taş, “Heval Karker yiğit biriydi. Çok çalışkandı. Hendek zamanı olduğunda, kabullenemedi, dedi ki vatanımızın üzerindeki zulmü kabul etmiyorum. Gitti öz yönetimde hendeklere girdi. Son gününe kadar da orada onlarla oldu. Ondan sonra katılım yaptı, geri dönmek istemedi. Daha sonra 6 yıl onlarlayken Ömerli’nin Stevrê köyünde şehit düştü.”

‘BİR YERE GİTTİĞİMİZDE KENDİ DİLİMİZDE KONUŞAMIYORUZ’

Önder Apo’nun çağrısıyla başlayan yeni süreçten beklentilerini de dile getiren Gurbet Taş, barış istediklerini belirterek şunları söyledi: “Vallahi milletimiz çok bedel ödedi biz de ödedik. İstiyoruz ki barış olsun. İstiyoruz ki dilimizi konuşalım. Biz de istiyoruz ki onlar nasıl bu vatanda neleri varsa biz de öyle istiyoruz. Önce barış barış diyorlar. Ardından iki gün geçmeden, sanki bir barış istemiyorlar gibi bir şeyler yapıyorlar. Hepimiz barışı istiyoruz. Nasıl zahmetler çekiyoruz. Bir yere gittiğimizde kendi dilimizi konuşmamıza izin vermiyorlar. Türkçe konuşmaya zorlanıyoruz. Çok da Türkçe konuşmayı bilmiyoruz. O da bize zor geliyor. 20 yıldır buralardayız. Memleketimizde yapacağımız işimiz olsa, bir şeyler olsa oraya geri dönerdik.”

‘BARIŞ İSTİYORUZ AMA DİLİMİZİ BIRAKMAYIZ’

Komisyon’da Kürtçe’ye yönelik tahammülsüzlüğü kabul etmediğini belirten Gurbet Taş, “Vallahi dilimizi bırakmayız. Ne yaptıysak dilimiz için yaptık. Ne olursa olsun dilimizi bırakmayız. Barış annelerimizin kendi dillerini konuşmalarına izin vermediler, onlar için de çok üzüldük. Ne diyeyim. Nasıl diyeyim, dilimizi bırakmayız, hapisteki tutsakları bırakmalarını istiyoruz. Önderimizi serbest bırakmalarını istiyoruz. Selahattin Demirtaş’ı bıraksın, Figen Yüksekdağ’ı bıraksınlar. Hepsini bıraksınlar. Evet barış istiyoruz. Dilimizi bırakmayız” şeklinde konuştu.