Çöktürme planının Türkiye ayağı: Çeteleşen ve yozlaştırılmak istenen Türkiye

Milli Güvenlik Kurulu’nda Ağustos 2014 yılında karar altına alınan “Çöktürme Planı”nın Türkiye ayağında yer alan toplumun sindirilme politikaları, bugün çeteleşmenin ulaştığı nokta ile farklı bir boyuta taşındı.

ESENYURT

Gazeteci Hakan Tosun’un dövülerek katledilmesinin ardından, Türkiye’de çeteleşmenin vardığı boyut ve devlet kurumlarıyla ilişkileri yeniden tartışılmaya başlandı. Hakan Tosun, 10 Ekim akşamı Esenyurt’ta annesini görmeye giderken bir grubun saldırısına uğramış ve katledilmişti.

Türkiye’de iktidarlar, kendilerine bağlı sokak güçleri oluştururken sadece kontrgerilla tarzı bir örgütlenmeye gitmiyor; paramiliter güçler olarak da tanımlanan, sokaklarda silahlı ve kendilerine bağlı grupların oluşmasına izin veriyor. Yıllarca mafyalarla yönetilmeye çalışılan sokaklar, özellikle 2015 sonrası çeteler eliyle dizayn edilmeye çalışılıyor. Bu çetelerin hedefinde ise yoksul mahallelerde yaşayan halkı baskı altında tutmak var.

Paramiliter güçlerin bu kadar güçlenmesi, Türkiye toplumuna yönelik özel savaş uygulamalarının giderek daha farklı bir boyutta, toplumun her kesimine ve bütün damarlarına işlemesi yönteminin de bir planı olarak karşımıza çıkıyor. Son olarak Hakan Tosun’un saldırıya uğrayarak katledilmesinin ardından yaşanılanlar da Türk devletinin özel savaş uygulamalarında ulaştığı düzeyi ortaya koyuyor.

ÇÖKTÜRME PLANI VE TÜRKİYE’DE ÇETELERİN GELİŞİMİ

Aslında bugün yaşananlar için en önemli adım, herkesin yalnızca Kürt halkı ve Kürt Özgürlük Hareketi üzerinden uygulandığını düşündüğü, ‘Çöktürme Planı’ ile başladı. Ağustos 2014’te gerçekleşen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında alınan ve kamuoyunda ‘Çöktürme Planı’ olarak tanımlanan kararlarla birlikte Türk devleti, Kürdistan yönelik uyguladığı bütün özel savaş yöntemlerini ve yeni planlarını Türkiye’de de uygulamaya başladı.

Sadece kaba bir saldırı ve katliam girişimleriyle sınırlı kalmayan bu “Çöktürme Planı” stratejisiyle, Türkiye ve Kürdistan’da gündelik hayatın düzenlenmesi de beraberinde geldi. Özellikle 2010’lu yıllarda yeniden yükselişe geçen toplumsal muhalefeti dağıtmak için kullanılan bu planın bir parçası da Kürdistan ve Türkiye’de çeteleşmenin yaygınlaştırılması ve bu çetelerin devletin yetkili birimlerinin kontrolü altında, kontrollü bir şekilde büyütülmesiydi. Kürdistan’da daha önceden başlayan bu yozlaştırma saldırıları 2014 itibarıyla Türkiye’de de uygulanmaya başlandı.

Türk devletinin Kürdistan’da uzun süredir deneyimlediği ve belli bir seviyede geliştirdiği özel savaş uygulamaları, 2014 yılı itibarıyla Türkiye’de de uygulamaya konuldu. Ancak Kürdistan’da, Kürt Özgürlük Hareketi’nin varlığı sayesinde tüm özel savaş uygulamalarını planlandığı biçimde uygulayamayan Türk devleti için, Türkiye’de de hem Kürt Özgürlük Hareketi’nin hem de Türkiyeli devrimci güçlerin varlığı büyük bir sorun teşkil ediyordu.

2015’te Türk devletinin eliyle sonlandırılan çözüm sürecinin ardından başlayan ve bir yıl sonra iktidar içi çatışmanın sonucu olarak ortaya çıkan 15 Temmuz olaylarından sonra ise, Türk devleti eline geçen fırsatı kullanmaktan geri durmadı.

SOYLU’NUN BAKAN OLDUĞU DÖNEM ARTAN ÇETELEŞME

Türkiye’de “Çöktürme Planı”nın pratik olarak uygulanması, Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanı olduğu dönemde başladı. Soylu’nun bakanlığa getirilmesiyle birlikte Türkiye sokaklarında büyük bir sürek avı da başlamış oldu. Soylu’nun emrindeki emniyet ve kolluk güçleri, devrimcilerin bir daha toparlanmaması üzerine kurulan plan kapsamında, Türkiyeli devrimci yapılara yönelik baskılarını artırdı.

Bu süreçte özellikle devrimcilerin yoğun olduğu mahallelerde, emniyet eliyle geniş çaplı operasyonlar gerçekleştirildi. Türkiye, o yıllarda sokak çeteleşmelerinin giderek arttığı, irili ufaklı çok sayıda çetenin ortaya çıktığı bir ülkeye dönüştü. Bu çeteler özellikle Kürtlerin, devrimcilerin ve Alevilerin yaşadığı bölgelerde artış gösterdi.

Bazı çeteler, iktidarın ve devlete bağlı silahlı güçlerin yönlendirmesi ve koruması altında büyüdü. Kamuoyunda Daltonlar, Casperler, Red Kit Çetesi gibi isimlerle bilinen bu gruplar, siyasi cinayetlerle ve iktidara yakın çevrelerin ‘kirli işlerini’ temizlemeleriyle adlarını duyurdu. Ancak bu büyük çetelerin dışında, neredeyse her mahallede irili ufaklı binlerce çete ortaya çıktı.

Devrimcilerin bir araya gelmesini engelleyen devlet, mahallelerde sokak çetelerin büyümesine göz yumdu. Bu sırada mahalleler ve sokaklar çeteler arasında bölüşüldü; uyuşturucu ve fuhuş işleri yapan çeteler, neredeyse her gün birilerine silahlı saldırı yaparak veya evlere saldırı düzenleyerek bulundukları bölgelerde güçlerini pekiştirmeye çalıştı.

Çetelerin bu kadar büyümesi ve yayılmasında, bulundukları bölgede polis, jandarma, savcı, mülki amirlerle olan ilişkileri de büyük bir rol oynadı. Artık ana akım medya da dahil olmak üzere, üçüncü sayfa haberlerine dönüşen olaylarda savcının ya da emniyet amirinin çete reisi olduğu çok sayıda haber, günlük siyasi gelişmeler içerisinde kaybolup gitti.

AKP iktidarının çeteler aracılığıyla halk üzerinde yarattığı korku iklimi ise bir süre sonra, kendi kurduğu sistemin de çürümesine yol açtı.

Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanlığı görevinden alınmasıyla birlikte, Türkiye’nin çeteler ve mafyalar için bir sığınağa dönüştüğü de kısmen ortaya çıktı. Özellikle son üç yılda, Türkiye’de saklanan ve kırmızı bültenle aranan binlerce suçlunun yakalandığına dair haberler medyada yer aldı.

AKP’nin kendine bağlı olarak kullandığı çetelerin karıştığı olaylar ise artık Türkiye’de şehirleri tamamen güvensiz bir hale getirdi. Başlangıçta devrimcilerin, Alevilerin ve Kürtlerin yaşadığı mahalleleri yozlaştırmak; bu bölgelerdeki halkın sosyalist yapılara ve Kürt Özgürlük Hareketi’ne eğilimini engellemek amacıyla varlığına göz yumulan çeteler, geldiğimiz noktada -gazeteci Hakan Tosun cinayetiyle birlikte- ortaya çıktı ki, ülke için büyük bir sorun haline geldi.

MAHALLELERDE DEMOGRAFİK YAPININ DEĞİŞTİRİLMESİ

Soylu döneminde çetelerin mahallelerde yerleşik hale gelmesinin bir ayağını da bu mahallelerin demografik yapılarının değiştirilmesi oluşturuyordu. İlk etapta Kürdistan’da uygulanan ve aslında Cumhuriyet tarihi kadar eski olan demografik yapının değiştirilmesi planları, Türkiye genelinde ise Alevilerin ve Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerde farklı bir biçimde hayata geçirildi.

Gazi Mahallesi, Okmeydanı ve Nurtepe gibi Alevilerin yoğun olarak yaşadığı mahallelere, ilk başta dışarıdan AKP yanlısı kişiler getirilip yerleştirildi. Sonrasında bu kişiler üzerinden mahallede belli bir istihbarat ağı kuran özel savaş aygıtı, aynı mahallelere -özellikle mahalle sakinlerinin de içinde yer aldığı- çete yapılanmalarını soktu.

Var olan demografik yapının değiştirilmesinin bir diğer ayağını ise, kamuoyunda bu mahalleleri kriminalize eden haberlerin yayılması ve bu doğrultuda olumsuz bir algının oluşturulması oluşturuyordu.

İlk olarak devrimcilerin, Alevilerin ve Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelere yönelik başlatılan bu planlı saldırılar, daha sonra diğer yoksul mahallelere de yayıldı. İstanbul’da Gazi Mahallesi, Nurtepe, Çayan, 1 Mayıs Mahallesi, Okmeydanı ve Kıraç gibi mahallelerde başlayan bu süreci, bir süre sonra mahallelerin demografik yapısının dağıtılması ve bu bölgelere kendileriyle ilişkili kişilerin yerleştirilmesi izledi.

Artık her mahallede, yerel polisin, yerel mülki amirin ve bölgede bulunan adli makamların da içinde yer aldığı çok sayıda çete yapılanmasının bulunduğu, herkesin bildiği bir gerçek haline geldi. Mahallelerde yaşanan bu çeteleşmeye karşı, orada bulunan polislerin özellikle görmezden gelmeye varan tavrı ve mahalle halkının şikayetlerine karşın verdikleri “O zaman mahallelerden taşının” yanıtı, çeteleşmenin ne denli grift ve çözülmesi zor bir sorun haline geldiğinin de açık göstergesi oldu.

Sadece İstanbul Valiliği’nin açıklamasına göre, 2024 yılında İstanbul genelinde asayiş kayıtlarına geçen 126 bin 943 olay gerçekleştirildi. Bu da sadece asayiş kayıtlarına geçen aylık ortalama 10 bin 578 olay demek. Bu olayların kategorilerine bakıldığında ise, büyük çoğunluğunun çete faaliyetleri kapsamında değerlendirilebilecek olaylar.

DEVAM EDECEK