Özgürlük savaşçısı kadınlarla 8 Mart ve Newroz

Son ana kadar, yani 8 Mart'tan 21 Mart kutlamalarının olacağı güne kadar; karate ve folklor hazırlıklarında bulunan arkadaşlarla birlikte hem çalışmalarımızı yaptık hem de gerillaların güzelliklerine şahit olduk.

GERİLLA ALANLARINDAN İZLENİM

Belki de ilk ve bir daha böyle bir tat alamayacağım bir 8 Mart ve 21 Mart öncesi oldu benim için. Özgür dağlarda, özgürlük savaşçılarıyla beraber yaşadığım onca duygunun tarifi olacak mı? Ne yazsam o anı, anları dile getirecek ya da ifade edecek mi acaba? Belki de yazma fırsatını yeni bulduğum bu heyecanımı, yüreğimden akarcasına bu satırlara işlemeliyim.

Gerillalarla buluşma heyecanını yaşıyoruz. Özgürlük savaşçıları olan gerillaların hazırlık yaptığı alana gidip onlarla çalışma yürütecek ve 8 Mart’a kadar onlarla kalacaktık. Çalışma arkadaşımla birlikte, özgürlüğe adanmış bu yüreklerin her anını çekme planlaması yaptık. Ne olursa olsun, hangi anda olursa olsun kameralarımızın kadrajını esirgemeyecektik.

Akşamüzeri ulaştığımız alanda gerillaların kaldıkları yere giderek, onlarla da çalışma planımızı paylaştık. Sabah onlarla birlikte, güneş doğmadan spora çıkacak ve onları hazırlık yaptıkları yerde bekleyecektik. Böylelikle gerillalarla bir şeyler paylaşma zamanı buluyor, onları tanıyor; onların heyecanlarına, yorgunluklarına tanıklık ediyorduk. Her şeye rağmen sabahın buz kesen soğuğuna, güneşin yakıcılığına ve çok az vakit olmasına rağmen yaptıkları hareketlerin fiziklerini zorlamasına karşın yılmıyorlardı. Ne olursa olsun, 8 Mart’ta yoldaşlarının karşısına en iyi şekilde çıkma çabası veriyorlardı.

Yaptıkları iki saatlik sporun ardından ısınma hareketleri yapıyorlardı. Biz de bazen çekim yapıyor, bazen de onlarla birlikte ısınma hareketlerine katılıyorduk. Aralarda gerilla ateşi yakılıyor, belki de hiçbir zaman tadını alamayacağınız isten kararmış siyah çaydanlıkta kaynayan çayı içiyor ve sohbetlere dalıyorduk. Bu sohbetlerde moral günü iple çekiliyor, her bir kadın gerillanın coşkusu ile heyecanı yüzüne yansıyordu. Bu hazırlıklar, içleri ısıtan ve karelere sığmayacak kadar önemli, bir o kadar da güzeldi. Aslında biz de bu kutlamanın gerçekleşmesini çok merak ediyor ve arzuluyorduk.

21 Mart öncesinde de bir grup gerillanın hazırlıklarına tanıklık ettim ve onlarla vakit geçirmenin sevincini yaşadım. Bu seferki birliktelik biraz farklıydı. Bu defa hem çekimlerimi yaptım hem de çok az vakit kalan kutlama için hazırlıklarına yardım ettim. Bazen eksik olan bir arkadaşın yerine geçip onu tamamlamak için oynuyor, bazen de yemek yemeye bile vakit bulamadığımız provalarda takatten düşmemek için var olan imkanlarla bir şeyler hazırlayıp o boşluğu doldurmaya çalışıyordum.

Her an birlikte oluşumuz artık beni de onlardan biri gibi yapmıştı. Gerçi gerillalarla geçirdiğim zamanda da gördüm ki kim olursan ol, sen zaten onlardansın. Bu gerillalarla da kutlama gününe kadar her gece ateş yakıyor ve Newroz’un gelişinin coşkusunu birlikte yaşıyorduk. Newroz, kendisiyle birlikte yeni doğuşları da getirir. Bundandır ki doğanın yeniliği ve doğuşu insana da o havayı verir. İnsan da doğayla birlikte yenilenir.

Yakından tanık olduğum ve kendimi bir parçası olarak gördüğüm bu iki hazırlık sürecinde de en çok etkilendiğim şey şuydu: Bu hazırlıklarda birçok gerilla bazı sakatlıklar yaşadı, bazıları hareketleri yapamadıkları için defalarca denemelerine rağmen zorlandı; ama hiçbir zaman denemekten, başarmaktan ve bunu bir mücadele olarak görmekten vazgeçmedi. Bazı gerillaların yemek arası bile vermeyip prova yapmaları, bu kadar ısrarcı olmaları ne kadar güzel bir duyguydu. Çünkü ne için yaptıklarını ve yaptıklarının neye hizmet ettiğini biliyorlardı. Gerillaların bu azmi beni derinden etkiledi.

İster istemez bu anları birlikte yaşarken birbirimize alışmıştık. Bir gün onlara gelemeyeceğimizi ve farklı bir çalışma yürüteceğimizi söylediğimizde bir gerilla gülerek, “Siz gelmez ve çekim yapmazsanız biz çalışamayız” dedi. Buna hepimiz güldük. Ama aslında mesele sadece onları çekmemiz değildi; karşılıklı olarak gelişen güzel ve olumlu paylaşımlarımızın bir sonucuydu bu sözler.

Evet, son ana kadar, yani 8 Mart ile 21 Mart kutlamalarının olacağı güne kadar; karate ve folklor hazırlıklarında bulunan arkadaşlarla birlikte hem çalışmalarımızı yaptık hem de gerillaların güzelliklerine şahit olduk. Onlarla birlikte biz de kendimizi baharın güzelliklerine hazırladık. Aslında bu, baharı karşılamaktı; bahara “hoş geldin” demekti.

Bu arada, ilk görev alanımın da verdiği heyecanla bu kadar özel ve güzel anları gerillalarla yaşamak ve paylaşmak benim için çok kıymetliydi.

Her anında sevinci, heyecanı, coşkuyu, kararlılığı, mücadeleyi, iradeyi, ısrarı ve tüm güzellikleri barındıran gerillaları yazmak ve tarihe aktarmak unutulmazdı. Bu vesileyle Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü ve 21 Mart Newroz Bayramı’nı tüm özgürlük savaşçılarına, tüm kadınlara, direnenlere ve inananlara kutluyorum.