Önder Apo’nun 27 Şubat’ta yaptığı tarihi çağrının üzerinden geçen sekiz aylık süreçte, Kürdistan Özgürlük Hareketi ikinci büyük adımını atarak barıştaki ısrarını yeniden göstermiş oldu.
Önder Apo’nun çağrısının ardından 12. Kongresi’ni toplayarak kendini fesheden PKK, kongreden bir süre sonra, 11 Temmuz’da bir grup gerillanın silahlarını yakmasıyla sürece yönelik ciddiyetini göstermişti.
Çağrıdan sekiz ay sonra, Kürdistan Özgürlük Hareketi 12. Kongre kararları doğrultusunda ve Önder Apo’nun onayıyla Türkiye sahasından çekilme kararının uygulanmaya başladığını ve gerillaların Medya Savunma Alanları’na geçtiğini açıkladı.
‘KÜRT HAREKETİ BARIŞA DOĞRU BİR ADIM DAHA ATMIŞ OLDU’
Atılan adımın çok değerli olduğunu belirten Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin bu adımını ANF’ye değerlendirdi.
PKK’nin Türkiye’den çekilme kararının sürecin bir devamı olduğunu dile getiren Öztürk, bu adımla birlikte barışa doğru ilerlemenin önünün açıldığını belirterek şunları söyledi:
“PKK’nin Türkiye’den çekildiğini açıklaması, Meclis’teki tokalaşmayla başlayan, Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla ve silah bırakılmasıyla bir başka aşamaya gelen sürecin bir devamı olarak görülebilir. Bu açıklama, her şeyden önce Abdullah Öcalan’ın ve Kürt Hareketi’nin kendi mantık silsilesi içerisinde gerçekleşen bir sonuç olarak görülmeli. Buna bağlı olarak Türkiye’deki ve dünyadaki bütün siyasal taraflarca son derece olumlu değerlendirilmelidir.
Bu gelişmeyle birlikte, fesih kararı ve silahların sembolik olarak yakılmasından sonra Kürt Hareketi, barışa doğru ilerlenmesi için bir adım daha attı. Bu adım, barış sürecinin ilerleyebilmesi için olanakları en ileri düzeyde genişleten bir adım. Barışa doğru ilerlemenin önünü açtığı için çok değerli kabul edilmeli.
Böyle önemli bir tutumun olumlu değerlendirilebilmesi için hükümet, bunu dikkate almalı ve gereğini yerine getirmek için çaba göstermeli. Bu tutum, hiçbir şekilde ihmal edilir bir şekilde ele alınmamalı.”
‘İKTİDARIN GECİKTİRİCİ POLİTİKALARINDAN DOLAYI DAHA İYİ SONUÇLAR OLUŞMADI’
İktidar kanadının ilk açıklamalarının olumlu olduğuna değinen Öztürk, iktidarın geciktirici politikaları nedeniyle daha iyi sonuçların alınamadığına işaret ederek şöyle devam etti:
“Bu kapsamda, ilk açıklamalarında görüldüğü kadarıyla iktidar kanadında gelişmeyi olumlu bulan bir yaklaşım söz konusu. Bu süreç, çok daha iyi sonuçlar elde ederek ilerleyebilirdi. Ne var ki, Kürt Hareketi tarafından adımlar atılmasına rağmen iktidar cenahı, bu atılan adımlara karşılık anlamlı demokratik açılımlar yapmadı; bu da süreci bir sürüncemeye soktu. Her şey, iktidarın hiçbir demokratik ve hukuki açılım yapmaması noktasında kilitlendi.”
‘TÜRKİYE’NİN ADIM ATMAMA KONUSUNDAKİ ISRARININ BİR ANLAMI KALMADI’
Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin son adımıyla birlikte, Türkiye’nin adım atmama yönündeki ısrarını sürdürmesinin zorlaştığına dikkat çeken Öztürk, “PKK’nin Türkiye’den çekildiğini açıklamasıyla birlikte, iktidarın hiçbir adım atmamak yönündeki ısrarını sürdürebilmesi artık çok zor. Gelişmeler, bütün ülke ve dünya kamuoyu önünde cereyan ediyor. Bugüne kadar söz verilmiş ya da söz konusu olan iyileştirmeler savsaklanamaz. Kamuoyu, Kürt halkı ve barış mücadelesi veren bütün toplumsal muhalefet kesimleri bu yöndeki basınçlarını arttıracaklardır.
Kamuoyu önünde yapılan siyaseti ‘suya yazıyormuş’ gibi yapmak o kadar da kolay değil. Herkes en sonunda bir ortak noktaya doğru yaklaşır” dedi.
‘KİMSE KAÇINILMAZ OLANDAN KAÇAMAZ’
Artık sürecin, iktidarın atacağı olumlu bir adıma göre şekilleneceğini dile getiren Hakan Öztürk, iktidar kanadının atacağı adım ile sürecin ilerleyeceğini ekleyerek şunları söyledi:
“Bütün bu koşullara bağlı olarak, PKK’nin bu tutumunun umutları artıracağını ve sonuç yaratıcı nitelikte olacağını düşünüyorum. Her şey, Kürt Hareketi tarafının attığı adımlara karşılık olarak şekillenecektir. Hükümet tarafı bunu yaptığı anda, olumlu niyetini göstermiş ve kendisini bağlamış olacaktır. Nitekim bu aşamaya kadar bekleme konumunda kalmasının nedeni de bu olmalıdır. Geri dönülemeyecek bir noktayı kesinlikle belirlemek üzere böyle davrandılar.
Gelgelelim, nesnellik buna müsaade etmez ve etmediğini göreceğiz. Kürt meselesi, yüzyılların birikimidir. Bunun nesnel zorlamalarının olmayacağını düşünmek mümkün değil. Kimse kaçınılmaz olandan kaçamaz.
İktidardakiler, yapmaları gerekeni yerine getirmekten kendilerini alıkoyamaz. O nedenle önümüzdeki zamanlarda yaşanacakların iyi yönde olacağını söyleyebilirim.”