Geride kalanlar şehitleri anlatmaya karar verdiğinde, anlatırken ya da yazarken hep bir şeyleri eksik bırakmış olmanın tedirginliğini yaşarlar. Aslında bazı şeyleri eksik bıraktıran da bu tedirginlik duygusudur. Çünkü geride kalan, geride kalmış olmanın mahcubiyetini, bir nebze de olsa gidene hakkını vererek anlatma yoluyla gidermeye çalışır. Bazen bunu da yapamayınca, yüreğindeki düğümle yaşamaya alışmak durumunda kalır.
Nasıl ki her şehadet erken bir şehadet ise, geride kalanlara da geç kalmışlığın telaşı kalır. Bu nedenle, Senar arkadaş hakkında yazılacak her şey, geride kalanlar tarafından geç kalmışlığın telaşıyla yazılmış olacağı için eksik kalacaktır.
Senar arkadaşı anlamak için, Farqîn (Silvan) direnişine biraz bakmak, bunun için de o döneme değinmek gerekiyor.
Bilindiği gibi, devletin Önderlikle 2012’nin sonlarına doğru başlattığı süreç, AKP’nin oyalama taktiklerinin bir parçası olduğu için bir sonuca ulaşamayacaktı. Nitekim süreç Erdoğan’ın istediği çerçevede somutlaşmadığı için, 28 Şubat 2015’te imzalanan mutabakat, yaklaşık 20 gün sonra Erdoğan tarafından reddedildi.
Bugün Cumhurbaşkanlığı sarayında yapılan tarihi bir mutabakattan bihaber olduğunu söyleyen Erdoğan, önce bu mutabakatı, ardından da HDP’nin yüzde 13 oy aldığı 7 Haziran seçimlerini reddetti. DAİŞ eliyle yaptırdığı çeşitli saldırıların ardından, nihayet 2015 Ağustos’unda onlarca savaş uçağıyla Medya Savunma Alanlarına yönelik başlatılan saldırılarla fiili bir savaş durumuna geçildi.
Gimgim'da (Varto) şehit edilen Ekin Wan arkadaşın cenazesine karşı TC askerlerinin saygısızlığı üzerine, 16 Ağustos gecesi gerilla Gimgim'a inerek, halkı ve gençliğiyle bütünleşti; hemen hemen bütün ilçeyi ele geçirip öz yönetim ilanında bulundu.
FARQÎN DİRENİŞİ
Ardından, Kürdistan gençliği ve gerillası öncülüğünde, Kürdistan’ın birçok il ve ilçesinde peyderpey özyönetim ilanları yapıldı. Özyönetim iradesinin ilan edildiği ve en görkemli direnişe sahne olan bölgelerden biri de kuşkusuz Farqîn’di.
Şehit Senar Garzan’ın komutanlığında başlayan bu direniş süreci, Kürdistan direniş tarihinde iz bırakan direnişlerden biri olarak anılıyor. Bu büyük direnişin 11. yıl dönümünde andığımız direnişin kahraman komutanlarından biri olan Senar yoldaş, 1988 yılında Bedlîs’te yurtsever bir ailede doğdu.
Bir ablası şehit, biri de gerilla saflarında olan Senar arkadaş, 2014 yılının başlarında Amed sahası üzerinden gerillaya katıldı. Katıldıktan yaklaşık bir buçuk yıl sonra büyük bir direnişe komutanlık eden Heval Senar, kısa sürede şehitler kervanına katılarak, Kürdistan tarihindeki kahramanlık destanlarından biri olan Farqîn direnişiyle birlikte tarihteki yerini aldı.
'HİÇ BOŞUNA UĞRAŞMAYIN, BİZ BU ALANI BIRAKMAYACAĞIZ’
Heval Senar’la 2015’te, onun direniş bölgesi olan Farqîn’de tanıştık. Sürecin savaşa evrilmesiyle birlikte, parti çalışanları için de hareketlilik oldukça zorlaşmıştı. Bundan kaynaklı, siyasi partinin önde gelenleriyle birlikte biraz hareketlilik alanı oluşuyordu. Partinin bazı yeni taktiklerle direnişi büyütme kararını aktarmak için Farqîn’de Heval Senar’ın yanına gittiğimizde, Heval Senar’ın bize ilk sözü, “Heval, hiç boşuna uğraşmayın, biz bu alanı bırakmayacağız” oldu.
İlçedeki siyasi parti temsilcilerinin devlet temsilcileriyle yaptığı görüşmelerde böyle dayatmalar içerisine girdiklerini öğrendiğimizde, Heval Senar’ın sadece düşmanla değil, teslimiyetçi anlayışlara karşı da mücadele ettiğini öğreniyorduk.
Sonraki süreçte emek, fedakârlık, kararlılık, azim ve elbette bunların hepsinin temeli olan inancın Senar yoldaştaki güçlü yansımalarına tanık olduk. Kısa mücadele yaşamına büyük başarılar sığdıran Senar yoldaş, bazı ilklerin de öncüsü oldu. O süreci takip edenler ve bilenler, Farqîn’in o dönemde basının gündeminden düşmediğini hatırlayacaktır.
Direnişin öncülüğüne gençlik hareketinden şehit Nûda ve Munzur’un da dahil olmasıyla, Farqîn gençlik ve halkıyla bütünleşerek bir direniş merkezine dönüşmüştü. Çok uzun yıllardan sonra düşman tankları ilk defa Farqîn şehir merkezinde kullanılıyordu. Askerin şehir merkezine gelmesi, halkın ve gençliğin buna karşı tepkisi ve buna dair basına yansıyan görüntüler hâlâ hafızalardaki yerini koruyor.
Şehit Senar’ın öncülüğündeki direniş, halkta ve gençlikte devrim inancını güçlendirmişti. Ve bunun için de Farqîn halkı özyönetim direnişçilerini hiç olmadığı kadar sahipleniyordu.
TANKA KARŞI POMPALI TÜFEKLE DİRENİŞ
Öz yönetim direnişinin başladığı süreçte, düşmanın sık sık dile getirdiği “Çözüm sürecinde şehirleri silah ve cephanelerle doldurdular” söyleminin altı boştu. Özyönetim direniş kararından kısa bir süre sonra alanlara cephane taşındı.
Cephanelerin taşınmaya başlamasıyla düşmanın direniş alanlarını kuşatmaya alması bir oluyordu. Bundan kaynaklı, her yerde olduğu gibi Farqîn’de de ciddi cephane sorunları vardı. Öyle ki, Farqîn ve Êlih’ten direnişe katılan birçok genç, pompalı av tüfekleriyle çatışıyordu.
Yani Heval Senar’ın komutasındaki direnişte devrim inancı, tanka karşı pompalı tüfeklerle sonuç alınacağına inanacak kadar güçlüydü. Ve bu inancı yaratan da elbette heval Senar’ın kararlılığıydı.
Çok uzun yıllara dayanan bir gerilla tecrübesi olmamasına rağmen, Senar arkadaşın direnişteki yaratıcı taktikleri, onun kısa sürede komutanlaşmasını getirdi. İyi savaşçılığın bazı kriterleri vardır; fakat iyi komutanlığın kriterleri yüksektir. Heval Senar, bu yüksek kriterlere sahip iyi bir komutandı.
ŞEHADETİ, DİRENİŞİ BÜYÜTTÜ
Kahramanca şehadetinden sonra direniş büyüyerek devam etti ve Farqîn başka komutanlara da tanıklık etti; ama bu yol, aydınlığını o zaman heval Senar’dan aldı. Bundan kaynaklıdır ki, onca yıl sonra bile Farqîn veya ülkemizin başka yerlerindeki gençlerin ‘Şehit Senar İntikam Birimi’ imzasıyla eylemler yapması veya duvarlardaki ‘Şehit Senar ölümsüzdür’ yazılamaları, PKK’de büyük savaşanların unutulmayacağının nişanelerinden biridir.
Büyük savaşçı ve komutan şehit Senar’ı saygıyla anıyoruz.