Şehitlerin zafer tutkularını kuşandı
Nureddîn Sofî, bir bedende binlerce ruhu andırmak misali, onların zafer tutkularını kuşanarak; başarılı ve erdemli bir kişilik bağlamında yeşerip kendisini bilinçli bir yürüyüşün ahengine bıraktı.
Nureddîn Sofî, bir bedende binlerce ruhu andırmak misali, onların zafer tutkularını kuşanarak; başarılı ve erdemli bir kişilik bağlamında yeşerip kendisini bilinçli bir yürüyüşün ahengine bıraktı.
Hakikati anlatmak büyük bir incelik ve aynı zamanda büyük bir derinlik ister. Aslında o hakikatin bir parçası olmak ve onun için mücadele etmek gerekir. Yaşamla olan bağı, insanın içinde sonsuz bir sevgi ve heyecan uyandıran Şehid Nûreddîn Sofî’yi, kendi dilinden ve kendi kaleminden dinlemek, tanımak gerekir.
Şehid Nûreddîn Sofî bir yazısında şöyle der: “Tarih, yaşanmış bir gerçeğin hikayesi olmadığı gibi bir hiç de değildir. Bu yaklaşım, geçmişi, günü ve geleceği birbirinden kopararak ele almak ve bilime ters düşmek anlamına gelecektir. Bunun içindir ki kendimizi bilimsel temeller üzerinden çözmek büyük bir öneme sahiptir. Ne var ki bu çözümleme, bir Kürt için son derece zor ve karmaşıktır. Çünkü başkalarına ait hale gelen zaman bile, kendisi için hiçbir anlam ifade etmeyen; doğar doğmaz ölüm hazırlıklarını yapan, ölümle yaşam arasında hiçbir farkı bulunmayan ne geleceği ne de geçmişi olan bir varlık durumundadır.”
Özlü bir yaşamın ve tarihsel bir var oluşun, Kürt gerçeğinde ve değişim ekseninde olduğu gibi gerçeklik eşiğinde de bulunduğu aşikardır. Hakikat bilincini açığa çıkaran tarihsel oluşumlar ve tarihsel bağlar, insanı var oluşa ve dönüşümlere iten temel unsurlar halindedir. Bunları birbirinden ayırt etmek ve bir diyalektikten uzak tutmak, düşünce dünyasında beraberinde birtakım çürümeleri de getirir.
Düşüncede gelişimin, değişimin ve dönüşümün olmadığı; kendinde bir tekrarın oluştuğu anlarda düz, mücadelesiz ve hatta adı konulamayan köleleşmiş bir yaşam başlar. Bu yaşama karşı, Önder Apo; eşitlikçi ve kadın özgürlükçü bir paradigma ile en gelişkin felsefi yaşam tarzını esas alan bir düşünce doğrultusunda, değişimin ve dönüşümün zihniyet devrimini yaptı. Nureddîn Sofî de bu zihniyet devriminden payını alarak, Önder Apo gerçekliğinde sosyalist bir yaşamın yaşayanı haline geldi.
Nureddîn Sofî, 32 yıllık mücadele tarihinde yaşamı iyi anlayan, kavrayan ve öngörüsü kuvvetli bir kişilik kazandı. Tarihsel ve toplumsal çözümlemeleri, onu her zaman bir adım önde olmaya ve sevgi bağlamında sonsuz bağlılığın odağı haline getirdi. PKK’nin yaşam ve direniş tarzını esas aldığı 32 yıl boyunca, görkemli ve sevgi dolu yoldaşlığıyla içerisinde bulunduğu her ortamın gözdesi olmayı başardı.
KİŞİLİĞİ HAKİKATİN PARÇASIYDI
Mücadele kişiliğini ve bunun yüce erdemine ulaşmayı en iyi anlayanlardan biri oldu. Bir başka yazısında bu konudaki düşüncelerini şöyle ifade etmişti: “Bu gidişata ‘dur’ diyen, Kürdü yeniden yaratan; geçmişine gururla bakan, gününü bilinçli yaşayan ve geleceğe umutla bakan bir insan yaratma hareketidir PKK. Bu, Rêber Apo’nun öngörüsüyle ve tarih bilinciyle büyük şehitlerimizde ifadesini bulmuştur. Bir hidrojen çekirdeği, tek elektron ve tek protondan müteşekkil en hafif atom konumundayken sınırsız ve sonsuz bir enerji dönüşümünü gerçekleştirmiştir. En zayıf insanın, momentum gücüne ulaşarak en zirvelere yükselebileceği Egîdler’de, Zîlanlar’da ve Bêrîtanlar’da görülmüştür. İşte böylesi büyük değerlere sahip ve şanlı bir geçmişi olan bir hareketin militanı olmak, yetki ve sorumluluklar üstlenmek son derece ciddi ve ağır bir meseledir. Bu nedenle kendimizi güçlü çözümleyerek bilinçli bir yaşam düzeyine çıkarmak zorundayız.”
Nureddîn Sofî, 32 yıllık direniş ve mücadele gerçekliğinde Egitler’in, Zilanlar’ın ve Beritanlar’ın yaşam azmini kendi benliğinde yaşamsal kılan bir ruh edindi. Bir bedende binlerce ruhu andırmak misali, onların zafer tutkularını kuşanarak; başarılı ve erdemli bir kişilik bağlamında yeşerip kendisini bilinçli bir yürüyüşün ahengine bıraktı. Aslında onun benliğinde yürüyen, ideolojik ve felsefi bakış açısının doğurduğu komünalist yaşam aşkıdır. Şehitlere bağlılık ve bu uğurda sonsuz bir yürüyüşte olmak, bir erdemlilik olduğu kadar sonsuz sevginin ve sonsuz bağlılığın da teminatıdır.
Nureddîn Sofî, 24 yıllık dağ pratiğinde dört parça Kürdistan’da büyük bir dirençle her patikaya izini bıraktı. Doğru yoldaşlık ve derinlikli anlam bütünlüğü ile sonsuz bir mücadelenin içerisinde, kendisini en küçük hücresine kadar yeniden yaratmanın sırrına erdi. Bu temelde, 24 yıllık dağ pratiği ve toplamda 32 yıllık mücadele sürecinde Apocu bir militan olma bilinciyle, görev ve sorumluluklarını yerine getirmede amansız bir mücadelenin sahibi oldu.
Nureddîn Sofî, bir başka yazısında kendi benliğini açık bir şekilde dile getiren bir yazıyı kaleme almış ve o yazısında PKK’li olmanın sevincini, yaşam için mücadele etmeyi şöyle ifade etmişti: “Kendimi bu bakış açısı temelinde ele almak istiyorum. 1970 yılında, yarısı Kürt, yarısı Araplardan oluşan Qamişlo’nun otuz haneli bir köyünde doğdum. Ekonomik olarak fakir; Kürtlük ile Araplık arasında bocalayan, hem ulusal hem de kültürel anlamda net bir kimliğe sahip olmayan bir ailede büyüdüm. Dinciliğin ve tarikatçılığın etkili olduğu bir çevreydi. Lise yıllarına kadar ekonomik ve toplumsal dengesizlik içerisindeki uçurumların acısını yaşadım. Lise ve üniversite yıllarında sosyalist düşünürlerin yazılarını okuyup PKK sempatizanlarıyla tanıştım. Ben PKK için yaratılmamış olabilirim; ancak PKK adeta benim için yaratılmıştı. Çünkü PKK dışında sadece adı olmaktan, sıradan bir yaşamdan ve ölümü düşünmekten başka bir şey yoktu. PKK’ye katıldığımda insan olduğumu hissedip tüm zorlukları yenerek mutluluğu ve sevinci tattım.”
HEM BÜYÜK BİR KOMUTAN HEM DE BÜYÜK BİR EDEBİYATÇIYDI
Nureddîn Sofî; halkçı ve komünal özelliği çok belirgin, mütevazı, her yaştan insanla bir olabilen, diyalog kurabilen, yoldaşlarını etrafında toplayan, onların çekim merkezi olan; moral ve motivasyon yaratan, heyecan ve coşku uyandıran, girdiği her ortama rengini veren ve ayağa kaldıran bir komutan olarak tarihe adını yazdırdı. Aynı zamanda müthiş bir edebiyatçı olarak onlarca anıyı kaleme aldı. Kürt halkının yaşadığı türlü acılar, mücadelenin çetin tarihi ve bunlar hakkında en derinden hissettiği soylu duygular, adeta efsunlu bir şiir gibi dilinden aktı. Ağzından çıkar her sözcük, onu dinleyenlerin yüreğine bir ok gibi saplanır ve derin bir etki bırakırdı. Hitabeti güçlü; ajitasyon ve propagandayı etkili yapan, üslubu etkileyici ve sözleri vurucu, hakiki bir halk öncüsüydü. O; ideolojik, örgütsel ve askeri yönlerini iç içe ve dengeli bir biçimde geliştirme yeteneğine sahip bir devrimci olarak tarihe geçti.
Rojava halkının öncü devrimcisi ve komutanı Nureddîn Sofî, 24 yılını geçirdiği Kürdistan dağlarına eski arkadaşlarını görme amacıyla ziyarete geldiği sırada, 6 Nisan 2021’de Garê bölgesinin Bergarê alanında Türk ordusunun hava saldırısı sonucunda yanındaki Bahtiyar Gabar ile birlikte şehadete ulaştı. Geride sonsuz bir bağlılık ve ardıllarına büyük bir miras bıraktı. Bu miras ve bağlılığa sahip çıkmak, yarınları aydınlatacak ve özgürlüğü hayal olmaktan çıkaracak yegane yoldur.