Şirvan Güçer: Kadınların iddiasını büyütüyoruz
DEM Parti Kadın Meclisi’nden Şirvan Güçer, kadınların toplumsal yaşamın her alanında eşit temsili, özgür iradesi ve barışın öznesi olma iddiasını örgütlü mücadeleyle büyüttüklerini söyledi.
DEM Parti Kadın Meclisi’nden Şirvan Güçer, kadınların toplumsal yaşamın her alanında eşit temsili, özgür iradesi ve barışın öznesi olma iddiasını örgütlü mücadeleyle büyüttüklerini söyledi.
Kadınların sadece sözünü değil; kararını, iradesini ve eylemini de birlikte örgütlemeyi esas aldıklarını kaydeden DEM Parti Kadın Meclisi’nden Şirvan Güçer, kadınların kendi sözünü kurduğu her alanı şiddete, eşitsizliğe, militarizme ve erkek egemen zihniyete karşı bir özgürlük mevzisi olarak gördüklerini söyledi. Kadınlar kendi sözünü kurdukça, toplumun değişim ve dönüşüm gücü de büyüyecektir.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü yaklaşıyor. DEM Parti Kadın Meclisi bu sürece dair politik hattını ve mücadele perspektifini kamuoyuyla paylaştı. Kadınların eşitlik ve özgürlük temelinde örgütlü mücadelesini büyütme çağrısı yapan açıklamalarda, barış sürecine kadın perspektifiyle yaklaşım, kadınların kendi sözünü kurma iradesi, mevcut medya ve siyaset ortamındaki eril dilin aşılması, ekonomik ve hukuksal şiddet biçimlerine karşı kolektif direnişin önemi gibi başlıklar öne çıktı. DEM Parti Kadın Meclisi’nden Şirvan Güçer, 25 Kasım’a doğru ilerlerken kadınların özneleştiği bu mücadele hattını ve güncel tehditler karşısında geliştirdikleri direniş stratejilerini, ANF’ye anlattı.
“Şiddetin karşısında eşitlik ve özgürlük için bir aradayız” şiarı, kadınların kolektif mücadelesi açısından ne anlam ifade ediyor, özellikle bir yandan da barış sürecinin olduğu düşünülürse 25 Kasım’a doğru giderken DEM Parti olarak bu mücadele hattını nasıl kuruyorsunuz?
“Şiddetin karşısında eşitlik ve özgürlük için bir aradayız” şiarı, kadınların tarihsel ve kolektif mücadelesinin güncel bir ifadesidir. Bu şiar, patriyarkal sistemin her tür şiddetine karşı kadın dayanışmasının ve özgürlük iradesinin ortak bir hattını örmeyi amaçlar. Kadınların toplumsal yaşamın her alanında eşit temsili, özgür iradesi ve barışın öznesi olma iddiasını büyütür.
Barış sürecinin konuşulduğu bir dönemde bu mücadele hattı, sadece savaşın ve çatışmanın sona erdirilmesi değil; aynı zamanda toplumsal barışın, adaletin ve eşitliğin kadın perspektifiyle inşa edilmesi anlamına gelir. Kadınlar için gerçek bir barış, ancak eşitlik ve özgürlük temelinde mümkündür.
DEM Parti olarak 25 Kasım’a giderken kadınların örgütlü gücünü büyütmeyi, her biçimiyle şiddetin karşısında durmayı ve eşit, özgür, demokratik bir yaşamı kadınların öncülüğünde kurmayı mücadelemizin merkezine koyuyoruz. Bu hattı yerelden merkeze, Meclis’ten sokağa kadar her alanda kadınların özneleştiği, birlikte mücadele ettiği bir politik hatta dönüştürüyoruz.
25 Kasım’a dair programınızı açıklarken “Kadınların kendi sözünü kurması” vurgusu yapıldı. Kadının kendi sözünü kurması, mevcut medya ve siyaset ortamında hangi ifade biçimleriyle güçlendirilebilir?
Kadınların kendi sözünü kurması, erkek egemen siyaset ve medya düzenine karşı, kadınların kendi hakikatini, yaşam deneyimini ve özgürlük perspektifini kolektif biçimde ifade etme iradesidir. Bu söz, sadece bireysel bir beyan değil; kadınların ortak mücadelesinden, dayanışmasından ve örgütlü duruşundan doğan politik bir eylemliliktir.
Bugün mevcut medya ve siyaset ortamı, kadınların sözünü sınırlandıran, mücadelelerini görünmez kılan ve eril dili yeniden üreten bir karaktere sahiptir. Bu nedenle kadının kendi sözünü kurması, iktidarın çizdiği sınırların dışına çıkarak kendi alanını, kendi dilini ve kendi mecrasını yaratmasıyla mümkündür.
DEM Parti Kadın Meclisi olarak bizler, kadının kendi sözünü kurma mücadelesini örgütlü bir çizgide büyütüyoruz. Kadın Meclislerimizden yerel örgütlenmelere, basın çalışmalarımızdan dijital alanlara kadar her düzeyde kadınların özneleştiği, kendi deneyimlerini ifade ettiği, kendi hikâyesini yazdığı alanları genişletiyoruz. Kadınların kendi medyasını kurmasını, alternatif iletişim ağlarını geliştirmesini; her türlü baskı, sansür ve manipülasyona karşı ortak bir dayanışma hattı örmesini bu mücadelenin temel ayağı olarak görüyoruz.
Kadınların kendi sözünü kurması, aynı zamanda siyasette kendi öz gücünü, temsilini ve karar mekanizmalarındaki varlığını büyütmesidir. Bu nedenle bizler, kadınların sadece sözünü değil; kararını, iradesini ve eylemini de birlikte örgütlemeyi esas alıyoruz.
25 Kasım sürecinde bu hattı büyütürken, kadınların kendi sözünü kurduğu her alanı şiddete, eşitsizliğe, militarizme ve erkek egemen zihniyete karşı bir özgürlük mevzisi olarak görüyoruz. Kadınlar kendi sözünü kurdukça, toplumun değişim ve dönüşüm gücü de büyüyecektir.
Kadınların yaşam alanlarına dönük saldırılar ve yoksullaştırma politikaları her geçen gün artıyor. Fiziksel şiddetin yanı sıra ekonomik şiddet de kadınlar için çok yüksek boyutlarda. Bunlar olurken bir yanıyla da 11. Yargı Paketi ile hem kadınlar hem de farklı cinsel yönelimler hedefe konuyor. Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da kadınları kuşatan bu tabloya dair nasıl bir mücadele hattı çiziyorsunuz?
DEM Parti Kadın Meclisi olarak, kadınların yaşam alanlarına yönelik saldırıların, derinleşen yoksullaştırma politikalarının ve çok yönlü şiddet biçimlerinin, iktidarın erkek egemen ve militarist politikalarının bir sonucu olduğunun farkındayız. Bugün kadınlar yalnızca fiziksel şiddetle değil; ekonomik, psikolojik, siyasal ve hukuksal şiddet biçimleriyle kuşatılmaktadır.
11. Yargı Paketi ile birlikte kadınların kazanılmış hakları ve farklı cinsel yönelimlere sahip bireylerin varoluşları doğrudan hedef alınmaktadır. Bu paket, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesini kriminalize etmeyi, kadınları bir kez daha kontrol altına almayı hedefleyen bir saldırı yasası niteliğindedir. Bizler, bu çok yönlü saldırılar karşısında mücadele hattımızı kadın özgürlük perspektifi temelinde örüyoruz. Türkiye ve Kürdistan’ın her yerinde, yerel kadın meclislerimizden merkezi yapılarımıza kadar kadınların öz örgütlülüğünü büyütmeyi, dayanışma ağlarını güçlendirmeyi ve her alanda direnişi kolektifleştirmeyi esas alıyoruz.
Kadınların yaşam alanlarına, bedenlerine, kimliklerine ve iradelerine yönelen her saldırıya karşı eşitlik, özgürlük ve adalet temelinde örgütlü bir kadın direnişiyle karşılık veriyoruz. Kadınların yaşamı savunma mücadelesini, aynı zamanda demokrasi, barış ve özgürlük mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, her alanda sokakta, Meclis’te, mahallede kadınların örgütlü sözünü ve direnişini büyütmeye devam edeceğiz.