19 Haziran’da müzisyen Sabahat Akkiraz, dijital medya platformu X’te “Talat Paşa kahramandır” paylaşımı yaptı. Geçtiğimiz hafta ise Erdal Erzincan aynı platformda şunları ifade etti: “Alevilik, 72 milleti içine alan kadim bir gelenektir. ‘Kürt Alevi’ ya da ‘Türk Alevi’ diye bir tabir yoktur; Kürtçe konuşan Alevi, Türkçe konuşan Alevi veya Zazaca konuşan Alevi vardır. Aleviliğin lisanı halk dilidir; ibadet dili ise Türkçedir. Gelenek bize bunu böyle aktarıyor.”
Sanal platformlarda oldukça sert tepkilere neden olan bu paylaşımlarla ilgili görüştüğümüz Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eşbaşkanı Huriye Kabayel, Sabahat Akkiraz ve Erdal Erzincan’ın tavrını “Aleviliği devletin tekçi ideolojisine yamamak” olarak nitelendirdi.
Öncelikle Sabahat Akkiraz’ın paylaşımıyla başlamak istiyorum. Türkmen Alevileri de Kızılbaş Kürt Alevileri de katliamlara maruz kaldı. Alevi kimliğiyle tanınan Sabahat Akkiraz’ın ‘Talat Paşa kahramandır’ çıkışını nasıl yorumluyorsunuz?
Geçtiğimiz günlerde sanatçı Sabahat Akkiraz’ın Talat Paşa’ya övgüler dizmesi, Alevi toplumu açısından derin bir yaradır. Talat Paşa, Türk devletinin halen sürdürdüğü soykırımcı politikanın mimarlarından olup İttihat ve Terakki’nin şeflerinden biridir. Onun adı, Cemal Paşa ve Enver Paşa ile birlikte 1915 soykırımı, sürgünler ve Kürt Alevilere yönelik asimilasyonla anılır.
Bir Alevi sanatçının -hele de bir kadın sanatçının- Talat Paşa gibi insanlığa karşı suç işlemiş bir soykırımcıyı övmesi daha da acı vericidir. Alevi inancı kadın eksenli, kadına değer veren tek inançtır diyebiliriz. Bir kadının böyle bir söylemde bulunması, Alevi inancına aykırıdır ve Alevileri derinden yaralamıştır.
Halkların celladını bir kahraman gibi anması, Alevi yoluna ihanettir. Çünkü Alevilik, zulme karşı mazlumdan yana saf tutmayı emreder. Talat Paşa’yı sahiplenmek, mazlumların değil, zalimlerin yanında yer almak demektir. Bu, Aleviliği devletin tekçi ideolojisine yamamaktır.
Erdal Erzincan da ‘Aleviliğin lisanı hal dilidir, ibadet dili ise Türkçedir. Gelenek bize bunu böyle aktarıyor’ saptamasında bulundu. Sizce bu saptama ne kadar gerçekçi?
Sabahat Akkiraz’ın açıklamalarının hemen ardından bu kez müzisyen Erdal Erzincan, ‘Aleviliğin ibadet dili Türkçedir, Kürt Alevi ya da Türk Alevi yoktur’ sözleriyle gündeme geldi. Bu söylem, devletin yıllardır Alevilere dayattığı asimilasyoncu politikanın yeniden üretilmesinden başka bir şey değildir.
Doğrudur; Aleviliğin ‘hal dili’ evrenseldir, gönüllerin ortak dilidir. Ama bu, halkların anadillerini yok saymanın bahanesi olamaz. Dersim’de, Koçgirî’de, Mereş'te Kürtçe ve Zazaca nefesler söylenmiş; Arap Aleviler kendi dilleriyle cem yürütmüş; Türkçe nefesler de aynı zenginliğin parçası olmuştur. ‘Aleviliğin ibadet dili yalnızca Türkçedir’ demek, bu tarihsel mirası inkâr etmek ve tekçi zihniyeti meşrulaştırmaktır.
Alevi geleneği, yüzyıllardır iktidara karşı direnişin sembolüdür. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar katliamlarla, sürgünlerle, zorunlu iskânla ezilmek istenmiştir. Buna rağmen yol, dille, nefesle, cemle, yani halkların çeşitliliğiyle bugüne taşınmıştır. Aleviliği tek dile, tek kimliğe indirgemek, bu direnişin özünü yok saymak demektir.
Biraz absürd olacak ama yine de sormak isterim. Acaba Erdal Erzincan’ın dediği gibi ‘Kürt Alevi’ yok mudur?
Kürt Aleviler, tarih boyunca hem inançları hem de kimlikleri nedeniyle çifte baskıya uğradılar. Koçgirî, Mereş ve Dersim bunun en acı tanıklarıdır. ‘Kürt Alevi yoktur’ demek, bu tarihsel gerçekliği yok saymaktır. Bu inkâr, sadece devletin işine yarar; halkların birliğini değil, parçalanmasını derinleştirir.
Alevileri tekleştiren bu söylemler ne anlama geliyor?
Yolun hakikati inancı, hakikate yürümek demektir. Hakikat, devletin resmi ideolojisinde değil; halkların yaşamında, cemlerinde, dillerinde ve direnişinde saklıdır. Aleviliği tekleştiren her söylem, yolun hakikatinden sapmadır. Gerçek yol, halkların dilini, kimliğini ve inancını özgürce yaşamasını savunmaktır.
Bugün Aleviliğin dili sorulduğunda verilecek en doğru yanıt şudur: Aleviliğin dili, halkların kendi anadilidir. Türkçe de olabilir, Kürtçe de Arapça da… ‘Hal dili’ elbette evrenseldir; ama bu, anadilleri yok saymanın bahanesi olamaz.
Kızılbaş geleneği, halkların çeşitliliğini kucakladığı ölçüde özüne sadık kalır. Talat Paşa’yı öven ya da Aleviliği tek dile indirgeyen her yaklaşım, iktidarın asimilasyoncu zihniyetine hizmet eder. Bizim yolumuz, bu zihniyete karşı hakikati savunmaktır. Ancak böyle olursa hem Alevilik hem de halklarımız özgürleşir.