Altı yıllık ayrılığın geride bıraktığı boşluk
Rıza Arkadaş, Parti’de yaşanmış en kritik süreçlerin belirleyici kişiliklerinden biri olmuştur. Tanık olduğumuz pratik örneklerden de anlaşıldığı gibi en kritik eşikleri aşan biridir.
Rıza Arkadaş, Parti’de yaşanmış en kritik süreçlerin belirleyici kişiliklerinden biri olmuştur. Tanık olduğumuz pratik örneklerden de anlaşıldığı gibi en kritik eşikleri aşan biridir.
25 Eylül 2019’ de şehadete ulaşan A. Rıza Altun arkadaş, geride bakıp göreceğimiz ve yâd edeceğimiz kocaman bir albüm bıraktı. Hemen her konuda kendisinden bir iz kaldı direniş tarihine. En çok da kolay doldurulmayacak derin bir boşluk yarattı içimizde.
O bir dava adamıydı.
O bir direnişçiydi.
O bir devrimciydi.
Rıza arkadaş yaşarken kendisini tarihe yazdırmış, hayat hikayesini kendisi yazmış gibidir. Bizim çok şey anlatmamıza, yazmamıza gerek kalmadan dolu dolu bir pratiğin sahibi olmuştur. Ardılları olarak sadece tanık olduklarımızla anlatmaya çalışıyoruz.
Bir defasında, gerilla kızı şehit düşen bir babanın, televizyonda ağlayışını birlikte izlemiştik. Acılı babanın gözlerinden yaş gelmiyordu ama sadece sessiz hıçkırıkları duyuluyordu. İzlediğimiz görüntü insanın içini parçalayan bir duygu bırakmıştı bizde. Anımsadığım kadarıyla ‘Bir babanın ağlaması, koca bir çınarın kökünden sökülmesi gibidir; babaların ağlaması çok zordur’ demişti.
Zor bir durumu en kısa ve derin anlamıyla anlatmıştı. Toprağa düşen bütün yoldaşlar için duygulanırız, canımız yanar, canımızdan bir parça kopar gibidir. İçimizi hüzün kaplar, göz yaşlarımızı saklarız ya da içimize akıtırız. Oysa ki içimizde ne öfkeler birikir, ne fırtınalar kopar; kim bilir ki! O fırtına ki toprağın derinliklerine kök salmış yüzyıllık çınarı kökünden söker gibi içimizden bir şeyler koparır ve kocaman bir boşluk oluşturur. Rıza arkadaşın yokluğu, bıraktığı boşluğu onun ifadesiyle izah ediyoruz.
Rıza Arkadaş, Parti’de yaşanmış en kritik süreçlerin belirleyici kişiliklerinden biri olmuştur. Tanık olduğumuz pratik örneklerden de anlaşıldığı gibi en kritik eşikleri aşan biridir.
KDP ile çatışmalı süreçte Maxmur Kampı'nın taşınma süreci ve Irak sahasına açılım, dönem pratiği açısından kritik bir adımdır.
PKK’nin 6. Kongre sürecinde henüz Önder Apo yakalanmamışken Önderlikle diyalog içinde ve en zor zamanda kongreyi yürüten komitenin sözcüsüydü.
Önder Apo yakalandıktan sonra, Parti içi tasfiyeci eğilimin yaşandığı dönemde, Avrupa’daki duruşuyla örgütü ayakta tutan kişidir. Tek başına örgütsel bir güç oluşturmasını bilen yeteneğe ve birikime sahipti. Böyle birçok örnek göstermek mümkündür.
Rıza arkadaşın kişilik özeliklerini bu kısa yazıya sığdırmak pek mümkün değil, belki de pek gerekli değildir. Amaç, sadece yıl dönümlerinde anmak da değil. Arkadaşlığın değerini bilenler için her zaman anmak ve aramak gereken biri olduğunu bilmek yeterli olacaktır.
Şehitler başarının, iradenin ve zaferin teminatıdırlar. Yaşamın her anında şehitleri yaşanır kılmak ve bunu süreklileştirmek, mücadelenin kilometre taşları, yol göstericileri yapmak her devrimcinin uhdesidir.
Şehitlerin arkasından yapılması gereken en anlamlı iş, iç muhasebemizi yapmaktır. Varsa bir türbesi, baş ucunda derin bir tefekküre dalmaktır. Manevi değerlerimizin anılarına bağlanmaktır, adanmaktır. Şehadetleri anlamaktır, anlamlandırmaktır, hatırlamaktır, amaçlarına uygun yaşamaktır. En önemlisi de şehide layık olmaktır, yarıda bıraktıklarını tamamlamaktır.
Aslında bizi yaşama bağlayan en güçlü bağımız ve temel gerekçelerimizden biri manevi değerlerimizdir. Yeri hiçbir şekilde asla doldurulamayacak ve önünde saygıyla eğildiğimiz şehitlerimizin anılarıdır. Yas tutarak değil, şehitlerin anısına yaraşırcasına yeniden ayağa kalkmak ve hedefe varmaktır.
En değerli varlıkları olan canlarını feda ederek kendilerini ispatlamış olan şehitlerin ardından yürüyenlere derin sorumlulukların düştüğü bir dönemi yaşıyoruz. Barışın ve savaşın bıçak sırtında yürüdüğü bir süreçten geçiyoruz. Sürecin getirisine de götürüsüne de hazırlıklı olmak, sonuç almaya kilitlenmek gerektiği çok açıktır. Muhasebesini iyi yaparak hazırlanmak durumundayız.
Türkiye’deki barış süreci de Rojava’da ki savaş süreci de aynı ciddiyeti ve sorumluluğu gerektirir. Kiminle nerede savaşılacak, kiminle nerede barışılacaksa kurallarına göre yapmak, hiç kuşkusuz bu dönemin ruhuna uygun hazırlanmaktan geçer. Bu tür dönemlerin en uygun devrimci militanı, hiç kuşkusuz Rıza Altun kişiliğidir. Tam da Rıza arkadaşın üstesinden geleceği, altından mutlaka kalkacağı pratik işlerdir.
Bu dönemin en fazla ihtiyaç duyduğu bir yeteneği, kıvrak zekayı, bilgi birikimini, pratik politik tecrübeyi, dahice taktik yaratıcılığıyla Rıza arkadaşı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Rıza arkadaş, çok yönlü kendisini geliştirmiş, yetkinleştirmiş, renkli bir maziye sahipti. Onu tanımak, birlikte çalışmak, arkadaşlık yapmak bir ayrıcalıktır.
Rıza arkadaşı, şehadetinin altıncı yıldönümünde saygı ve minnetle anıyor, anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Özlüyoruz…