GÖRÜNTÜLÜ

Amedli kadınlar: Yaşananlar savaş suçudur, sessizliğe son verin

Amedli kadınlar, Rojava, İran ve Halep'te kadın ve çocukların hedef alındığını belirterek, yaşananların savaş suçu olduğunu vurguladı. Kadınlar, ulusal ve uluslararası kamuoyunu sessizliğe son vermeye çağırdı.

AMEDLİ KADINLAR

Ortadoğu'da çatışmalı süreçler yeniden tırmanışa geçerken, İran, Filistin, Suriye ve Rojava bu çatışmaların yoğun olarak yaşandığı bölgeler arasında yer alıyor. Bakur'da ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin devam ettiği bu dönemde, diyalog ve çözüm arayışlarının aksine, bölge ülkelerinde Kürt halkının yaşam hakkına ve topraklarına yönelik saldırılar sürüyor.

Son olarak, HTŞ ve Türk devleti destekli çetelerin de katılımıyla Halep'in Eşrefiye ve Şêxmeqsûd mahalleleri ağır saldırıların hedefi oldu. Katliam girişimi halkın direnişiyle engellenirken, saldırılar sırasında çok sayıda savaş suçu da işlendi. Bölgede onlarca kadının esir alındığı ve çok sayıda çocuğun ise kaçırıldığı ifade edilirken, uluslararası kurumların yaşananlara karşı sessizliği tepkilere neden oluyor. Benzer şekilde İran'da da kadın ve insan haklarının sistematik biçimde ihlal edildiği belirtiliyor.

Yaşanan saldırılara ilişkin konuşan Amed'li kadınlar, işlenen savaş suçlarına dikkat çekerek, saldırıların özellikle kadınları ve çocukları hedef aldığını dile getirdi. Çatışmalarla birlikte yaşam haklarını savunmak için alanlara çıkan kadınlar, örgütlenmenin ve öz savunmanın öneminin bir kez daha ortaya çıktığını belirtti.  Kadınlar, savaş suçlarına karşı sürdürülen sessizliğe tepki gösterirken, kadına yönelik saldırılarla özellikle kadın devrimi olan Rojava Devrimi’nin ve kadın örgütlenmesinin hedef alındığını vurguladı.

Amedli kadınlar, "Kürt halkından ve kadınlardan devrimin intikamını almak istiyorlar. Bu barbarlığa herkes 'dur' demeli" dedi.

'KADINLAR SİSTEMATİK BİR BİÇİMDE HEDEF ALINIYOR'

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Amed Şube Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Gülşen Demir, savaş süreçlerinde kadınların sistematik biçimde hedef alındığını belirterek barışın önemine dikkat çekti. Savaşların en ağır sonuçlarını yaşayanların kadınlar ve çocuklar olduğunu defalarca dile getirdiklerini ifade eden Gülşen Demir, “Bu nedenle barışı çok önemsiyoruz” dedi.

Önder Apo'nun ‘Demokratik Toplum ve Barış Çağrısı’nda kadınlara verdiği önceliğin bu gerçeklikten bağımsız olmadığını vurgulayan Gülşen Demir, savaş koşullarında, en büyük mağduriyeti kadınların yaşadığını belirtti.

Kadınların hedef alınmasının tesadüf olmadığına dikkat çeken Gülşen Demir, şöyle devam etti:

“Bir toprağı ya da bir kenti fethetmenin yolu olarak kadınların ele geçirilmesini meşru gören korkunç bir anlayışla karşı karşıyayız. Biz bunu kabul etmiyoruz. Orada işlenenlerin tamamı savaş suçudur. Başta Türkiye olmak üzere uluslararası kamuoyunun samimi ve onurlu bir barış için bu suçlara karşı açık bir tavır alması gerekiyor. Kadına ve insanlığa yönelmiş hiçbir suçu kabul etmiyoruz. Sesimizi her yerde çıkarmaya devam edeceğiz."

'İŞLENEN SAVAŞ SUÇLARI TAKİP EDİLMİYOR'

Eğitim-Sen üyesi Saliha Aras ise dünyanın birçok coğrafyasında aynı anda süren savaşların tüm halkları etkilediğini, ancak kadınlar ve çocukların çok daha ağır bedeller ödediğini dile getirdi.

Saliha Aras, şunları söyledi: “Halkların en zayıf halkaları olan kadınlar ve çocuklar, bu savaşlardan daha çok etkileniyor. Dün Filistin’de savaş suçları işleniyorsa, bugün İran'da, Halep’te, Şêxmeqsûd ve Eşrefiye’de de aynı suçlar işleniyor. Kadınlar katlediliyor, insanlar esir alınıyor ve çocuklar açlıkla, susuzlukla karşı karşıya kalıyor. Basına yansıyan görüntülerde de bunu net bir şekilde görüyoruz. Şu an orada kadınların neler yaşadığını bilmiyoruz. İnsanlar kaçırılıyor ve akıbetleri bile belli değil. İran'da kadınlar sokak ortasında katlediliyor, hiç suçu olmayan insanlar tutuklanıyor ve idam cezası alıyor.”

'DÜNYANIN SESSİZLİĞİ KATLİAMI DERİNLEŞTİRİYOR'

Hegemonik güçlerin çıkar hesaplarının bedelinin yoksul halklara ödetildiğini vurgulayan Saliha Aras, şu ifadelere yer verdi: “Devletlerin ve uluslararası kurumların çıkarları insan hayatından daha önemli görülüyor.

Ticaret yolları ve ekonomik kazançlar konuşuluyor; ama kaybedilen yaşamlar, katledilen kadınlar ve çocuklar görmezden geliniyor. Bu suçlar karşısında uluslararası insan hakları örgütleri uzun süredir işlevsiz. Bu sessizlikle katliamlar derinleşiyor. Katliamların yaşandığı anda müdahale etmesi gereken kurumlar sessiz kalıyor ve savaş mağdurlarını kendi haline terk ediyor."

'ASIL HEDEF HALKLARIN ÖRGÜTLÜLÜĞÜ'

DEM Parti yöneticisi Güliz Kaya da Suriye’de Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelere yönelik saldırıların soykırım boyutuna ulaştığına işaret ederek, “Kadınlar ve çocuklar özellikle hedef alınıyor. Çünkü toplumları dağıtmanın yolu, direnen kadınların iradesini kırmaktan geçiyor” dedi.

Kürt halkının geçmişte olduğu gibi bugün de direndiğini vurgulayan Güliz Kaya, bu direnişin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Kadınların özellikle hedef alınmasının nedenine değinen Güliz Kaya, şunları söyledi:

“Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşam bulan bir kadın devrimi gerçeği var. Örgütlü ve öz savunmasını kurmuş bir kadın gerçekliği var. Bunu kırmak istiyorlar. Asıl korkuları da budur. Ortadoğu’da eşitlik ve özgürlük mücadelesi yürüten kadınlar dil, din ve kimlik farkı olmaksızın ortak bir direniş hattı oluşturdu."

Açıklamalarda, Filistin’e yönelik saldırılara gösterilen duyarlılığın Kürtlere yönelik ihlaller söz konusu olduğunda gösterilmemesine de dikkat çeken Güliz Kaya, “Konu Kürtler ve Kürt kadınları olduğunda maalesef herkes üç maymunu oynuyor. Bu sessizliğin arkasında ulus-devletçi anlayış ve politik korkular var. Daha önce kazandık, yine kazanacağız. Direnmekten başka yolumuz yok” sözleriyle mücadelenin süreceğini belirtti.