Amedli yurttaşlar: Atılmayan adımlar devlete kaybettirir
"Bu süreç herkes için bir fırsat. Savaş herkese kaybettirir, barış hepimize kazandırır" diyen Amedli yurttaşlar, adım atmayan devleti eleştirerek, "Adım atmamakla kaybeder" dedi.
"Bu süreç herkes için bir fırsat. Savaş herkese kaybettirir, barış hepimize kazandırır" diyen Amedli yurttaşlar, adım atmayan devleti eleştirerek, "Adım atmamakla kaybeder" dedi.
Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, dinleme faslını sürdürürken AKP iktidarının sürece dair adım atmaması ve 'ağırdan alması', halkta soru işaretlerine neden oluyor.
'Umut hakkı'nın henüz uygulanmaması ve devam eden ihlallere dikkat çekerek, sürecin ruhuna uygun adım atılmamasını eleştiren Amedli yurttaşlar, ANF'ye konuştu.
BÜTÜN HALKLAR İÇİN BİR FIRSAT
Halise Badki, süreci devlet için de büyük bir şans olarak görerek, şunları söyledi: "Önlerinde bunu kullanmak için büyük bir fırsat var. Ortadoğu'da savaş devam ediyor, dengeler değişiyor. Eğer Türkiye barışa dönük bir değişim ve dönüşüm yaşamazsa büyük bir zarar görür. Bugün ekonomik ve sosyal anlamda ciddi bir kriz var. Bu barış şansını kullanıp yönünü belirlemezse kriz hali büyür. Sürecin böyle stabil durması kimsenin hayrına değil. Barış halklara iyi gelecek olan tek seçenek. Devlet, artık ikna olmalı. Her şeyden önce devlet kendisini bu krizden çıkarmak için de adım atmalı. Nereye kadar bu şekilde kendini sürdürmeye çalışacak? Devlet bu riskleri ve krizleri görmeli, ona göre adımlar atmalı.”
'BU SAVAŞIN KAZANANI YOK'
Necat Yılmaz ise, hem Kürt halkının hem de devletin yaşanan çatışmalardan zarar gördüğünü belirtti. Yılmaz şöyle konuştu: "Her şey gözler önünde. Bu savaştan Kürt halkı ne kadar zarar gördüyse devlet de öyle zarar gördü. Önümüzde koca bir Ortadoğu örneği var. Suriye ve İran'ın ne durumda olduğunu herkes görüyor. Eğer devlet Kürt sorununu çözme noktasında önemli bir adım atmazsa, sonu diğerlerinden farklı olmaz. Savaşların kazananı olmaz. Bugün barış hepimiz için bir fırsat, bunu biz nasıl istiyorsak onların da öyle istemesi lazım. Bu sorunun demokratik bir şekilde çözülmesi gerekiyor. Eğer çözülmezse var olan bu kriz de artar, savaş da sürer. Bugün Erdoğan hala koltuğunu sürdürme derdinde, Kürt halkı kimin yanındaysa onun kazandığını gördüğü için bu siyaseti yürütüyor. Eski Kürtler değiliz, Kürtler en barbar DAİŞ'le savaştı ve kazanım elde etti. Devlet her koşulda bazı adımları bir şekilde atmak zorunda.”
'ADIM ATILMAMASI KAYBETİRİR'
Nezahat Süer de, barışın annelerin ortak talebi olduğuna dikkat çekti. Süer, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Başlayan bu sürecin barışla sonuçlanmasını istiyoruz. Artık kan akmasın ve kimse ölmesin. Bu fırsatı iyi değerlendirmeleri gerekiyor. Biz çok acı çektik; artık kimse çekmesin. Biz barış için hazırız, bütün halklar da bu barışa hazır olmalı. Bugün bu süreç başarıya ulaşmazsa hem biz hem onlar kaybedecek. Biz annelerin tek talebi, bu sürecin barışla sonuçlanması. Herkes basit bir şekilde izliyor ama bu süreç basit bir süreç değil, 50 yılın sonundaki müzakere. O yüzden herkesin bu çağrının ve talebin kıymetini bilmesi lazım. Barış, herkese kazandıracak olan tek seçenek.”