Avrupa Konseyi(AK) Bakanlar Komitesi, Önder Apo ve benzer durumda olan mahkûmların “umut hakkı” kapsamında cezalarının gözden geçirilmesini sağlayacak yeni mekanizmaların kurulması gerektiğini vurguladı. Komite, Türkiye’ye bu konuda somut adımlar atması için tanınan süreyi bir yıldan dokuz aya indirerek Haziran 2026’ya kadar bilgi sunma çağrısında bulundu.
SÜRE 9 AYA İNDİRİLDİ
Kararın zamanlaması ve hukuki çerçevesi üzerine değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Türkdoğan, “Kararın özelliği, Türkiye’ye tanınan sürenin bir yıldan dokuz aya indirilmiş olması. Daha önce iki kere, en son bir yıl süre verilmişti. Şimdi bu süre dokuz aya çekildi. İkincisi, bugüne kadar Türkiye’nin herhangi bir tedbir almamasından üzüntü duyduklarını belirtmişler. Oysa Sözleşme’nin 46. maddesi uyarınca pekâlâ bir ihlal prosedürü başlatabilirlerdi” dedi. Komitenin hukuki bir adım atmaktan kaçınarak Türkiye’ye siyasi süreci hatırlattığını belirten Türkdoğan, “Meclis'te kurulan komisyonu ve daha önce milletvekillerinin verdikleri kanun tekliflerini değerlendirmeye davet etmişler. Dolayısıyla burada da Sayın Öcalan’ın siyasi pozisyonunu dolaylı yoldan çok net bir şekilde kabul etmiş oluyor Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi. Onlar da meseleye siyasi yaklaştıklarını böylece göstermiş oldular” ifadelerini kullandı.
MADDE 46 İŞLETİLEBİLİRDİ
Kararın siyasi boyutuna dikkat çeken Türkdoğan, sürecin hukuki zemine oturtulması gerektiğini vurguladı: “Halbuki bu siyasi yaklaşımdan önce hukuki yaklaşım gösterilmesi gerekirdi. Hukuki yaklaşımın gereği de Sözleşme’nin 46. maddesini işletip Türkiye’yec -çünkü hem 2021 yılında hem 2024 yılında- bu konuda görevlerini hatırlattılar. Türkiye bu görevleri yapmayınca ihlal prosedürü başlatılacağını hatırlatabilirlerdi. Örneğin, başlatmasalar bile artık derin üzüntü duymak yerine böyle bir prosedür var diyebilirlerdi. Bunu demeyip siyasi mekanizmayı çalıştırarak hükümetin insan hakları eylem planı, Meclis’in de komisyon çalışmaları çerçevesinde milletvekillerinin verdikleri yasa tekliflerini değerlendirerek umut hakkını hayata geçirmeye davet etmişler. Yani kararın aşağı yukarı özü bu” dedi.
CUMHUR İTTİFAKI ÜSTÜNE DÜŞENİ YAPMALI
Son olarak umut hakkının hukuki dayanaklarına ve siyasi iradenin gerekliliğine işaret eden Türkdoğan, “Çatışma çözüm süreçlerinde müzakere yapılabilmesi için tarafların müzakere bakımından eşit olmasa bile uygun şartlarda olması gerekir. Sayın Öcalan’ın müzakereleri yürütebilmesi için sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının oluşturulması gerekiyor. Tam da burada umut hakkı bir hukuki meşruiyet ve hukuki zemin sağlıyor. İktidar ‘Ben bunu nasıl yapayım?’ diyemez. Çünkü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin birçok açık kararı var. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin de üçüncü keredir Türkiye’ye yönelik çağrısı var. Yani hem hukuki meşruiyet var hem de uluslararası hukuk bakımından bir meşruiyet var, bir hukuki dayanak var” dedi.
Cumhur İttifakı ortağı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarını da hatırlatan Türkdoğan, “Sayın Bahçeli’nin çok açık bir şekilde defalarca yaptığı çağrısı var. Umut hakkının uygulanması ve ‘bir kuşun tek kanatla uçamayacağı’ metaforundan hareketle Sayın Öcalan’ın durumunu ortaya koyan çağrısı var. Cumhur İttifakı verdiği sözü de bu konseyin, Bakanlar Komitesi’nin bu çağrısına uygun olarak yerine getirip bunu gerçekleştirmesi gerekiyor. Aslında siyasi ve hukuki bakımdan sorun olabilecek bir şey gözükmüyor şu anda. Burada bir siyasi irade ortaya koymak gerekiyor” dedi. Meclis Komisyonu üzerinden yürütülecek doğrudan müzakerelerin önemine dikkat çeken Türkdoğan, “Bütün bunları doğrudan doğruya Meclis Komisyonu vasıtasıyla Sayın Öcalan’ın anında müzakere edilmesi ve görüşülmesi gerek. Bu görüşmeler gerçekleştiğinde bir çözüm yolu bulunacağını düşünüyorum açıkçası” şeklinde konuştu.