26 yılı aşkın süredir İmralı Adası’ndaki ağır tecrit koşullarında tutulan Önder Apo’ya özgürlük talebi, artık sadece Kürt toplumunun değil, tüm dünyanın gündeminde. Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya, Avrupa’dan Asya’ya kadar pek çok toplumsal hareket, insan hakları örgütü, akademisyen ve sanatçı, Önder Apo'ya uygulanan tecridin sona erdirilmesi ve özgürlüğünün sağlanması çağrısında bulunuyor. Bu uluslararası dayanışma, özgürlük talebinin artık sınırları aşan bir insan hakları mücadelesi olduğunu gösteriyor ve dünya kamuoyunu harekete geçmeye çağırıyor.
Son dönemde özellikle Latin Amerika’dan yükselen sesler dikkat çekiyor. Geçtiğimiz günlerde, “Öcalan’a Özgürlük, Kürdistan’a Siyasi Statü” kampanyası kapsamında, Arjantinli sanatçı-yazar Federico Racca öncülüğünde bir grup sanatçı Instagram üzerinden “A Place For Ocalan” (Öcalan İçin Bir Yer) adlı bir sosyal medya kampanyası başlatıldı.
Sadece sanatı ve yazarlığıyla değil, insan hakları konusundaki aktif duruşuyla da öne çıkan Federico Racca ile kampanyanın amacını ve bu mücadeleye neden dahil olduğunu konuştuk. Racca’nın söylemleri Önder Apo’ya özgürlük talebinin küresel boyutunu gözler önüne seriyor.
Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Ben Arjantinliyim, 54 yaşındayım, evliyim, küçük bir kızım var ve Córdoba eyaletindeki dağlık bölgelerde, Río Ceballos adında küçük bir kasabada yaşıyorum. Yazarım ve sanatçıyım. Lisans derecem hukuk üzerine, yüksek lisansım ise Lacancı psikanaliz alanında.
Kısaca özetlenmiş bu biyografi, yaptığım işlerin birbirine karıştığı; çoğu zaman da politik sanatla kesiştiği bir alanı yansıtıyor
Arjantinli bir sanatçı ve yazar olarak Kürt Özgürlük Mücadelesi ile nasıl tanıştınız?
Kürt Hareketiyle on yılı aşkın bir süre önce tanıştım. Önce Abdullah Öcalan’ın hikayesini öğrendim, sonra Kürt halkını ve onların mücadelesini tanımaya başladım. Yıllar içinde Öcalan üzerine çok şey öğrendim, yazılarımda ve sanatımda onunla çokça çalıştım.
Kısa zaman önce sanal medya üzerinden “Öcalan için bir yer” adıyla bir kampanya başlattınız. Bu kampanyayı başlatma fikriniz nasıl oluştu? Kampanyanın adı neden “Öcalan için bir yer”?
Bir gün eşime Öcalan’dan, Kürt halkının mücadelesinden, İmralı’dan bahsediyordum. O sırada bana, hala odamda küçük bir tahtaya yazılı olarak sakladığım bir cümle söyledi: “Kürtlere toprak vermedikleri için, liderlerine en güzel yerlerden birini verdiler.” İmralı’ya, yani denizin ortasındaki o yere atıfta bulunmuştu. Bizim için, denizi olmayan iç bölgelerde yaşayan insanlar için deniz, her zaman arzulanan bir şeydir.
Eylemin adını düşününce, benim için Abdullah Öcalan içimde yaşayan biri. Onu düşündüğümde içimi hep derin bir sıkıntı kaplıyor, çünkü hep yalnız olarak hayal ediyorum. Bu yüzden, her zaman, ama her zaman, ona yanımda bir yer vermek istiyorum. Bu röportajı şu an Santiago de Chile’nin havaalanında yazarken önümde duran bu güzel manzarada da, Abdullah Öcalan’ın yanımda olmasını isterdim.
Peki, kampanyanın temel amacı ne?
Kampanyanın temel amacı Öcalan’ı daha görünür kılmak. Onun yalnızlığını ve içinde bulunduğu koşulları daha görünür kılmak. Bu durumun bizleri ne kadar yaraladığını söylemek. Umarım bir işe yarar.
Bu kampanyayı Arjantinli psikanalist Francisco Larrambebere ile birlikte, Kürt Kadın Hareketi–Latin Amerika’nın ve bazı arkadaşlarımızın desteğiyle yürütüyoruz. Çok az kişiyiz ama bu iş oluyor. Hem de derinleşerek oluyor. Bu sanattır; eylemin kazandığı derinlik bizi çok mutlu ediyor.
Dileyen herkesi davet ediyorum. Sessiz bir video çekin, yanınızdaki boş sandalye Abdullah Öcalan için olsun. Orada bir şey oluyor; o deneyim insana dokunuyor. Ayrıca biliyorum ki Abdullah Öcalan da bunu hissedecek, yanında olduğumuzu duyumsayacak.
Bu eyleme destek verenler arasında, halkların ve insanlığın daha iyi bir geleceği için mücadele etmiş, hayranlık duyduğumuz insanların videoları da var. Benim videomun da böylesine farklı yerlerden, farklı mücadelelerden gelen bu insanlarınkiyle yan yana olması benim için bir gurur kaynağı.
Bildiğiniz gibi Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan 26 yılı aşkın bir süredir hapishanede, ağır tecrit koşullarında tutuluyor. Öcalan’ın içinde bulunduğu bu koşullar hakkında ne demek istersiniz? Öcalan’ın özgürlüğü neden önemli?
Abdullah Öcalan tutuklu değil; o kaçırıldı. Kendisi esir alınmış birisidir. Bir hukukçu olarak benim için bu çok büyük bir fark yaratıyor. Öcalan, bugünün Mandela’sıdır. Onu düşündüğümde gözyaşlarımı tutamıyorum.
Arjantin’den, Güney Amerika’dan baktığımızda Öcalan “éxtimo”dur. Bu terim, Fransız psikanalist Jacques Lacan’a aittir ve “dışsal” ile “içsel” kelimelerinin birleşiminden oluşur. Bir kişinin ya da bir toplumun en içsel olanı, aslında dışarıda, uzakta bir şey olarak okunabilir.
İşte bu yüzden Öcalan; yani mücadeleci, Kürt halkının lideri, o kendine has kültürün taşıyıcısı, bizim için “éxtimo”dur. Uzak ama bizi tanımlayan, bize öğretecek olan şeydir.
Dünyada, özellikle Ortadoğu’da savaşın ve silahlanmanın arttığı bir dönemde Abdullah Öcalan barıştan yana tavır koydu. Böylesi bir süreçte Öcalan’ın barıştaki ısrarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Ve Öcalan’ın geliştirdiği fikirlerin önemi hakkında ne demek istersiniz?
Abdullah Öcalan’ın barıştaki ısrarı, kapitalizm eleştirisinin bir sonucudur. Savaş, silahlar, bütün işin merkezinde duran şeydir.
Abdullah Öcalan’ın Demokratik Uygarlık Manifestosu adlı kitabı üzerine, yeni yayımladığım La Flor del Diente de León adında, yaklaşık bin sayfalık büyük bir eserde çalıştım. Bu kitapta, Öcalan’ın çalışmaları temel alınarak yazılmış bir dizi bölüm yer alıyor.
İki hafta içinde, Arjantin Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi’nde, usta Francisco de Goya’nın İspanyol halkının Napolyon istilalarına karşı direnişini konu alan tablolarının bulunduğu bir salonda, La Flor del Diente de León kitabımı kesintisiz olarak 24 saat boyunca okuyacağım bir performans sergileyeceğim.
Bu, fiziksel bir direniş eylemi olacak. Hem Arjantin halkının şu an yaşadığı çok zor siyasi döneme dair direnişini hem de Öcalan’ın ve Kürt halkının direnişini orada okunur kılacak.
Kürt halkıyla dayanışma veya enternasyonal mücadelenin büyütülmesi noktasında nasıl bir mesajınız var?
Sandalyelerin boş kalmasına izin vermeyelim.