İstanbul’da gerçekleşen görkemli Newroz kutlamaları sonrası peşpeşe yapılan gözaltı saldırıları, umudu ve sevinci kara bayrama çevirdi. Kürt halkı, geçmişteki tecrübelerinden dolayı yeni sürece ilişkin temkinli yaklaşımında yine haklı çıktı. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne dair mecliste komisyon kurulması, İmralı’ya keyfi görüş yasaklarının kaldırılması, raporlarda “kardeşlik” vurgusunun yapılması yine lafta kaldı, pratikte yine karşılık bulamadı. İstanbul’da mahallelerde başlayıp finali 22 Mart Pazar günü Yenikapı alanında yapılan Newroz’a akın eden yüz binlerin coşkusu, kriminalize edilerek siyasi kırım operasyonu için düğmeye basıldı. Newroz’da bizzat devletin İmralı’da çektiği ve servis ettiği Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın son fotoğrafı, atılan sloganlar hatta söylenen şarkılar dahi, “toplumsal hassasiyet” adı altında çocukların da aralarında yer aldığı onlarca kişinin işkenceyle gözaltına alınmasının, çoğunun da hukuksuzca tutuklanmasının gerekçesi yapıldı. Bu hukuksuz tutuklamaların hedefi olan 16 yaşındaki erkek çocuk E.Y.’nin avukatlarından olan, ÖHD İstanbul Şubesi’nden Lezgin Olcan ANF’ye konuştu.
‘MÜVEKKİLİM GEÇİNMEK İÇİN DÜĞÜN VE ETKİNLİKLERDE ŞARKI SÖYLÜYOR’
Olcan, İstanbul'da 22 Mart günü gerçekleştirilen Newroz kutlamaları sonrası gözaltına alınıp, "örgüt propagandası" iddiasıyla tutuklanan 10 kişinin arasında henüz 16 yaşındaki müvekkili E.Y.’nin de bulunduğuna işaret etti. Ailesini geçindirmek için lise öğretimini yarıda bırakıp düğünlerde şarkı söyleyerek geçinimi sağlayanE.Y.’nin, oturduğu Başakşehir’de gerçekleştirilen Newroz etkinliğinde söylediği şarkılar gerekçe gösterilerek hukuksuz bir biçimde tutuklandığına dikkat çekti. Çocuk yaştaki müvekkilinin Başakşehir’de oturduğu aile evine sabaha karşı yapılan ev baskınıyla alındığını anlatan Olcan, “İstanbul Yenikapı’daki Newroz kutlamalarının hemen ardından kitle dağılırken alanda yaklaşık 26 kişi gözaltına alınmıştı ve hepsi de ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı. Ancak kutlamalara dair sosyal medyada çoğu trol hesaplardan yapılan birtakım ırkçı paylaşımların ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Newroz kutlamalarını hedef almasıyla, bu kez 24 Mart’ta düzenlenen ev baskınlarıyla 5’i çocuk 38 kişi daha gözaltına alındı. Sabah şafak baskınıyla gözaltına alınan çocuk yaştakilerden biri de 16 yaşındaki müvekkilim E.Y.’di. Aynı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yargıya bir talimat verircesine Newroz kutlamalarını hedef gösteren açıklamasının ardından, Çağlayan Adliyesi’ne sevk edilen E.Y. İstanbul 9. Sulh Hakimliği tarafından ‘örgüt propagandası’ iddiasıyla tutuklandı” dedi.
Müvekkiline savcılık ve sorgu hakimliği aşamasında isnat edilen tek suçlamanın Başakşehir Newroz etkinliğinde seslendirdiği şarkılar olduğuna dikkat çeken Olcan, “Müvekkilimin de ifadesinde belirttiği gibi, kendisi zaten düğünlerde ve etkinliklerde şarkı söyleyerek geçimini sağlıyor. Newroz etkinliğinde de istek parçalarını seslendirdi. Ama gelin görün ki şarkı söylemek de propagandadan, üstelik bir çocuğu tutuklamak için yeterli sayıldı” diye konuştu.
‘17 YAŞINDAKİ N.E. VE AİLESİ DE İŞKENCEYE UĞRADI, BİR YETİŞKİN ERKEK SİLAH DİPÇİĞİYLE YARALANDI!’
24 Mart günü müvekkiliyle birlikte çocuk yaştaki dört kişinin daha gözaltına alındığını anlatan Olcan, bu çocukların arasında feci şekilde darp edilen ve adli kontrolle serbest bırakılan 17 yaşındaki N.E.’nin de olduğunu belirtti. Ev baskınıyla gözaltına alınan N.E.’nin ailesinin de polis tarafından işkenceye uğradığına dikkat çeken Olcan, “17 yaşına yeni giren N.E. feci şekilde darp edilmişti. Evine baskın düzenleyen polisler tarafından hem kendisi hem de ailesi darp edildi. Gözaltına alınma gerekçesi de Abdullah Öcalan’ın resmini taşımasıydı. Söz konusu resim, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde bizzat devlet tarafından çekilen, servis edilen ve hemen hemen bütün haber sitelerinde kullanılan bir resimdi. Bu gözaltılar sırasında sadece çocuklar değil, yetişkinler de feci şekilde darp edildi. Adliye sürecinde kendi gözümle iki kişinin başının sargılı olduğuna tanık oldum. Müvekkilimle birlikte tutuklanan bir yetişkin erkek silah dipçiğiyle darp edilip yaralanmıştı. Bu işkenceler hakkında yasal işlemleri başlatacağız” vurgusunda bulundu.
‘MALTEPE ÇOCUK HAPİSHANESİ’NDE ADLİ KOĞUŞTA GÜVENDE OLUP OLMADIĞI BİLİNMİYOR’
Müvekkilinin de gözaltına alındığında kötü muameleye maruz bırakıldığını aktaran Olcan, önce Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliği’ne götürüldüğünü, daha sonra sevk edildiği mahkemece tutuklanıp, Maltepe Çocuk Hapishanesi’nde adli koğuşa konulduğunu belirtti. Adli koğuşta güvende olup olmadığını henüz öğrenemediğini dile getiren Olcan, şunları kaydetti: “Müvekkilimin tutuklanmasının hiçbir hukuki gerekçesi yoktur. Bu açıkça hem insan haklarının hem de çocuk haklarının ihlalidir. Tutuklama için gösterilen gerekçe de çok enteresan. 16 yaşındaki bir çocuğun eylemi yönlendirdiği öne sürülüyor. Bu yönlendirmeyi de şarkı söylemesine bağlıyorlar. Söz konusu şarkılar halay şarkılarıdır, Kürt kültüründe hep söylenen şarkılardır. Nasıl bir yönlendirmedir bu? Bir kere Başakşehir’de gerçekleştirilen Newroz etkinliği izinliydi. Orada polis de vardı ve hiçbir sorun yaşanmadı. Ne değişti ki etkinlikten 10 gün sonra bu çocuk gözaltına alındı?
‘BU OLSA OLSA ‘MAKUL KÜRT’ YARATMA ÇABASI!’
Müvekkilimin söylediği şarkılar Kürt halkının realitesinde var olan şarkılardır. Newroz zaten sadece bir bayram değil, Kürtler açısından kültürel bir mirastır. Demirci Kawa’lardan bugünlere Kürtler tarafından coşkuyla kutlanan bir bayramdır. Bu kültürel mirasın şarkılarını, renklerini suç unsuru olarak göstermek toplumsal barışa hizmet etmez kesinlikle. 16 yaşındaki çocukların şarkı söylediği veya pankart taşıdığı gerekçesiyle tutuklandığı bir sistemde adaletten de barıştan da söz edilemez. Bu olsa olsa yeni nesillerde travma yaratma çabasıdır. ‘Makul Kürt’ yaratma çabasıdır.”
‘BİRKAÇ TROL HESABININ BAŞLATTIĞI KARA PROPAGANDAYA TOPLUMSAL HASSASİYET DENİLEMEZ’
Gözaltına alınan ve tutuklananların dosyalarında “örgüt propagandası” iddiasına dair hiçbir somut delil bulunmadığını kaydeden Olcan, kaldı ki propagandası yapıldığı iddia edilen PKK’nin kendini feshettiğini hatırlattı. Bu keyfi tutuklamanın amacının İstanbul’daki görkemli Newroz’u gölgelemek ve gözdağı vermek olduğunu belirtti. Bu hukuksuzluğun “toplumsal hassasiyet” olarak lanse edilmesinin de kabul edilemez olduğunun altını çizen Olcan, “Hangi toplum çocukların bayramda şarkı söylediği ya da pankart taşıdığı için tutuklanmasını onaylar? Burada birkaç trol hesabının üzerinden başlatılan linç ve kara propaganda bir bütün olarak ‘toplumsal hassasiyet’ olarak gösterilemez. Burada toplum da zan altında bırakılıyor. Burada toplumdan kast edilen iktidar çevresi mi? Burada bütün bir toplum da zan altına alınamaz” dedi.
‘BİR SÜREÇTEN. BİR NORMALLEŞMEDEN SÖZ EDİLİYORSA BU ÖNCE ÇOCUKLARA YAKLAŞIMDAN BAŞLAMALI!’
Olcan, Kürt meselesinin çözümüne ilişkin bir sürecin devam ettiği ve bir normalleşmeden söz edildiği bir dönemde, sırf Newroz kutlamalarında şarkı söylediği, pankart açtığı veya slogan attığı gerekçesiyle aralarında çocukların da bulunduğu insanların tutuklanmasının anormal olduğunu vurguladı. “Bir normalleşme varsa bu önce çocuklara yaklaşımdan başlamalı” diyen Olcan, “Normalleşmeden, kardeşlikten, barıştan söz ediliyorsa önce sürecin ruhuna göre davranılsın. 16 yaşındaki çocukları içi boş dosyalarla, işkenceyle gözaltına alıp tutuklamanın kendisi suçtur. Biz ÖHD olarak bu dosyaların sonuna kadar takipçisi olacağız. Zaten tutuklananların beraat edeceğini biliyoruz. Bu bir baskı ve yıldırma politikasıdır ve biz de bunu normalleştirmeyeceğiz” dedi.