Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), “Ekmek, barış, adalet ve özgürlük için birlikte mücadeleye” şiarıyla İstanbul’un Esenyurt Meydanı’nda miting düzenledi.
Yöresel kıyafetleriyle mitinge katılan halk, sarı, kırmızı ve yeşil renkli flamalarla alanı renklendirdi. Mitingde katledilen Gazeteci Hakan Tosun unutulmadı, “İsrail’e tam ambargo nehirden denize özgür Filistin”, “Ekmek”, “Barış” , “Hakan Tosun’a ne oldu", “Hakan Tosun cinayeti politiktir” dövizleri taşındı. Alandaki binler, “Bijî Serok Apo”, “Bijî berxwedana zindanan”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Bê Serok jiyan nabe” sloganlarıyla alanda ses yükseltti.
‘DEMOKRATİKLEŞME İÇİN ÖRGÜTLENECEĞİZ’
Miting, Koma Vejîn grubunun sahne almasıyla başladı. Ardından TÖP Sözcüsü Juliana Gözen söz aldı. Örgütlülüğün önemine vurgu yapan Juliana Gözen, “Mahallemizde, iş yerlerimizde her yerde daha fazla örgütleneceğiz. İşçi sınıfının örgütlülüğünü büyütmek için var gücümüzle çalışacağız. Mahallemizde çeteler, mafyalar örgütleniyor. Bizler adres olmadıkça o gençler mafyaların arkasından girecek. Hakan Tosun’u katlettiler. Örgütlenmezsek Rojin’e, Gülistan’a ne oldu diye sormaya devam ederiz. Geleceğimiz için örgütleneceğiz. Barıştan yanayız ama inşa edeceğimiz barış, onurlu bir barıştır. Bu işi ekmeğimize, onurumuza sahip çıkarak nihayete erdireceğiz. Bu ülkenin demokratikleşmesi için hepimizin yapacağı bir şeyler vardır. Bu büyük bir sorumluluktur” diye belirtti.
‘MUTLAKA KAZANACAĞIZ’
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, iktidarın siyasetçileri, belediye başkanlarını, gazetecileri tutukladığını vurgulayarak, “Hiç kimse tereddüt etmesin biz barış istiyoruz. Barışı en çok biz istiyoruz. Çünkü savaşlarda hep en yoksul çocuklar bedel ödüyor. Barış hiç kimsenin bize uzatacağı bir hediye değildir. Barış emektir, halkın kurduğu gelecektir. Biz barışı insanlar konuşsun diye istiyoruz. Barış olacak kayyumlar eve dönecek, cezaevindeki tutsaklar, Selahattinler, Figenler yanımıza gelecek. Barışı, demokrasiyi, özgürlüğü istiyoruz. Mutlaka kazanacağız” dedi.
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, TELE1’e yaptığı açıklamada, ülke kaynaklarının emperyalist ülkelere “peşkeş çekildiğini” belirterek, demokrasi ve eşitlik isteyenlerin cezalandırıldığını söyledi. Belediyelere kayyım atamalarının devam ettiğini ve Kobanê tutsaklarının cezaevinde olduğunu hatırlatan Aslan, “Siyasi tutsak arkadaşlarımızı mutlaka o cezaevlerinden alacağız. Kayyımlar geri alınsın, siyasi tutsaklar serbest bırakılsın, basın üzerindeki baskılar son bulsun” dedi. Ayrıca, ekonomik sorunlara dikkat çekerek, bütçenin emekçilerden toplanıp patronlara gittiğini eleştirdi.
EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk ise, devletin Kürt kimliği üzerinden ayrımcılık yaptığını belirterek, Meclis’teki komisyonun önemine işaret etti. Öztürk, “Kayyımların geri çekilmesini, tutsakların serbest bırakılmasını isteyen halkın taleplerine saygı gösterilmeli, Abdullah Öcalan’ın koşulları düzeltilmeli” ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın da Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in yerine kayyım atanmasına tepki gösterdi ve Özer’in mesajını okuyarak barış sürecini desteklediğini aktardı. Özer mesajında, “Bu mücadeleyi daha adil ve özgür bir gelecek için veriyoruz” dedi.
BU KAYYUM DÜZENİNE SON VEREBİLİRİZ
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise, ilçeyi “ülkenin en büyük Kürt, Alevi, kadın, genç ve emekçi ilçesi” olarak tanımlayarak sözlerine başladı. Esenyurt’un barış ve demokrasi mücadelesine katkısına vurgu yapan Bakırhan, “Bugün Esenyurt’ta ekmek, barış, demokrasi ve özgürlük için bir aradayız. Sizlere ve mücadelenize ne kadar övgü dizsek azdır” dedi.
Esenyurt'ta ekmek için, barış için, demokrasi için, özgürlüğümüz için bir araya geldiklerini belirten Bakırhan, “Bugün Esenyurt'ta emekçilerin, ezilenlerin, kadınların, Kürtlerin, eşit yurttaşlık mücadelesi veren Alevilerin geleceği için bir araya geldik. Çok iyi biliyoruz ki Esenyurt, barışa sahip çıkarsa barış olur; emeğe sahip çıkarsa emek alın terini alır. Esenyurt, bu sürece sahip çıkarsa bu süreç ilerler” dedi.
Bakırhan, “Bugün dört büyük değer için bir aradayız. Eğer bu dört sütundan biri eksikse o yapı ayakta duramaz. O yapı yürüyemez, o yapı mutlu olamaz. Bugün Türkiye'de ne tam anlamıyla barış var ne demokrasi var ne özgürlükler var ne de emeğin hakkı var. İşte bizler bugün devrimci ve demokratik partilerle birlikte tam da Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu bu dört ana sütunun hayat bulması için buradayız. Yıllardır bütün zulüm politikaları karşısında eğilmeyen, direnen bir dinamik. Bu bahsettiğimiz dinamik, son yerel seçimlerde de kent uzlaşısıyla bu dört sütunun Türkiye'de gerçekleşmesini sağlayacak bir güce, bir kudrete sahiptir. Eğer bugün ve dün olduğu gibi yarın da Kürt, kadın, Alevi, genç, ezilenler olarak hep birlikte alın terimize, barışa, adalete, hukuka sahip çıkarsak bu kötü gidişata dur diyebiliriz. Bu kayyum düzenine son verebiliriz. Kayyum demişken, sizlerin iradesiyle seçilen Ahmet Özer'in yerine kayyum atanmıştı. Bugün cezaevindedir. Bu vesileyle başta Ahmet Özer olmak üzere cezaevinde bulunan, yerine kayyum atanan, kent uzlaşısı nedeniyle tutuklanan bütün yoldaşlarımıza buradan selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Esenyurt, Ahmet Özer ile birliktedir. Esenyurt iradesine sahip çıkıyor. Esenyurt bir gün mutlaka iradesini dışarı çıkaracak; gücünü, kuvvetini, kudretini ortaya koyacaktır” diye devam etti.
BU SÜREÇ 86 MİLYONUNDUR
Önder Apo’nun barış çağrısıyla tarihi bir süreçten geçtiklerine dikkat çeken Bakırhan, şöyle konuştu: ayın Öcalan'ın büyük bir çaba, emek ve sorumlulukla üzerine aldığı tarihi bir fırsat Türkiye'nin önünde duruyor. Bu tarihi fırsat hepimiz içindir. Sayın Öcalan artık kan dursun, çatışma olmasın, gençlerimiz yaşamını yitirmesin diye tek taraflı bir çağrı yaparak çok önemli bir adım attı. Sayın Öcalan, savaşa ve çatışmaya giden trilyonlarca doların Esenyurt'taki emekçilerin cebine girmesi için, emekçilerin hakkını alması için, gençlerin çalınan geleceğinin tekrar yeşermesi için böyle bir süreç başlattı. Sayın Öcalan Kürt, Alevi, diğer halklardan ve inançlardan bütün renklerin demokratik bir Türkiye'de eşit yurttaş olması için böyle bir süreç başlattı. Dolayısıyla bu süreç sadece Kürtlerin değildir; Esenyurt'ta tekstil fabrikasında çalışan emekçilerin, fabrikalarda ailesini geçindirmek için çalışan işçilerin de sürecidir. Bu süreç 86 milyonun sürecidir. Barış her zaman iyidir. Barış demek ekonominin kalkınması demektir. Barış demek kayyumsuz bir Türkiye demektir. Barış demek çevrenin katledilmediği, kadının katledilmediği, herkesin kendi diliyle ve kimliğiyle özgür ve eşitçe yaşadığı bir Türkiye demektir. Dolayısıyla bu süreçte sizin, Esenyurtlu emekçilerin de üzerine büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Dün olduğu gibi, genel seçimlerde olduğu gibi Esenyurt bu süreçte de dayanışarak, ittifak yaparak, omuz omuza mücadele ederek bu süreci başarıya ulaştırmaya var mı? Evet, Esenyurt var. Çünkü barış hepimizin ortak meselesidir. Esenyurt’un bu ortak meselemize sahip çıkacağına inanıyorum.”
BİR AN ÖNCE ADIMLAR ATILMALI
Şu ana kadar sadece Kürt tarafının adım attığını hatırlatan Eş Genel Başkan, “Bu saatten sonra artık Meclis’te kurulan komisyonun da iktidarın da geçiş yasaları başta olmak üzere adımlar atması gerekiyor. Kapsamlı yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Bu kayyumcu anlayışın, televizyon kanallarına kayyum atayan anlayışın, düşüncesini söylediği için insanları cezaevine atan anlayışın artık bitmesi gerekiyor. 21. yüzyılda TELE1’e kayyum atamak nedir? Biz bunu kınıyoruz, bunu eleştiriyoruz. Türkiye'nin kayyuma değil demokrasiye ihtiyacı var. Türkiye'nin Mehmet Şimşek'in ekonomi politikalarına değil, ekonomide adalete ihtiyacı var. Türkiye'nin çatışmaya değil barışa ihtiyacı var. Türkiye'nin sınır ötesine asker göndermeye değil; başta Kürtler olmak üzere sınır ötesindeki halklarla barışmaya, dayanışmaya, diyalog ve müzakere kurmaya ihtiyacı var. Bir an önce temel hak ve özgürlükler konusundaki adımlar atılmalıdır. Bir an önce, başta Esenyurt olmak üzere, iradesine kayyum atanan belediye başkanları belediyelerinin başına geçmeli ve halkın iradesini temsil etmelidir. Bir an önce demokrasinin inşa edilmesi için başta Meclis olmak üzere adımların atılması gerekiyor” dedi.
BARIŞ SADECE KÜRTLERİN DEĞİL, 86 MİLYONUNDUR
Ülkede barış karşıtlığı yapan çevrelere de tepki gösteren Tuncer Bakırhan, “Barış sağlandığında kaybedecek miyiz, kazanacak mıyız? Barış olduğunda gençlerimiz ölmeyecek. Bu iyi bir şey değil mi? Barış olduğunda ölümler duracak. Barış olduğunda çatışma ve şiddete giden bütçe yatırımlara harcanacak. Barış olduğunda işsizlik sorunu çözülecek. Barış olduğunda asgari ücretli, emekli geçinebileceği oranda bir ücret alacak. Barış olduğunda sağlık hizmetlerini daha kapsamlı alabileceğiz. Demokratik bir eğitim sistemine geçeceğiz. Barış olduğunda kayyumlar olmayacak. En önemlisi de barış olduğunda, başta Kürtler olmak üzere Türkiye'de yaşayan bütün halkların dili özgür olacak. Diliyle konuşacak, diliyle eğitim görecek, diliyle öğrenim görecek. Onun için barış sadece Kürtlerin değil, 86 milyonundur. Barış olduğunda en önce ezilenler ve emekçiler kazanacak” ifadelerini kullandı.
Bakırhan, hapishanelerde tutulan siyasi tutsakların özgürleştirilmesi gerektiğini de belirtti. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay ve Osman Kavala’ya atıfta bulunan Bakırhan, halkın alanları doldurup barışı yüksek sesle talep etmesi halinde siyasi tutsakların özgürleşebileceğini söyledi.
“Türkiye 21. yüzyılda cezaeviyle terbiye etme anlayışından artık vazgeçmelidir” diyen Bakırhan, “Onlar direniyor, bizler de mücadele edeceğiz. Hiç kimse durduk yere barış sağlamaz. Bizler durursak eğer hiç kimse demokratik haklarımızı ve özgürlüğümüzü bahşetmez. Bugüne kadar direndiğimiz gibi, bugünden sonra da mücadele ederek barışı sağlayabileceğiz” diye kaydetti.
TÜRKİYE’Yİ BİR GÜN HEP BİRLİKTE YÖNETECEĞİZ
Bakırhan, Esenyurt’taki kayyum gasplarına dikkat çekerek Ahmet Özer ve tutsaklara selam gönderdi. Esenyurt’un iradesine sahip çıktığını belirten Bakırhan, “Bu meydan sadece Esenyurt Meydanı değildir, bütün renkleriyle Türkiye'dir. Karslısıyla, Vanlısıyla, Ardahanlısıyla, Amasyalısıyla, Tokatlısıyla, Samsunlusuyla bu meydan Türkiye'dir. Türkiye'deki emekçilerin ve ezilenlerin sesidir. Bu ses 86 milyonundur. Bugün burada yaptığımız konuşmalarda dile getirdiğimiz talepler ile sizin sloganlarınızla dile getirdiğiniz talepler sadece Esenyurt’un değil; 86 milyonundur, Türkiye’nindir. Hepimiz bu toprakların evladıyız. Omuz omuza mücadele ederek kazanacağımıza inanıyorum. Biz bu halkın umuduyuz. Biz halklarımızın geleceğiyiz. Biz kazanacağız. Emin olun. Uzun olmayan bir vadede emekçiler, ezilenler mutlaka kazanacaktır. Türkiye'yi bir gün biz yöneteceğiz, hep birlikte yöneteceğiz Adil ve eşitlikçi bir Türkiye'yi biz yaratacağız. O günler hayal değil. O günleri yaratacak olan sizlersiniz. Siz böyle önümüzde mücadeleye devam ettiğiniz müddetçe muhakkak bu ülkenin yönetimi bir gün sizin, ezilenlerin, emekçilerin olacaktır.”
Esenyurt’ta dövülerek katledilen gazeteci Hakan Tosun ve Wan’da şüpheli bir şekilde ölü bulunan Rojin Kabaiş’in katillerinin bulunmasını istedi.
Bakırhan konuşmasını, Esenyurt halkına teşekkür ederek ve birlikte daha adil, demokratik bir cumhuriyet kurma çağrısı yaparak tamamladı.