Barolardan çağrı: ‘Umut hakkı ve hasta tutsakların yaşam hakkı güvenceye alınmalı’

Kuzey Kürdistan’daki 16 baro, Dêrsim’de gerçekleştirdikleri toplantının ardından yayımladıkları ortak bildiride, yargının siyasallaşması, hasta tutukluların sağlık hakkı ihlalleri ve ömür boyu infaz sisteminin insan onuruna aykırılığına dikkat çekti.

4 Ekim’de Dêrsim’de yapılan toplantı ardından barolar, devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü hatırlatarak, “her mahkûmun yeniden özgürlüğe kavuşma umudunun korunması gerektiğini” vurguladı.

Sonuç bildirgesinde, cezaevlerinde ağır hasta tutuklu ve hükümlülerin tedaviye erişiminin engellenmesinin, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre işkence ve kötü muamele yasağının ihlali anlamına geldiği belirtildi. Barolar, infaz ertelemesi ve tahliye süreçlerinde bağımsız sağlık raporlarının esas alınması çağrısında bulundu.

Ayrıca, ömür boyu hapis cezalarının fiilen mahkûmları “yaşama umudundan mahrum bıraktığı” belirtilerek, “umut hakkı”nın infaz hukukunda düzenlenmesi gerektiği ifade edildi. 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Vinter/Birleşik Krallık ve Kaytan/Türkiye kararlarına atıfta bulunan barolar, “Yaşama ve özgürlüğe yeniden kavuşma umudunu tamamen ortadan kaldıran infaz biçimleri’ olarak insan onuruna aykırıdır. Bu nedenle, umut hakkının yani her hükümlünün belirli bir süre sonra topluma yeniden katılma olasılığının korunması, İnfaz Kanunu’nda ivedi yasal düzenlemeler yapılmasını zorunlu kılmaktadır.” dedi.

Bildiride ayrıca, siyasi davalarda idari gözlem kurullarının keyfi kararlarının özgürlük ve güvenlik hakkını ihlal ettiği vurgulandı. Yargının siyasallaşmasına dikkat çekilen açıklamada, “Hukukun siyasal müdahalelere kapalı, öngörülebilir ve eşit uygulanabilir bir sistem olarak işletilmesinin aciliyetini bir kez daha ortaya koymuştur.” denildi.