Bayhan: Komisyon’un Abdullah Öcalan ile görüşmesi zorunludur
İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Komisyon’un Önder Apo ile görüşmemesi nedeniyle sürecin eksik ve sorunlu ilerlediğini belirterek, “Bu bir gereklilik, bir zorunluluktur” dedi.
İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Komisyon’un Önder Apo ile görüşmemesi nedeniyle sürecin eksik ve sorunlu ilerlediğini belirterek, “Bu bir gereklilik, bir zorunluluktur” dedi.
Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, ‘Demokratik Toplum ve Barış’ süreciyle ilgili Meclis bünyesinde kurulan Komisyon’un planlama ve ilerlemede ciddi eksiklikler yaşadığını belirtti. Sürekli en aza razı edip bu süre içerisinde PKK'nin silah bırakma ve kendini feshetme kararını olabildiğince iktidarın çıkarına kullanma taktiğine başvurulduğunu düşünen Bayhan, şunların altını çizdi: “Somut adım atması yerine oyalama konusundaki tutum, artık belli bir noktadan sonra çok daha sıkıntılı, çok daha olumsuz sonuçlar doğuracak özellikler gösterir. İktidarın sürecin enfekte edilmemesi uyarısının tek muhatabı kendisidir.”
ANF’ye konuşan EMEP Milletvekili Bayhan, Komisyon’un somut adım atma konusunda en büyük sıkıntılarından birisinin, bu sürecin planlanması ve yürütülmesi konusundaki iktidar grubunun ve Meclis Numan Kurtulmuş'un süreci götürme, yürütme açısındaki planlaması olduğunu söyledi. Bayhan, “Komisyon’da birkaç kez bu sürecin toplam olarak bir öncelikler çerçevesi içerisinde planlanıp eş zamanlı yapılacak, atılacak adımların, yürütülecek tartışmaların eş zamanlı olmasına dair görüşler dile getirildi. Hem bu süre içerisinde yapılması gereken yasal düzenlemeler, atılması gereken adımlar, kalıcı barış ve Kürt sorununun demokratik çözümüne yönelik adımlar... Bunlara ilişkin herkesin somut önerilerini getirmesi ve bunun eşgüdümlü bir takvimlendirmeyle yürütülmesini önerdik” dedi.
YAPILAN ÖNERİLER ÇOK DİKKATE ALINMADI
Komisyon’un aslında ikinci toplantıdan sonra daha çok dinlemeler yapan bir çalışma sürdürdüğünü hatırlatan Bayhan, şöyle devam etti: “Bunlar önemsiz değil tabii. Türkiye'de bu sürecin etkileri açısından, 50 yıla yakın en azından son Kürt isyanından bu yana sürece dair tartışmaların sürdürülmesi, yaşananların nedenlerinin sorgulanması, tanıklıkların dinlenmesi açısından önemli. Bu süreçte atılması gereken acil adımlar, cezaevleri, silah bırakma sonrası geriye dönüş yasası dahil yapılması gereken düzenlemeler ve tabii ki Kürt sorununun çözümü açısından başta kayyumlar ve ana dil konusu olmak üzere, kalıcı barışın sağlanması için önceliklerin oluşturulması önerileri çok dikkate alınmadı.”
İKTİDAR GRUBU İLERLEMEYE ENGEL
Şu ana kadar somut adım atılmamasının nedeninin iktidar grubundan kaynaklandığını kaydeden Bayhan, şunları paylaştı: “Cumhur İttifakı grubu kendi içinde mutabık değil. Özellikle de AKP, şu ana kadar tek bir somut öneride bulunmadı. Gelen somut öneriler konusunda da herhangi bir çalışma programı açısından olumlu ya da olumsuz yönde bir açıklamada bulunmadı. Bunun kendisi bile olumsuz bir tutumdur. Sürecin önemi üzerinde durup sadece hamasi olarak bu işin ne kadar kıymetli olduğunu söylüyor; sürekli risklere vurgu yapıp bu hatırlatmalarla durumu geçiştiriyor. Sürekli vaatler, sürekli bin yıllık kardeşlik hatırlatmaları. Bir türlü Malazgirt'ten bugüne gelemiyoruz. Açıkçası iktidar grubunun tutumundan dolayı. Bin yıllık Türk-Kürt kardeşliğinin bugün nasıl bir barışla tesis edileceği ve en azından silahların susmasının garanti altına alınıp bu savaşın yaratmış olduğu yıkımın yaralarının sarılması açısından ne tür somut adımlar atılacağını konuşma noktasına gelemiyoruz.”
SOMUT ADIMLARDA ISRAR EDECEĞİZ
Komisyon’un dinlemek üzere davet ettiği bütün katılımcıların vurguladığı temel bir şeye dikkat çeken Bayhan, şöyle sürdürdü: “Sürecin acil ve uzamadan, somut adımlar atılarak tamamlanması, bu sürecin öneminin gereği olarak altı çizilen en önemli husustu. Peki neden adım atılmıyor? İktidar grubunun somut bir şeyle, bu yönde atılacak adımlarla hareket etmemesi tutumu, Komisyon’a da yansıyor. Bu, bir oyalama taktiği mi yoksa hazırlıksızlığın getirdiği bir süreç mi? Bunlara birçok genelde spekülasyon yapılabilir. Sürekli en aza razı edip bu süre içerisinde PKK'nin silah bırakma ve kendini feshetme kararını olabildiğince iktidarın kendi çıkarına kullanma taktiğine başvurulduğunu düşünüyorum. Burada ısrar edecek. Biz de bunun doğru olmadığını söyleyip bunu teşhir ederek, somut adımlar atılması için ısrar etmeye devam edeceğiz.”
KÜRTLERİN KAZANIMLARIN ORTADAN KALDIRMAK İÇİN
Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Kuzey ve Doğu Suriye’nin yeni Suriye açısından statüsünün ne olacağına dair tartışmalarda da içeriye benzer bir tutum görüldüğünü belirterek, şunları söyledi: “Nasıl ki içeride atılması gereken son adımlar konusunda en geriye razı etme, hamasi nutuklar atıp adım atmama tutumuyla yüz yüzeysek Suriye'de de yaklaşım olabildiğince engelleyici. Farklı inanç ve halklardan Suriye halkının demokratik iradesini ve ortak yaşamını yansıtacak temelde, yeni bir demokratik cumhuriyetin inşası konusunda atılması gereken adımlar üzerinden değil de QSD ve Kuzey ve Doğu Suriye’nin demokratik kazanımlarını bile ortadan kaldıracak bir yapılanmayı tesis edecek çizgide ilerlemeye çalışılıyor… Suriye bu konuda çok belirleyici ama bu belirleyiciliği tamamen bugünkü Saray iktidarının yeni Osmanlıcı bölgesel hayalleri ve Türkiye'nin ‘büyük Türkiye’ adı altında bölgedeki yayılmacı politikadan pay kapma politikaları veya bölgenin yeniden paylaşımından pay kapma, nüfuz mücadelesinden pay kapma, burada etkin olma gibi bir sermaye planına dayanıyor.”
ÖCALAN İLE GÖRÜŞMEMEK EKSİKLİK VE SORUNLU
Bu sürecin, kim adını nasıl koyarsa koysun, somut olarak ortaya çıkan tabloda bir İmralı süreci olduğunu savunan Bayhan, şöyle konuştu: “Elimizdeki veriler, yapılan açıklamalar, Abdullah Öcalan'ın çağrıları, PKK'nın fesih kararı da dahil, bugüne kadar katedilen mesafe, gidilen yol görüldüğünde, düşünüldüğünde, bakıldığında bu bir İmralı süreci. İmralı'da görüşmelerin yapıldığı, orada belli düzenlemeler, atılacak adımlar için belli bir diyaloğun, belli bir müzakerenin sürdürüldüğü, en azından yansıyan bilgiler açısından reddedilmiyor. Reddedilse bile İmralı'da bir masa var ve orada bir diyalog sürdürülüyor. Orada görüşmeler yapılıyor. Kürt Siyasi Hareketi'nin ‘baş müzakereci, esas muhatap Öcalan’dır’ dediği koşullarda Komisyon’un Abdullah Öcalan'ı dinlememesi ya da onun düşüncelerini, onun bu sürece ilişkin değerlendirme ve önerilerini bir biçimde gündemine almaması kabul edilebilir bir şey değil. Bu sürecin geleceği, barışın tesisi açısından da çok ciddi bir eksiklik olur. Bu bir gereklilik, bir zorunluluk. Öcalan'ın mutlaka ve mutlaka Komisyon tarafından dinlenmesi ve Komisyon’la Öcalan'ın önerilerinin mutlaka bir biçimi, bir mekanizması kurularak paylaşılmasının öneminin altını sürekli çiziyoruz.”
ARTIK SOMUT ADIM ATILMALI
Bu noktadan sonra İmralı'nın dinlenmemesinin, bu konunun Komisyon’un gündemine gelip netleşmemesinin kabul edilemez olduğunu kaydeden Bayhan, şunları ekledi: “Somut adım atması yerine oyalama konusundaki tutum, artık belli bir noktadan sonra çok daha sıkıntılı, çok daha olumsuz sonuçlar doğuracak özellikler gösterir. İktidarın sürecin enfekte edilmemesi uyarısının tek muhatabı kendisidir. Birinci derecede sorumlusu iktidar grubudur. Dolayısıyla bu önümüzdeki dönem Öcalan ile Komisyonun görüşmesi konusunda bir an önce fikrini söylemeli ve Komisyon’un Öcalan ile görüşmesi açısından somut adım atılması gerekir.”