CHP, meydanlarda “Hak, hukuk, adalet” sloganını bir şiar haline getire dursun, kendi yönetimindeki bazı belediyelerde işçi düşmanlığı sınır tanımıyor. Aylarca maaşların eksik yatırılmasına karşı itiraz edip, hakkını aradığı için hukuksuz bir biçimde işten atılan direnişteki Beşiktaş Belediyesi işçisi Turan Çil’in Beşiktaş Belediye Başkanı vekili Ömer Rasim Şişman tarafından polise şikayet edildiği ortaya çıktı. Şikayet edildiğini 24 Mart Salı günü eşiyle birlikte 99 gündür direndiği Beşiktaş belediyesi önünde öğrenen ve Feriköy polis karakoluna ifade vermeye giden Turan Çil, ANF’ye konuştu.
HAKKINI İSTEDİĞİ İÇİN 6 YILLIK EMEĞİ 1 TELEFON MESAJIYLA YOK EDİLDİ!
48 yaşındaki iki çocuk babası Turan Çil, Beşiktaş Belediyesi’nde Yazı İşleri Müdürlüğü'ne bağlı evrak kayıt bölümünde 6 yıldır çalıştığı işinden, sorgusuz sualsiz bir akşam telefonuna gelen SGK mesajıyla çıkarıldığını belirtti. Çil, SGK’da işten çıkış gerekçesi olarak Kod 15 ile, yani ekonomik kriz nedeniyle toplu işten çıkarılma olarak gösterilse de kendisiyle birlikte tüm işçilerin hakkını aradığı için günah keçisi olarak seçildiğini vurguladı. 2025 yılının Temmuz ayından beri maaşların eksik yatırıldığını belirten Çil, yaşananları şöyle anlattı: “Uzun süredir maaşlar düzensiz ödeniyordu. Bu öyle bir hal almıştı ki kredi kartlarımızı kullanamaz, kiralarımızı ödeyemez, çocuklarımıza okul harçlığı veremez hale gelmiştik. Aylık maaşımız 65-70 bin TL olmasına rağmen, haftalık veya iki haftada bir harçlık niyetine iki hafta bir 10-15 bin TL gibi paralar yatırılıyor. Yaşadığımız bu mağduriyet belediye yönetimi tarafından sürekli geçiştirildiği için iş arkadaşlarımla birlikte üye olduğumuz DİSK'e bağlı Genel İş 1 Nolu Şubesi'ne gidip, durumu onlara aktardık. Ama gelin görün ki sendikaya sorunlarımızı anlattıktan bir hafta sonra 28 Kasım 2025 tarihinde SGK’den gelen bir mesajla işten atıldığımı öğrendim. Akşam evde eşim ve çocuklarımla yemek yerken mesaj geldi ve şok olduk. Çünkü 6 yıllık çalışma hayatında hiçbir disiplin cezası veya tutanağım olmadı, sadece sendikaya gidip, paramız ne zaman yatacak dedim o kadar.”
‘İŞE GERİ ALIYORUZ DEDİLER, DAHA SONRA BİR TAŞLA İKİ KUŞ VURMAYA ÇALIŞTILAR’
O dönem kendisiyle birlikte 7 işçinin daha işten çıkarıldığını belirten Çil, konuştuğu belediye yönetiminin kendisini sürekli, “Bekleyin, bekleyin” diye oyalaması üzerine direniş başlattığını anlattı. Direnişinin 9. gününde belediye yönetimi tarafından çağrıldığını dile getiren Çil, “Belediyenin Özel Kalem Müdürü Fatih Mangal ve Başkan Yardımcısı Samet Taş’ın olduğu bir toplantıda işe iade edildiğimi, aşağıdaki pankartları toplamamı ve ertesi gün işbaşı yapmamı söylediler. Ben de o sevinçle durumuma sürekli üzülen 16 yaşındaki kızımı aradım ve iyi haberi verdim. Ertesi gün belediyeye geldiğimde iş arkadaşlarım tarafından büyük bir sevinçle karşılandım. Tam her şey düzeldi derken bir türlü SGK girişimin yapılmadığını fark ettim. 13 gün bekledikten sonra tekrar belediyenin özel kalem müdürü Fatih Mangal ile görüştüğümde, bu defa yine belediyede sosyal hizmetler bölümünde çalışırken 10 ay önce ekonomik kriz bahanesiyle Kod 15 ile işten atılan eşimin mahkemeden feragat etmesini isteyerek resmen şantaj yaptılar. Oysa eşimin işe iade talebi yok, haklarını almak için mahkeme süreci devam ediyor sadece. Hatta daha sonra bir daha benim telefonumu açmaması üzerine eşim başkan yardımcısı Samet Taş’ı aradığında ona, ‘Sizin evraklarınızı bekliyoruz’ dediğinde tam şaşkınlık yaşadık. Çünkü konu eşimin değil benim işe iademdi. Eşim üstüne basa basa kendisinin işe iade gibi bir talebi olmadığını söylediğinde Taş ona, ‘Sen mahkemeden feragat etmeyerek kurumu değil, kendi menfaat ve çıkarlarını düşünüyorsun’ diyerek hem beni işten atarak hem de eşimin gasp edilen tazminat hakları için açtığı mahkemeden vazgeçmesi için resmen bir taşla iki kuş vurmaya çalıştı” dedi.
‘SENDİKA-BELEDİYE İŞBİRLİĞİYLE TEZGAHA DÜŞÜRÜLDÜM!’
Belediye yönetiminin sözünü tutmaması üzerine belediye önündeki direnişini tekrar bıraktığı yerden devam ettiren Çil, kendisiyle birlikte işten çıkarılanların hepsi işe geri iade edilirken, günah keçisi olarak seçildiğini vurguladı. Bunda sendikanın büyük payı olduğuna işaret eden Çil, belediye başkanı Ömer Rasim Şişman’ın bunu açıkça itiraf ettiğini anlattı. Çil, şöyle konuştu: “Direnişimin 40. gününde belediye başkan vekili Ömer Rasim Şişman beni aradı ve bana, ‘Sen sendikayı greve zorladın, greve teşvik ettin’ dedi. Ben sendikayı arayıp sendika başkanı Mehmet Pehlivan ile görüşmek istediğimde telefonlarımı açmadılar. Oysa maaşlarımız düzensiz yatırılmasına rağmen sendikaya otomatikman aidatımız ödeniyor. Bana bu süreçte sahip çıkmaları gerekirken bir de yalana sarıldılar. Sendikadan konuştuğum başkan yardımcısı, başkana küfür ettiğimi öne sürdü. Bence hepsi bir tezgahtı. Maaşlarımız düzensiz yatırılmasına rağmen sendikaya otomatikman aidatımız ödeniyor. Sendika ve belediyenin işbirliğiyle tezgaha düşürüldüm. Çünkü daha önceden sendika temsilciliğine aday olduğum ve işçiler de bana güvendiği için beni bu şekilde ekarte etmiş oldular.”
‘İŞİMİ GERİ İSTEDİĞİM İÇİN KARAKOLLUK DA OLDUK’
Beşiktaş Belediye Başkanı vekili Ömer Rasim Şişman’a yönelttiği ‘İşimi geri istiyorum’ talebinin dahi suç olarak gösterilmeye çalışıldığına dikkat çeken Çil, Şişman’ın hakkında suç duyurunda bulunduğunu aktardı. Şişman’ı CHP mitinginde gördüğünü ve kendisine 16 Ocak’ta randevu verdiğini ancak daha sonra telefonlarına bir daha cevap vermediğini belirten Çil, “Daha sonra aynı zamanda başkanı olduğu Sosyal Demokrasi Vakfı'nın (SODEV) üniversite öğrencileri için yaptığı bir etkinlikte konuşmaya çalıştım ama özel güvenlik tarafından zorla etkinlikten çıkarıldım. Öğrenciler bu durumu protesto ettiklerinde Şişman beni, ‘Bankamatikçi’ olarak suçlayacak kadar ileri gitti” diye konuştu. Verdiği randevuya sadık kalmayan, hakkında kara propaganda yapan Şişman’ın son olarak kendisini polise şikayet ettiğine dikkat çeken Çil, “24 Mart Salı günü eşimle geldiğim direniş alanında Feriköy Polis Amirliği tarafından aranarak ifadeye çağrıldım. Karakola gittiğimde Beşiktaş Belediye Başkanı vekili Ömer Rasim Şişman’ın hakkımda suç duyurusunda bulunduğunu öğrendim. Oradaki polis memuruna nedenini sorduğumda, Şişman’ın gittiği her yerde benim karşısına çıkmamdan rahatsız olduğunu belirtti. Yani işimi geri istemem onu rahatsız etmiş anlaşılan” dedi.
Hukuksuz bir biçimde elinden alınan işine iade edilene kadar direnişini sürdüreceğinin altını çizen Çil, “Bizleri emek hırsızlığı, bankamatikçilikle suçlayanlar, personele içecek bir bardak suyu dahi vermiyorlar. Su alacak paramız yok diyerek, personeli marketten su almaya mecbur bırakıyorlar” dedi.
‘HAKKIMI HELAL ETMİYORUM!’
Turan Çil’in, en büyük destekçisi olan ve kendisi de Beşiktaş Belediyesi tarafından “ekonomik kriz” adı altında işten çıkarılan eşi Yeşim Çil, kendilerine bu zulmü yaşatanlara hakkını helal etmediğini vurguladı. Kendisinin de 9 Nisan 2024 tarihinde Kod 15 ile işten çıkarıldığını anlatan Çil, “Hem beni hem de eşimi mağdur ettiler” vurgusunda bulundu. İşe iade olmak gibi bir talebi olmadığı halde belediye yönetiminin kendisini bir şantaj aracı olarak kullanmasına tepki gösteren Çil, sadece tazminat hakları için mahkemesinin devam ettiğini ama eşinin de direnişine sahip çıkmasının belediye yönetimini rahatsız ettiğini kaydetti. Belediyenin bu hukuksuzluğu yüzünden kızının da perişan olduğunu anlatan Çil, “Benim cıvıl cıvıl olan 16 yaşındaki kızımın psikolojisini bozdular. Üniversiteye hazırlanamaz hale getirdiler. Sürekli kafası bizde ve çok ağlıyor. Biz burada soğukta direnirken, Beşiktaş Belediye ilçe başkanı Mehmet Arslan yanımızdan ‘kolay gelsin’ diyerek geçebildi. Mehmet Arslan ki kendi oğlunu bu belediyede işe soktu. Bu nasıl bir utanmazlıktır? Herhalde kendi oğlu, Turan Çil’den daha çok mağdur. Bunu ironik bir şekilde söylüyorum. Resmen belediyeleri aile şirketine dönüştürdüler. İşçileri ‘ekonomik kriz’ bahanesiyle çıkarıp, kendi akrabalarını, kendi çocuklarını işe sokuyorlar. Biz kendi çocuğumuza okul harçlığı bile veremiyoruz. Bunların vicdani var mı? Ekonomik kriz varsa, bu kadar şaşaalı lüks yaşantınız nereden geliyor? Özel araçlar niye var? Sosyal belediyecilik değil mi? Bunu savunmuyor musunuz? Çarşamba günleri mitinglerde adalet demiyor musunuz? Çocuklar yatağa aç girmesin demiyor musunuz? Ama 101 gündür adaletsizliği yaşıyoruz. Benim çocuklarımı açlığa mahkum ediyorsunuz. Özgür Özel, emekçinin, işçinin hakkını yiyen beni bulsun diyorsun. 101 gündür neredesin Özgür Özel sen? Sağır sultan bile duydu, sen niye üç maymunu oynuyorsun? diye tepki gösterdi.