Şirnex Emek ve Demokrasi Platformu, Cizîr (Cizre) ilçesinde “Barış ve Hakikat” başlıklı bir panel düzenledi. Belediye konferans salonunda gerçekleştirilen etkinlik, yaşamını yitiren demokrasi mücadelesi emekçileri anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Panelin moderatörlüğünü avukat Şivan Sakman üstlenirken, açılışta katledilen Amed Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin barışa dair sözleri okundu.
‘HİÇBİR ACI BOŞA GİTMEDİ’
Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç, 1999’da gelen Demokratik Çözüm Grubu içinde yer aldığını hatırlatarak süreci değerlendirdi.
O yıllarda barış girişimlerinin karşılık bulmadığını belirten Yüksel Genç, şunları söyledi: “Bugüne kadar hiçbir şey boşuna gitmedi. Çekilen hiçbir acı boşa gitmedi. Çok az kazanım var gibi görünse de 1993’ten bu yana istikrarlı bir biçimde büyük adımlar atıldı. O dönem barış çağrıları dikkate alınsaydı yüzlerce, binlerce insan yaşamını yitirmeyecekti. Kürtleri yok sayan anlayış çöktü; bugün kimse ‘Kürt yok’ diyemiyor. Bu, ağır bedellerin sonucudur. İnkar artık çuvala sığmıyor.”
‘ÖCALAN MECLİS’TE DİNLENMELİ’
Özgür Kadın Hareketi (TJA) üyesi Sebahat Tuncel, Cizîr’in Kürt özgürlük mücadelesindeki önemine dikkat çekerek, Önder Apo’nun yıllarca muhatap aradığını söyledi. Sabahat Tuncel, Meclis’in kurulacak bir komisyon aracılığıyla Önder Apo’yu dinlemesi gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu: “Komisyon Meclis’e gidemiyorsa, Sayın Öcalan’ın Meclis’e gelme koşulları yaratılmalı. Kürtler üzerine düşeni yaptı, yapıyor, ama devlet kendi ödevini yerine getirmiyor. Tecrit kalkmalı, fiziki özgürlüğü dahil olmak üzere özgürlük imkanları yaratılmalı. Devlet Bahçeli’nin dediği gibi, Öcalan Meclis’e gelip siyaset yapabilmeli. Onun paradigması yalnızca Kürtler için değil, bütün dünya halkları için bir çıkış yoludur.”
‘SİLAHLARIN DEVRE DIŞINA ÇIKMASI YETMEZ’
AKP ile tam bir uzlaşının söz konusu olamayacağını vurgulayan Sabahat Tuncel, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir paradigmadan yana olduklarını belirtti ve şunları ekledi: “Ne AKP ne de CHP ile her konuda ortaklaşmamız mümkün. Biz kendi yolumuzu 3’üncü çizgi olarak tarif ediyoruz. Silahların devre dışına çıkması tek başına sorunları çözmüyor. Dil, kimlik ve özgürlük talepleri hala orta yerde duruyor. Barış hepimize, ama en çok kadınlara kazandıracaktır.”
‘BARIŞ İÇİN GEÇMİŞLE YÜZLEŞİLMELİ’
Gazeteci Serdar Korucu ise konuşmasında 30 Ağustos’un Zorla Kaybedilenler Günü olduğunu hatırlattı. Cumartesi Anneleri’nin mücadelesi sayesinde faili meçhullerin gündeme geldiğini belirten Korucu, barışın toplumsallaşması için geçmişle yüzleşmenin zorunlu olduğunu söyledi.