Galatasaray Meydanı’nda karanfiller ve kayıpların fotoğraflarıyla bir araya gelen Cumartesi Anneleri’ne çok sayıda insan hakları savunucusu destek verdi.
Basın açıklamasını okuyan İnsan Hakları Derneği (İHD) üyesi Gülseren Yoleri, kayıp yakınlarının hakikati bilme hakkı olduğunu vurgulayarak, devletin gözaltında kaybetmelerden sorumlu olduğunu ve cezasızlık politikasına son vermesi gerektiğini söyledi.
KORUCULUK BASKISI ALTINDA YAŞADI
Bu hafta Nihat Aydoğan’ın akıbetini sormak için bir araya geldiklerini belirten Gülseren Yoleri, Aydoğan’ın Mardin’in Midyat ilçesine bağlı Doğançay köyünde yaşadığını hatırlattı. Köy halkının koruculuk sistemini reddetmesi nedeniyle yoğun baskı altında bırakıldığını ifade eden Gülseren Yoleri, Aydoğan’ın daha önce de gözaltına alındığını, ağır işkenceye maruz kaldığını ve serbest bırakıldığını söyledi.
Gülseren Yoleri, 30 Kasım 1994 sabahı Nihat Aydoğan’ın evinin çok sayıda özel tim mensubu, asker ve korucu tarafından basıldığını belirterek, “Nihat Aydoğan, eşi ve çocuklarının gözü önünde darbedilerek, elleri ve gözleri bağlı halde önce Midyat Jandarma Karakolu’na, ardından Mardin Jandarma Merkez Komutanlığı’na götürüldü” dedi.
‘EŞİN DAĞA GİTMİŞTİR’
Ailenin başvurularına rağmen Aydoğan’ın akıbetine ilişkin gerçek bilginin gizlendiğini aktaran Gülseren Yoleri, yargı makamlarının aileye “Savcılıkta ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı” yanıtı verdiğini söyledi. Bunun üzerine Aydoğan’ın eşi Halime Aydoğan’ın savcılığa dilekçe verdiğini belirten Gülseren Yoleri, savcının kendisine “Eşin dağa gitmiştir, bir daha bu kapıya gelme” dediğini aktardı.
Yıllar sonra Nihat Aydoğan hakkında nüfus kayıtlarına ölüm kaydı düşüldüğünün ortaya çıktığını ifade eden Gülseren Yoleri, ölümün tarihi, yeri ve mezar bilgilerine dair soruların ise yanıtsız bırakıldığını söyledi. Köy muhtarının da bu ölüm bildirimini jandarma komutanının baskısıyla gerçeğe aykırı biçimde düzenlediğini itiraf ettiğini hatırlattı.
ETKİN VE TARAFSIZ SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ
Aydoğan ailesinin bugüne kadar yaptığı tüm başvuruların etkisiz bırakıldığını vurgulayan Gülseren Yoleri, olayın koşullarını ve sorumlularını ortaya çıkaracak bağımsız ve tarafsız bir soruşturmanın yürütülmediğini söyledi. Son olarak Midyat kayıplarına ilişkin hazırlanan fezlekede savcılığın, kişilerin kaybedildiğine dair bilgi bulunmadığını iddia ederek dosyanın kapatılmasını talep ettiğini aktardı.
DEVLETE ÇAĞRI: HESAP VERİN
Gülseren Yoleri, Nihat Aydoğan’ın devletin fiili denetimi ve koruması altındayken kaybedildiğini belirterek şu çağrıyı yaptı: “Yetkili makamlar, yaşam hakkı, işkence yasağı ve etkili başvuru hakkı kapsamında doğan yükümlülüklerini yerine getirmeli; Nihat Aydoğan’ın akıbetini açıklığa kavuşturmalı ve sorumlular hakkında etkin soruşturma ve kovuşturma yürütmelidir. Kaç yıl geçerse geçsin, Nihat Aydoğan ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz.”
Cumartesi Anneleri, eylemi kayıplar için adalet mücadelesini sürdüreceklerini yineleyerek sonlandırdı.