Cumartesi Anneleri Mehmet Özdemir’in akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri, Amed’de 28 yıl önce gözaltında kaybettirilen Mehmet Özdemir’in akıbetini sorarak, adalet mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

CUMARTESİ ANNELERİ

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle 1084’üncü kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Ellerinde karanfil ve kayıpların fotoğraflarını taşıyan Cumartesi Anneleri’ne çok sayıda hak savunucusu da destek verdi. Bu haftaki eylemde, 1997 yılında Amed’de gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Mehmet Özdemir’in akıbeti soruldu.

Basın açıklamasını kayıp yakını İkbal Eren okudu.

ZORLA KAYBETMELER SÜREKLİ SUÇTUR

Zorla kaybetmelerin uluslararası hukuka göre sürekli nitelikte suçlar olduğuna dikkat çeken İkbal Eren, devletin yalnızca failleri tespit etmekle değil, sorumluları yargılamakla da yükümlü olduğunu belirtti. Türkiye’de zorla kaybetmelere ilişkin yürütülen soruşturmaların zamanaşımı ve delil yetersizliği gibi gerekçelerle sistematik biçimde sonuçsuz bırakıldığını kaydeden Eren, adalet talebinden vazgeçmeyeceklerini söyledi.

KAMU GÖREVLİLERİNİN SORUMLULUĞU

Bu haftaki eylemin Mehmet Özdemir’in hikayesini paylaşmak için gerçekleştirildiğini belirten Eren, “Mehmet Özdemir Diyarbakır’da yaşıyordu. Biri henüz doğmamış olmak üzere sekiz çocuk babasıydı. Daha önce defalarca gözaltına alındı, ağır işkenceye maruz kaldı ve son gözaltısında kendisine ‘Bir daha seni alırsak öldüreceğiz’ denildi. Bu tehdit, zorla kaybetme fiilinin önceden öngörülebilir olduğunu göstermektedir” dedi.

Eren, 26 Aralık 1997 tarihinde Mehmet Özdemir’in Diyarbakır’da bir kahvede otururken, çok sayıda tanığın gözleri önünde telsizli ve uzun namlulu silahlar taşıyan kişiler tarafından beyaz bir Toros araca bindirilerek götürüldüğünü belirterek, olayın kamu görevlilerinin bilgisi ve kontrolü dışında gerçekleşmiş gibi gösterilemeyeceğini vurguladı.

AİHM TÜRKİYE’Yİ SORUMLU TUTTU

Mehmet Özdemir’in eşi Tenzile Özdemir’in Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı’na dilekçeyle başvurduğunu aktaran Eren, savcılığın dilekçeye “Emniyet Müdürlüğü tarafından gözaltına alınmıştır” ibaresini taşıyan bir damga vurduğunu söyledi. Gözaltı süresi dolmasına rağmen Mehmet Özdemir mahkemeye çıkarılmayınca yapılan yeni başvurularda bu kez savcının gözaltı belgesinin “yanlışlıkla” verildiğini ileri sürdüğünü belirtti.

Tüm başvurulara rağmen Mehmet Özdemir’den bir daha haber alınamadığını ifade eden Eren, savcılığın 19 Aralık 2003 tarihinde tanıkları dahi dinlemeden takipsizlik kararı verdiğini, bu karara yapılan itirazın da reddedildiğini hatırlattı. Bunun üzerine Tenzile Özdemir’in AİHM’e başvurduğunu belirten Eren, mahkemenin 8 Ocak 2008 tarihli kararında Türkiye’yi Mehmet Özdemir’in kaybolmasından ve kuvvetle muhtemel ölümünden sorumlu tuttuğunu aktardı.

DOSYA YENİDEN AÇILSIN

AİHM kararlarının iç hukukta uygulanmamasının Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerini ihlal ettiğini vurgulayan Eren, Mehmet Özdemir dosyasında yapılması gerekenin takipsizlik kararlarının kaldırılması ve zamanaşımı engelleri ileri sürülmeden dosyanın yeniden açılması olduğunu söyledi.

Eren, “Kaç yıl geçerse geçsin Mehmet Özdemir ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.