DBP’den ‘Umut Hakkı’ çağrısı: Abdullah Öcalan kilit aktördür

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nde görüşülen “umut hakkı” gündemine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, Önder Apo ve diğer tutsaklar hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) verdiği ihlal kararlarının 11 yıldır uygulanmadığı hatırlatılarak, kararların derhal hayata geçirilmesi istendi.

DBP, “Umut hakkının tanınmaması yalnızca bireysel bir hak ihlali değil, aynı zamanda çözüm sürecini zayıflatacak yapısal bir engeldir” ifadelerini kullandı. 

Açılamada Önder Apo’ya uygulanan ağır tecridin, yalnızca bireysel bir hak ihlali değil, “Kürt halkı ve Türkiye toplumunun kolektif umut hakkının askıya alınması” anlamına geldiği vurgulandı.

DEMOKRATİK GELECEĞİN KİLİT AKTÖRÜ

Açıklamada, Önder Apo’nun geçmiş çözüm süreçlerindeki rolüne dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

“Sayın Abdullah Öcalan, geçmiş çözüm süreçlerindeki rolü ve ortaya koyduğu perspektif ile Türkiye’nin demokratik geleceğinde kilit bir aktördür. Ona yönelik mutlak iletişimsizlik politikası, tüm halkın çözüm ve barış umudunu zedeleyen temel bir sorundur. Demokratik müzakere ortamı, bu izolasyonların kaldırılması ile mümkün olacaktır. Demokratik toplum ve barış sürecinin temelinde, AİHM ve Avrupa Konseyi kararlarının gereği olarak ‘umut hakkı’nın tüm mahpuslar için hukuki, idari ve fiili olarak derhal tanınması ve korunması yer almalıdır.”

DBP, AİHM ve CPT raporlarının da ağırlaştırılmış müebbet rejimini “insanlık dışı” olarak tanımladığını hatırlattı.

TALEPLER

DBP açıklamasında şu çağrılar yapıldı:

* AİHM ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi kararları derhal ve eksiksiz uygulanmalıdır.

*Ağırlaştırılmış müebbet infaz rejimi, yalnızca cezalandırma değil, topluma dönüşü mümkün kılan bir sistem haline getirilmelidir.

* ‘Umut hakkı’ tüm mahpuslar için hukuki, idari ve fiili boyutlarıyla tanınmalı ve korunmalıdır. Başta Sayın Abdullah Öcalan olmak üzere, tüm mahpuslara yönelik mutlak tecrit uygulamaları derhal kaldırılmalı; avukat, aile ve dış dünya ile iletişim hakları gecikmeksizin sağlanmalıdır.

* Unutulmamalıdır ki ‘umut hakkı’ sadece bir özgürlük beklentisi değil, Türkiye toplumunun barış içinde yaşama ve demokratik geleceğe güvenle bakma hakkıdır. Bu hakkın tanınması, iç barışın güçlendirilmesi ve uluslararası meşruiyetin yeniden tesis edilmesi açısından tarihsel bir adımdır."