Suriye’de HTŞ yönetimi ve bağlı çeteler, Türkiye ve ABD desteğiyle Rojava’ya yönelik saldırılarını hızlandırdı. Özellikle IŞİD’li tutukluların bulunduğu cezaevlerine yönelik saldırılar gerçekleştiren HTŞ üyeleri, IŞİD üyelerini serbest bırakmaya çalışıyor.
Rojava’ya yönelik saldırılar artarken; Türkiye, Bakur, Başur, Rojhilat ve Avrupa’daki Kürtler, sokaklara çıkarak Rojava’nın yanında olduğunu gösteriyor. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği İstanbul Şube Eş Başkanı İshak Demirel, Rojava’ya yönelik saldırıları ANF’ye değerlendirdi.
‘BU SALDIRILAR KÜRT BÖLGELERİNİN TASFİYESİ EÇİN YAPILIYOR’
SDG ve Suriye Geçici Hükümeti arasında varılan 10 Mart Mutabakatı’nın önemli olduğunu ancak gelinen aşamada HTŞ’nin 10 Mart Mutabakatı’na bağlı kalmadığını dile getiren Demirel, HTŞ’nin özellikle Barrack ve Trump görüşmesinden sonra Halep’e, ardından Kobanê, Haseke gibi Kürt kentlerine saldırdığını belirtti. Demirel, şöyle devam etti:
“10 Mart Mutabakatı ne istiyordu? Aslında Suriye’den ayrı bir devlet talep edilmiyordu. Demokratik ulus anlayışı çerçevesinde, Türkiye’de istenen yapıya benzer bir yapı isteniyordu. SDG’nin Suriye’den ayrılma, bağımsız bir devlet kurma gibi bir isteği yoktu. Kendi idari yapısı bünyesinde, kendi kararlarını alabileceği özerk bir yapı isteniyordu. Zaten 10 Mart Mutabakatı’nın çerçevesi de buydu. Her iki tarafın da o dönem onayladığı ve komisyonların kurularak bunların hayata geçirilmesini beklediğimiz bir süreçti.
Ama ocak ayı başında Halep’in iki mahallesinde cihadist çeteler Kürtlere bir katliam girişimi başlattı. Bunun uluslararası bir komplo olduğu o dönem ortaya çıktı. SDG’ye hep desteğini açıklayan komisyonun o günden bugüne herhangi bir açıklaması veya desteği yok. Buna karşılık HTŞ’ye bir desteği olduğunu görüyoruz. Özellikle Tom Barrack ile Trump’ın Şara ile görüşmesi bunu gösteriyor.
Eşrefiye ve Şex Meqsûd’dan sonra, Mazlum Abdi’nin de açıkladığı gibi bir iç savaş yaşanmaması için SDG bir geri çekilme yaptı. Ancak HTŞ bununla yetinmedi ve gelinen aşamada Kürtlerin varlık mücadelesi verdiği yerlerin tamamen tasfiyesi için bir saldırı ve katliam girişimi dayatmış durumda.”
Rojava’da yaşanan sürecin Türkiye’ye de yansımaları olacağına dikkat çeken İshak Demirel, Türkiye’nin bir an önce HTŞ ve Şara’yı desteklemekten vazgeçmesi gerektiğini, orada bir savaş sürerken Türkiye’de barışın gerçekleşmesinin mümkün olmayacağını belirterek şunları söyledi: “Süreçte komisyon çalışmalarının sonuna gelinmişti. Artık yasaların çıkarılması bekleniyordu. Ancak gelinen noktada bu yasaların ne kadar özgürlükçü olacağı tartışılır. Kürtlere hiçbir şekilde nefes aldırmama üzerine Rojava’da bir girişim varken, herhalde Bakur’da özgürlükçü yasaların, Kürtlere daha fazla hak tanımanın ve Kürtleri kurucu unsur haline getirmenin gerçekçi olmayacağı ortadadır. Türkiye’nin de bunu gerçekleştiremeyeceği aslında açıktır.
Bu koşullarda sürecin sağlıklı yürümesi çok mümkün görünmüyor. Buradaki sürecin sağlıklı yürümesi için Türkiye’nin bir an önce Rojava’da Şara ve HTŞ’ye karşı durması lazım. Bu Kürtlere karşı yapılan katliam girişimine dur demesi lazım. Çünkü Halep’ten itibaren, özellikle dün geceden sonra savaşın artık Kobane’ye yansımasıyla birlikte Türkiye’de, Bakur Kürdistan’da Kürtlerin hep birlikte ses çıkardığını; Avrupa ve Erbil’deki eylemlerde de açıkça görüldü. Kürtlerin artık bunu kabul etmeyeceği ve diğer bölgeler için de buna sessiz kalmayacağı açık. Orada savaş devam ederse, burada barışın gerçekleşmesi çok mümkün görünmüyor.”