Devlet, süreci zamana yayan bir tutum izlemeyi sürdürüyor

Önder Apo’nun çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum sürecinde Özgürlük Hareketi, kongre kararlarından silahlı mücadeleyi sonlandırmaya kadar birçok somut adım atarken; devlet kanadı ise süreci zamana yayan bir tutum izlemeyi sürdürüyor.

SÜRECİN YOL HARİTASI

Önder Apo’nun 27 Şubat 2025’te yaptığı tarihi çağrının ardından birçok gelişme yaşandı. Kürdistan Özgürlük Hareketi, Önder Apo’yu baş müzakereci ilan edip kendi adına atılabilecek bütün adımları attı. Artık mücadelenin demokratik yollarla ve farklı bir paradigma ile yürütüleceğini belirtti. Ancak buna rağmen devlet, iki yıla yaklaşan süreçte somut adımlar atmak yerine oyalama taktikleriyle süreci zamana yaymaya devam etti.

KCK’nin son açıklamasıyla yeniden başlayan ‘süreçte tıkanma mı var?’ tartışmalarında, KCK, Önder Apo’nun baş müzakereci olarak tanınmasını ve getirilecek yasanın hem kendilerine hem de Önder Apo’ya sunulması gerektiğini, aksi takdirde devletin bir oldu bittiye getirerek yeni bir pişmanlık yasası çıkarmak istediğini açık bir dille beyan etti.

Peki, sürecin başından bugüne neler yaşandı? Taraflar ne gibi adımlar attı?

BAHÇELİ’NİN ÇAĞRISI VE ÖNDER APO’UN TARİHİ ADIMI

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin 2024 yılının Ekim ayında Meclis grup konuşmasında Önder Apo’ya ve “umut hakkı”na dair yaptığı açıklamalarının ardından başlayan tartışmalarla birlikte, 43 aylık mutlak tecridin ardından Önder Apo, 22 Ekim 2024’te DEM Parti Milletvekili Ömer Öcalan ile bir görüşme gerçekleştirdi.

Bu görüşme, mutlak tecridin ardından yapılan ilk görüşme olması nedeniyle önemliydi. Ardından 28 Aralık 2024’te Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan ile de bir görüşme gerçekleştirildi.

Önder Apo, bu görüşmede, “Türk-Kürt kardeşliğini yeniden güçlendirmek tarihi bir sorumluluk olduğu kadar, tüm halklar için de kader belirleyici bir önem ve aciliyet kazanmıştır. Sürecin başarısı için Türkiye’deki tüm siyasi çevrelerin dar ve dönemsel hesaplara takılmadan inisiyatif alması, yapıcı davranması ve pozitif katkı sunması elzemdir.” dedi.

Bu görüşmeden bir süre sonra, 23 Ocak’ta yapılan görüşmede ise Önder Apo, “Daha kat edilecek çok yol var” diyerek sürecin uzun soluklu olduğunun altını çizmişti.

27 Şubat 2025’te ise DEM Parti İmralı Heyeti, Önder Apo ile görüştü. Görüşmede Ahmet Türk, Pervin Buldan, Tülay Hatimoğulları, Cengiz Çiçek, Sırrı Süreyya Önder, Tuncer Bakırhan, Faik Özgür Erol ile Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş yer aldı. Heyet tarafından gerçekleştirilen görüşmenin ardından İstanbul’da tarihi Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı yapıldı.

Görüşmeler devam ederken, Nisan 2025’te Sırrı Süreyya Önder hastaneye kaldırıldı. Önder, 3 Mayıs’ta yaşamını yitirdi. Önder Apo, Sırrı Süreyya Önder ile ilgili gönderdiği mesajda, “Barış çabasını pratikleştirmeliyiz” dedi.

PKK FESHEDİLDİ

12 Mayıs 2025 tarihinde PKK, bir açıklama yayımlayarak Önder Apo’nun çağrısı doğrultusunda 5-7 Mayıs tarihleri arasında 12. Kongresi’ni topladığını duyurdu. Açıklamada, PKK’nin örgütsel yapısını feshettiği ve silahlı mücadele stratejisinden vazgeçtiği belirtildi. Kongrede, Önder Apo tarafından sunulan perspektif metniyle birlikte Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin yeni dönem paradigması da kamuoyuna açıklanmış oldu. Perspektif metni daha sonra yayın hayatına son verecek olan Serxwebûn gazetesinde yayımlandı.

ÖNDER APO’DAN GÖRÜNTÜLÜ MESAJ

Önder Apo ile İmralı Heyeti arasındaki görüşmeler devam ederken, Önder Apo’nun görüş ve mesajları da zaman zaman kamuoyuyla paylaşıldı. Önder Apo, İmralı tecridinin 27. yılında, 9 Temmuz 2025’te görüntülü bir mesaj yayınlayarak yeni döneme dair açıklamalarda bulundu. Ajansımızda yayınlanan görüntülü mesajında Önder Apo, “Silahın değil, siyasetin ve toplumsal barışın gücüne inanıyorum. Ve sizi de bu ilkeyi hayata geçirmeye çağırıyorum” ifadelerini kullandı.

PKK’DEN TARİHİ ADIM

Önder Apo’nun 9 Temmuz tarihli görüntülü mesajından iki gün sonra, 11 Temmuz’da belli davetlilerin tanıklığında Bese Hozat komutanlığındaki bir grup gerilla silahlarını yakarak yeni sürece gerillanın tam destek verdiğini açıkladı. Silah yakma töreni dünya kamuoyunda uzun süre tartışıldı. Özgürlük Hareketi, sürecin doğru ilerlemesi ve gerillanın toplumsal yaşama katılmasının önünün açılması halinde geri dönüşlerin olacağını beyan etti.

Özgürlük Hareketi, bu tarihi adımların yanı sıra bazı kamplardan ve silahlı çatışma riski bulunan bölgelerden çekildiğini açıklarken, sürecin iktidar tarafından sürüncemede bırakıldığını da belirtti. Son olarak KCK, Önder Apo ile uzun süredir görüşme gerçekleştirilmediğini ifade etti. Önder Apo ile son görüşme 24 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirildi.

Kürdistan Özgürlük Hareketi bu adımları atarken, Devlet Bahçeli’nin umut hakkı ve çözüm açıklamalarının ardından devletin hangi adımları attığı da tartışma konusu oldu. Özgürlük Hareketi sürece ciddi bir yaklaşım sergilerken ve Önder Apo’nun çağrısından bu yana Bakur ve Türkiye’de herhangi bir çatışma yaşanmazken, devlet ise zaman zaman Kürt halkının hassasiyetleriyle oynadı, zaman zaman da sürece dair faşist kalkışmalara göz yumdu.

Devletin attığı ilk önemli adım, Meclis’te bir komisyon kurulması oldu. Komisyon, Özgürlük Hareketi ile devlet arasında yaşanan çatışmalı süreçlere dair birçok kesimi dinledi. Her kesim komisyonda kendi yaşadıklarını anlattı. Ancak iktidarın ilk olumsuz tutumu da komisyonda Barış Anneleri konuşurken ortaya çıktı. Kürtçe konuşan annelerin sözleri kesildi ve Türkçe konuşmaları istendi.

MECLİS KOMİSYONU İÇİN ÇALIŞMALAR BAŞLADI

Meclis komisyonu hem Önder Apo’nun hem Özgürlük Hareketi’nin hem de MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin çağrılarının ardından kuruldu. Komisyona “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” adı verildi. Komisyonda AKP 21, CHP 10, DEM Parti ve MHP 4’er, Yeni Yol Partisi 3, HÜDA PAR, TİP, EMEP, DSP ve Yeniden Refah Partisi ise 1’er milletvekili ile temsil edildi.

Komisyon, ilk toplantısını 5 Ağustos 20252’te gerçekleştirdi. İlk toplantıdan bu yana komisyon toplam 20 toplantı yaptı. Bu süreçte aralarında insan hakları örgütleri, barolar, dernekler, akademisyenler ve bakanların da bulunduğu 134 kurum ve kişinin çözüm önerileri dinlendi.

DEM Parti’den Gülistan Kılıç Koçyiğit, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve AKP’den Hüseyin Yayman’ın yer aldığı heyet, komisyonu temsilen 24 Kasım’da İmralı Adası’na giderek Önder Apo ile görüştü. CHP ise görüşmeye katılmama kararı aldı.

ROJAVA’YA SALDIRILAR

Süreçle ilgili çalışmalar ve tartışmalar sürerken, iktidar ısrarla Rojava’nın statüsünü tartışmaya açtı. Rojava’ya yönelik provokasyon girişimlerinin ardından, 6 Ocak 2026’da Halep’e bağlı Şexmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerine yönelik geçici Şam yönetiminin saldırıları gerçekleşti. Saldırılar, 16’ta SDG kontrolündeki bölgelere de yöneldi ve Rojava kuşatma altına alındı. SDG saldırılara karşılık verirken, Kürt bölgelerine çekilerek direnişini burada sürdürdü ve Şam güçlerinin Kürt bölgelerine girişini engelledi.

Rojava Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (NRLS), Şam hükümetinin Rojava’ya yönelik hak ihlallerini içeren raporuna göre saldırılar büyük bir insani felakete yol açtı ve insan hakları sistematik biçimde ihlal edildi.

Raporda, 6 Ocak’tan bu yana Şam hükümetine bağlı grupların neden olduğu hak ihlallerine ilişkin veriler şöyle sıralandı:

Ölü sayısı (kadın ve çocuklar dahil siviller): En az bin 200

Sivil esirler: En az 2 bin

Kayıp kişiler: 526

Teslim edilmeyen cenazeler: 270

Şeqîf ve Halep cezaevlerinde işkence gören esirler: 1.000

GÖÇ

Halep’ten göç edenler: En az 160 bin

Rakka ve Tabqa’dan göç edenler: En az 100 bin

KUŞATMA ALTINDAKİ KENTLER

Kobanê: Kuşatma bir ayı geçti

Hasekê: Bilinçli aç bırakma politikası uygulandı

Saldırılar devam ederken ateşkes kararları alınsa da bu kararlar Şam yönetimi tarafından defalarca ihlal edildi.

30 OCAK ANLAŞMASI VE ÖNDER APO’NUN ROLÜ

Demokratik Suriye Güçleri (SDG) ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ve Şam hükümeti arasında ateşkes ve entegrasyon başlıklarını içeren 30 Ocak Anlaşması’na ilişkin olarak Önder Apo’nun rolüne dair de açıklamalar yapıldı. Önder Apo’nun, DEM Parti İmralı Heyeti ile gerçekleştirdiği görüşmede konuya ilişkin hem SDG’ye hem Federe Kürdistan Bölgesi’ndeki Kürt siyasi aktörlere hem de devlet yetkililerine mesajlar ilettiği belirtildi.

Rojava’da bu saldırılar ve gelişmeler yaşanırken, 20 Şubat 2026’da komisyon ortak raporunu yayımladı. Rapor, 47 kabul ve 2 ret oyuyla geçti. DEM Parti ise rapora yönelik eleştirilerini kamuoyuyla paylaştı.

Önder Apo ile 16 Şubat’ta gerçekleştirilen görüşmede ise Önder Apo, “Bu demokratik entegrasyona giriş toplantısıdır” diyerek görüşmenin önemine ve sürecin kritik bir dönemeçte bulunduğuna dikkat çekti.

‘UMUT HAKKI’ ÇAĞRISI VE SONRASI

Devlet Bahçeli’nin umut hakkı çıkışından sonra iktidar bütün açıklamalarında umut hakkını tanımayacağını, Önder Apo’nun konumunun aynı kalacağını defalarca dile getirdi. Buna karşılık Özgürlük Hareketi ve DEM Parti, Önder Apo’nun statüsünün belirlenmesi ve umut hakkı ilkesinin uygulanması gerektiğini vurguladı.

Bahçeli, son açıklamalarında umut hakkından hiç bahsetmemeye başladı. AKP ise ilk günden itibaren Önder Apo’nun statüsünün belirlenmesine yönelik olumsuz söylemlerde bulundu.

KAYYIM UYGULAMALARI DEVAM EDİYOR

Sürece dair en önemli adımlardan biri olarak görülen kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi yönünde iktidar tarafından herhangi bir adım atılmadı. Son olarak Mêrdin Büyükşehir Belediyesi’ne atanan kayyımın görev süresi iki ay uzatıldı. Diğer kayyım uygulamaları da sürdürülüyor.

‘BİJİ SEROK APO’ HÂLÂ YASAK

Sürecin baş müzakerecisi olarak görülen ve süreci yürüten Önder Apo’ya yönelik, Özgürlük Hareketi’nin ilk dönemlerinden itibaren kullanılan ve halk tarafından benimsenen “Biji Serok Apo” sloganına karşı baskılar devam ediyor. Sadece bir yıl içerisinde İstanbul’da bu sloganı attıkları gerekçesiyle 93 kişi tutuklandı. Yaklaşık 500 yurttaş ise “Biji Serok Apo” dediği için hakkında işlem yapılarak gözaltına alındı.