GÖRÜNTÜLÜ

Din alimi Şık: Kalıcı barışın koşulu Önder Apo’nun özgürlüğüdür

Barış sürecinin tek taraflı adımlarla ilerlemeyeceğini belirten din alimi Mahmut Şık, “Kalıcı ve onurlu barışın temel koşulu Önder Apo’nun fiziki özgürlüğüdür” dedi.

MAHMUT ŞIK

Kürdistan ve Türkiye’nin öncelikli gündemi olan ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde kritik gelişmeler gündemdeki yerini koruyor. Meclis'te kurulan ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun görev süresi iki ay daha uzatılırken, komisyonun bu sürede ortak bir rapor hazırlaması bekleniyor. Özelikle sürecin ilerlemesi açısından hukuki düzenlemeler hayati bir önem taşıyor. 

Ancak HTŞ’ye bağlı ve Türkiye’nin desteklediği çetelerin Rojava’da Kürt halkına yönelik saldırıları, barış söylemlerinin samimiyetini tartışmalı hale getiriyor. Saldırılar, Türk devletinin bir kez daha süreci sabote ettiği yönündeki kaygıları da güçlendiriyor.


Barış sürecini ve Rojava’da yönelik saldırılara ilişkin ANF'ye değerlendirmede bulunan Amed Din Âlimleri Derneği üyesi Mahmut Şık, gündeme dair şunları söyledi:  "Biliyorsunuz, Önder Apo geçtiğimiz sene 27 Şubat'ta tarihi bir çağırı yaparak çözüm sürecini başlatmıştı. Önderlik, 26 yıldır dört duvar arasında yaşıyor. Geçen bu 26 yıllık zindan sürecinde dahi kendini barışa adadı. Önder Apo’nun izinden giden bu halk ve bu halkın gençleri, 50 yıldır bu sistemin dayattığı kirli politikalarla mücadele etti. Bu kirli savaştan bütün Kürdistan halkı etkilendi. Önderlik, bu kirli savaş bitirmek için çaba harcıyor.

Dört duvar arasında dünyadaki gelişmeleri çok iyi okuyup analiz ediyor. Bundan dolayı bu topraklarda barışın olması için elinden geleni yapıyor ve barış sürecini başlattı. Barışa, dört parça Kürdistan’ın ihtiyacı var. Önderlik bunu ortaya koydu. Ama içinde yaşadığımız sistemin, bu barışı sağlamak için gerekli adımları atmadığını görürüz. Kürt halkı her zaman bu topraklarda huzurun olması için mücadele etti. Bu sistem tarih boyunca bizleri otoritesi altında tutmak istedi ve bizleri yok saydı.

Eğer barış yapılacaksa, bu barış tek tarafın attığı adımlarla ilerlemez. Türk devleti şu an barışı 'teslim oldular' diye lanse ediyor. Bu durum kabul edilebilir değildir. Seni, dilini, kimliğini ve kültürünü yok sayan bir sistemle barış yapmaya çalışıyoruz. Bugün PKK, barış adına üstüne düşen bütün sorumluluğu yerine getiridi. Bizler de onurlu bir barışın sağlanmasını istiyoruz; fakat Türk devletinin sürece dair yaklaşımı barışa olan umudumuzu zayıflatıyor."

‘ÖNDER APO’NUN ÖZGÜRLÜĞÜ KÜRT HALKININ ÖZGÜRLÜĞÜDÜR’

Şık, Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün Kürt halkının özgürlüğüyle eşdeğer olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

“Önderliğin özgürlüğü, Kürt halkının özgürlüğüdür. Önder Apo, barışı temel bir yol olarak belirlemiş ve bütün mücadelesini bunun üzerine kurmuştur. Kürt halkı da onu iradesi olarak görmekte, özgürlüğünü kendi özgürlüğü olarak kabul etmektedir. Kalıcı barışın en temel koşulu, Önder Apo’nun özgürlüğünün sağlanmasıdır. Önderlik özgürlüğüne kavuştuğunda barışın önü açılacaktır.

Kürt halkı, Önder Apo’nun özgürlüğünü bir an önce sağlanmasını talep ediyor."

‘BARIŞ SÜRECİ ROJAVA’DA TIKANMIŞ DURUMDA’

Mahmut Şık, Rojava’ya yönelik saldırıların süreci sabote ettiğini vurgulayarak şunları söyledi:

"Sürecin Rojava’da tıkandığını söylemek doğru bir değerlendirme ve hakikattir. Dört parça Kürdistan’da Kürtlere karış bir saldırı var. Oysa Kürt halkı sadece barış istiyor. Bir yandan burada Kürtlerle barış yapacaklarını söylerken, diğer yandan Rojava’da Kürt halkının statü sahibi olmaması için ellerinden geleni yapıyorlar. Kürtlere karşı, DAİŞ zihniyetini devam ettiren çetelerle hareket ediyorlar.

İnsanları katleden, dünyanın nizamını bozan bu zihniyete karşı Kürt halkı her zaman mücadele etti. ‘Allahu Ekber’ deyip insanları katleden zihniyetle birlikte hareket eden ve Kürtleri yok sayan bir sistem var karşımızda. Rojava halkı, Türkiye ile hiçbir sorunu olmadığını söylemesine rağmen onlara saldırıyorlar. Bugün Halep’te mücadele edip o yolda şehit düşenler, bu halkın onurudur. Onların mücadelesi önünde saygıyla eğiliyoruz.

Kırk beş bin kişilik çeteye karşı tarihi bir direniş sergilediler. Onlar bizim onurumuzdur, onların direnişine destek veriyoruz. Onlar bu haklı mücadelenin şehitleridir."