Son Dakika: ‘BM’de Kürt halkı için gözlemci millet statüsü istenecek’

Dr. Korkmaz: Barış için hukuksal kapsayıcılık olmalı

Dr. Toros Korkmaz, sürecin sadece çatışma pratiği üzerinden yürütülemeyeceğini, hukuksal ve toplumsal kapsayıcılığın zorunlu olduğunu vurguladı.

TOROS KORKMAZ

Barışın anlık bir olay değil, geçmişin acılarıyla sahici yüzleşmeyi ve aynı zamanda geleceğin de savaşsız ve çatışmasız olmasının koşullarının yaratılmasını içerdiğini belirten Dr. Toros Korkmaz, "Barış dünün ve bugünün hastalıklarından iyileştirirken, yarınların sağlıklı olmasının koşullarını yaratan süreçsel bir oluş halidir" dedi. 

ANF'ye konuşan uluslararası siyaset uzmanı Dr. Toros Korkmaz, Türkiye’de daha önce yaşanan çözüm süreçleri pratiklerinin, günlük siyasi kaygılarla heba edildiğini hatırlattı. Dr. Korkmaz, “2013-2015 sürecinin başarısızlıkla sonuçlanması ve sonrasındaki yüksek yoğunluklu çatışma hali ile buna eşlik eden şoven, milliyetçi, militarist Kürt karşıtı devlet propagandası, Türkiye toplumunda hem barışa dair inancın büyük ölçüde yok olmasına hem de kendini Türk olarak tanımlamayan toplumun geniş kesimlerinin Kürtlerle olan mesafesinin açılmasına neden oldu” dedi.

BARIŞIN DİLİ, EN İNCE DETAYLARDA SOMUTLAŞMALI

Hukuksal güvencelerin ivedilikle oluşturulmasının ve barış sürecine mümkün olduğunca toplumun geniş kesimlerini temsil eden faktörlerin katılmasının önemine işaret eden Korkmaz, şunları söyledi: "Geniş toplum kesimlerinin şoven milliyetçiliğin ve militarizmin hegemonik etkisinden kurtulması, barış sürecinin ilerlemesi ve gelecekte de kalıcı hale gelmesi için bir o kadar önemlidir. İdeolojik değişim önce dildeki değişimle başlar. Üst düzey devlet yöneticilerinin süreci tek tipleştirici, Türk milliyetçiliğini öne çıkaran ve sadece terör ve güvenlik boyutuna indirgenen söylemi yerine, Türkiye kimliğini öne çıkaran, geçmişte Kürtlere karşı işlenen insanlık dışı uygulamalarla samimi bir biçimde yüzleşen bir dilin kurulması gerekir. Anayasa'nın Türk etnik kimliğiyle tanımladığı vatandaşlığın her türden etnik kimlikten arındırılması başlıca önemdedir. Devletin ideolojik aygıtlarından başlıcalarını oluşturan eğitim, kültür, din kurumlarıyla ana akım medyanın dili yeniden yapılandırılmalıdır. Barışın dili en ince detaylarda somutlaşmalıdır.” 

BARIŞ PERSPEKTİFİ İÇİN GERÇEK AYDINLAR

Türkiye’de milyonlarca öğrencinin okuduğu ders kitaplarında geçen tek “Kürt” kelimesinin “Hain Kürt Teali Cemiyeti” tanımlaması; “Şeyh Said devlete ihanet eden bir haindir” yaftası olduğunu hatırlatan Dr. Korkmaz, şöyle devam etti: "Bu durumu değiştirmeden barışı kuramayız. Türkiye’nin gücünü savaş teknolojilerindeki ilerlemelerle ölçen bir anlayıştan ve bunun propagandasından bilimsel, sanatsal ve kültürel zenginleşmesine vurgu yapan bir zihniyete geçilmezse barışın erdem olduğu düşüncesi toplumda kök salmaz. Ana akım medyada sıkça görünen, sürekli Türk milliyetçiliğini öne çıkaran şoven sözde aydınlar yerine, Türkiye’nin tüm halklarını zenginlik olarak gören evrensel hümanist bakış açısına sahip gerçek aydınlar ile yer değiştirmezsek barış perspektifini toplumda gerçekleştiremeyiz.”

TARİHSEL TRAVMALARLA YÜZLEŞİLMELİ

Meclis'te kurulan ve çalışmalarını sürdüren Komisyon'un Türkiye’nin Hristiyan halklarının temsilcilerini dinlemesinin yerinde olacağını söyleyen Korkmaz, şöyle konuştu: "Türkiye’nin en yakıcı güncel siyasi sorunu Kürt sorunu olmakla beraber, bundan yüz on yıl önce nüfusun yüzde 25’inden fazlasını oluşturan Hristiyan halkların devlet terörüyle şiddet kullanarak yok edilmesi, İttihat ve Terakki kadrolarını Kürtleri de aynı yöntemlerle ya asimile etme ya da bu mümkün olmuyorsa şiddet kullanarak yok etme düşüncesine ikna etmiştir. 1915 Büyük Ermeni, Süryani ve hemen akabindeki Pontus soykırımları sadece milyonları aşan ölümlerle sonuçlanmamış, çok önemli miktarda bir servet el değiştirerek, bir Müslüman-Türk burjuva sınıfının oluşturulmasına neden olmuştur. Anadolu’nun yerel kadim Hristiyan kültür varlıkları da bu süreçte büyük oranda yok olmuştur. Bu kırımlar sonucu dünyanın dört tarafına dağılan diaspora, Türkiye kendi kanlı geçmişiyle hala barışamadığı için acı çekmeye devam etmektedir. Yakın tarihin travmatik izleri günümüze taşınmış, Ermeni Soykırım tasarıları, Türkiye dış politikasını en fazla zorlayan temalardan biri olmuştur. Barış, anlık bir olay değildir. Barış geçmişin acılarıyla sahici yüzleşmeyi ve aynı zamanda geleceğin de savaşsız ve çatışmasız olmasının koşullarının yaratılmasını içerir. Barış dünün ve bugünün hastalıklarından iyileştirirken, yarınların sağlıklı olmasının koşullarını yaratan süreçsel bir oluş halidir."