Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (AKBK), Önder Apo, Emin Gurban, Civan Boltan Hayati Kaytan’ın “umut hakkı”nın sağlanıp sağlanmadığını Eylül 2025’te yeniden değerlendireceğini duyurmuştu.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının herhangi bir şartlı tahliye olasılığı içermemesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin işkence ve kötü muamele yasağını ihlal ettiğine hükmetmişti.
Mahkeme, 18 Mart 2014’te verdiği kararda Önder Apo’nun “umut hakkı”nın ihlal edildiğine karar vermiş ve Türkiye’den bu hakkın kullanılmasını sağlayacak yasal düzenlemeler yapmasını istemişti. Aynı yönde kararlar daha sonra Hayati Kaytan, Emin Gurban ve Civan Boltan için de verilmişti.
Ancak Türkiye, bu kararların üzerinden geçen 11 yıla rağmen herhangi bir yasal düzenleme yapmadı.
Hukukçu Ercan Kanar, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nde bu ay görüşülecek olan Önder Apo hakkındaki “umut hakkı” için “ölünceye kadar ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası”nın yasadan tamamen çıkarılması gerektiğini belirtti.
Kanar ayrıca, Türkiye’de yürütülen çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak mevzuatta köklü değişiklikler yapılması gerektiğini vurguladı.
‘BAZI AVRUPA ÜLKELERİ MÜEBBET HAPİS CEZASINI DAHİ KALDIRDI’
Kanar, özgürlüğü umut etme hakkının 19. yüzyıldan bu yana birçok ülkenin anayasal düzenlemelerinde yer aldığını işaret ederek, Almanya ve İtalya Anayasa Mahkemesi kararlarında bu hakkın öneminin altının çizildiğini hatırlattı.
Kanar, “Kişi ne kadar ağır bir ceza almış olursa olsun, bir gün özgürlüğe kavuşma umudunu taşıması gerekir. Bu, temel bir insan hakkıdır” dedi.
Bazı Avrupa ülkelerinin müebbet hapis cezasını dahi kaldırdığını belirten Ercan Kanar, “Portekiz, İspanya, Norveç, Sırbistan ve Bosna Hersek gibi ülkeler normal müebbet hapis cezasını bile mevzuattan çıkarmıştır. Hatta Portekiz ve İspanya bunu 18. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleştirmiştir” diye konuştu.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına da dikkat çeken Kanar, özgürlüğü umut etme hakkının yok sayılmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesinin, yani işkence ve kötü muamele yasağının ihlali olarak değerlendirildiğini ifade etti. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin tavsiye kararına göre mahkumiyet cezalarının 8 ila 14 yıl arasında gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Kanar, Türkiye’deki mevzuatın da bu doğrultuda yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunarak, “Özgürlüğü umut etme hakkı için yasalarda değişiklik yapılması gerekir. Hatta bunun Anayasa mevzuatına eklenmesi gerekir. Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesinden sonra mevzuata giren ‘ölünceye kadar ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası’ kaldırılmalıdır. Ben bir hukukçu olarak sadece ağırlaştırılmış müebbet değil, normal müebbet cezasının da kaldırılması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
‘ÖCALAN’IN DA MANDELA GİBİ HERKESLE GÖRÜŞMESİ LAZIM’
Gerçek bir çözüm süreci için genel af ilan edilmesi gerektiğini dile getiren Ercan Kanar, AKP iktidara geldiğinde cezaevlerinde 49 bin kişinin bulunduğunu, bugün ise bu sayının 430 bine yaklaştığını hatırlattı. “Genel af bir ihtiyaçtır” dedi.
Ana dilde eğitim hakkının da tanınması gerektiğini belirten Kanar, bu konuda siyasi iktidardan herhangi bir açıklama gelmediğini söyledi. Meclis’te kurulan komisyonun işlevsizliğini eleştiren Kanar, “Göstermelik bir komisyon izlenimi veriyor. Meclis dışındaki partilerden, sivil toplum kuruluşlarından ve insan hakları örgütlerinden temsilciler komisyona dahil edilmeliydi” diye belirtti.
Güney Afrika’daki çözüm sürecine de atıfta bulunan Kanar, Nelson Mandela’nın cezaevinden çıkarılarak toplumun tüm kesimleriyle görüşmesinin sağlandığını ve sürecin şeffaf bir şekilde yürütüldüğünü hatırlattı. Türkiye’de ise sürecin kamuoyundan gizli yürütüldüğünü ifade etti.
Son olarak Önder Apo ile görüşülmesi gerektiğinin altını çizen Kanar, “Mandela örneğinde olduğu gibi, toplumun tüm kesimlerinin sürece katılması gerekir. Ancak bu şekilde gerçek bir barış sağlanabilir” dedi.