Gazeteci, belgeselci ve yaşam savunucusu Hakan Tosun’un, annesinin oturduğu Esenyurt ilçesindeki Mehmet Akif Ersoy Mahallesi’ne giderken neden katledildiği sorusu, cinayetin üzerinden 15 gün geçmesine rağmen henüz aydınlatılamadı. Tosun’u darp eden iki şüpheli olay sonrası Esenyurt Mevlana Polis Amirliği’nde ifadeye çağrılarak tutuklanırken, saldırıya iştirak eden üçüncü failin aynı karakol tarafından şüpheli yerine tanık sıfatıyla ifadesinin alınıp serbest bırakıldığı ortaya çıktı. ANF’ye konuşan Hakan Tosun’un ekoloji mücadelesinden yoldaşı Aslı Kahraman Eren, arkadaşlarının katledilmesinin organize olabileceğini belirtti.
‘EDİRNE’DEN KARS’A HAKAN MUTLAKA BİZİMLE GELİRDİ!’
Karadeniz bölgesine 25 yıldır kurulan HES’lere karşı doğayı, toprağı, emeği savunan Aslı Kahraman Eren, doğa katliamlarını ve talanını belgeleyen Hakan Tosun’u 10 yıldır tanıyordu. Tosun’un öldürülmüş olmasına inanamayan ve cinayetin şokunu üzerinden atamayan Eren, her sabah bu yaşananların bir kabustan ibaret olduğunu umut ederek uyandığını ifade etti.
Hakan Tosun ile defalarca yol gittiklerini anlatan Aslı Kahraman Eren, “Hangi şehre gitsek, Edirne'den Kars'a, Hakan mutlaka bizimle birlikte gelirdi. Hakan sadece bir gazeteci ve belgeselci değildi, aynı zamanda gittiği her kentte, her köyde hem bizim hem de doğada yaşayan tüm canlıların sesi olan bir yaşam savunucusuydu. Hakan çok emektar bir insan olmasına rağmen emeğinin karşılığını alamayan bir gazeteciydi. O yüzden bir yere gideceğimiz zaman, Hakan’a hep müsait olup olmadığını sorardık ve her konuda kendisine destek vermeye hazır olduğumuzu söylerdik. Cebinde para olmasa da çağırdığımız zaman mutlaka desteğe gelirdi. Bizim bulunduğumuz kentlerde ve köylerde sesimizi duyuran objektif bir hak savunucusu gazeteciydi. Verdiğimiz mücadelenin içinde yaşadığımız sıkıntıyı ve sorunu gerçekten içselleştirip aktaran, kamuoyunun oluşmasını sağlayan çok nadir gazetecilerden biriydi Hakan” dedi.
‘İŞGAL YASASINA KARŞI KARADENİZ’DE BİR MİTİNG YAPACAKTIK’
Hakan Tosun’un en son Samandağ Kurtderesi’ne gittiğini belirten Eren, Hakan’ın zaten deprem olduktan sonra aylarca Hatay’da kaldığını dile getirdi.
Hatay’a da beraber gittiklerini anlatan Eren, şöyle konuştu: “Biz Hatay’a İklim Adaleti Koalisyonu olarak gittik, Hakan da yanımızdaydı. Orada kaldık, destek verdik, toprak emekçileriyle görüştük. Orada da bir kamuoyu oluşturduk ve akabinde biz döndük ama Hakan, benim bildiğim yaklaşık 4 ay orada kaldı ve hem Samandağ’da hem depremden etkilenen diğer bölgelerde süreçleri hep takip etti. Öldürülmeden önce de son gittiği yer Samandağ'dı. Onunla öldürülmeden yaklaşık iki hafta önce görüşmüştüm. Ben İkizdere’ye gitmeden bir hafta önce. Hakan ile en son meclisten iklim torba yasası adı altında çıkan işgal yasasına karşı Karadeniz'de büyük bir miting yapmayı planlıyorduk. Bu mitingin organizasyonunu birlikte konuşmuştuk. Bu işgal yasasıyla Samsun'dan Artvin'e 8 şehrin ortalama yüzde 85'inin vahşi madenciliğe ruhsatlandırıldığı ve Karadeniz'de 8 şehri imha etme projesi yürütüldüğü için Trabzon'da büyük bir miting yapmayı düşünüyorduk. Bu mitingin görsellerini, tanıtım belgeselini Hakan’ın yapmasını istiyorduk. Hatta Hakan'ın biletlerini alalım gelsin, hem İkizdere’de birkaç gün bizimle kalsın, biraz onu dağlarda dolaştıralım, yaylalarımıza çıkartalım dedik. Ama maalesef gerçekleştiremedik. Hayatta hiçbir şeyi ertelemeye değmediğini anladık.”
‘HAKAN’DAN HABER ALINAMAZKEN, ŞÜKRÜ ‘BİR CAN DAHA VERMEKTEN ÇOK KORKUYORUM’ DEMİŞTİ’
Hakan Tosun’dan haber alınamadığında Artvin Hopa Cankurtaran mevkiinde, EFOR maden şirketinin ağaç kesimini engellemeye çalışırken katledilen Reşit Kibar'ın kardeşinin aradığını anlatan Eren, “Şükrü beni arayarak, 'ablacığım ben İstanbul'a geldim, bir kahve içebilir miyiz?' dedi. Ben de 'tamam' dedim ve buluştuk Kadıköy'de. Şükrü ile muhabbet ederken yitirdiğimiz sevgili Metin Lokumcu, Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çiftini konuşurken ekoloji mücadelesinde her sene bir can verdiğimizi belirten Şükrü, ‘Abla bir can daha vermekten çok korkuyorum’ dedi. Bu konuşmadan sonra eve geldiğimde gece Hakan’dan haber alınamadığını öğrendim. O akşam sabaha kadar uyumadık ve ertesi gün #HakanTosunNerede hashtag’ini dijital medyadan paylaşarak kamuoyu oluşturduk. Ülkenin dört bir yanından ekoloji örgütleri hashtag’i paylaştı. 27 saat sonra Hakan’ın feci şekilde darp edildiğini ve Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’nin yoğum bakım ünitesinde olduğu haberi geldi” dedi.
‘HAKAN, RANTÇILARIN TEKERİNE ÇOMAK SOKTU!’
Bu haber karşısında yıkıldığını ifade eden Eren, “Hakan en son Samandağ’a gidip haber yapmıştı. Ondan haber alamadığımız saatlerde önce Samandağ’dan çok yorgun geldiğini ve dinlenmeye ihtiyacı olduğunu, kalktığında ‘Neden ülkeyi ayağa kaldırdınız?’ diyerek bize kızacağını düşündüm. Ama zaman ilerledikçe korkmaya başladım, şirketlerce kaçırıldığını düşündüm. Çünkü ekoloji mücadelesinde bir darp, kaçırma veya cinayet varsa her zaman şirketler aklımıza geliyor. Çünkü ekoloji alanındaki tüm cinayetlerde hep böyle oldu. Hakan da belgeseller yaptı, çok yaraya bastı, rantçıların tekerine çomak soktu. Özellikle Hatay konusunda çok çalıştı. O yüzden ilk etapta kaçırıldığını düşündüm ama böylesi beyin ölümü gerçekleşecek kadar öldüresiye, vahşice darp edilerek katledileceğini inanın hiç aklıma getirmedim. Böyle bir vahşet ile karşılaşmayı beklemiyordum” diye konuştu.
‘CİNAYETİ BÜTÜN YÖNLERİYLE AYDINLATANA KADAR DURMAYACAĞIZ!’
Hakan Tosun’un nerede bir doğa talanı ve katliamı varsa kamerasıyla karşı koymaya çalıştığını vurgulayan Eren, şunları kaydetti: “Hakan toprak insanıydı, toprakla yoğrulmuş bir insandı. Toprağın kıymetini bilen, bütün canlıların topraktan geldiğinin ve toprağı korumanın çok önemli olduğunun bilincinde olan bir insandı. O sadece bir gazeteci, belgeselci değil, aynı zamanda yaşam savunucusuydu. Gittiği her yerde bu bilinçle hareket ederdi. Fazla konuşmazdı, içine kapanıktı, acıyı da mutluluğu da içinde yaşardı. Hakan kimseye hakaret etmezdi, kimseye saldırmazdı, sadece işini en iyi şekilde yapmaya çalışırdı. Hatay’a gittiğimizde bir evde kalmıştık, hiç unutmam. Biz kadınlar olarak bir odada kalıyorduk, Hakan bir diğer odada. Gece artçı oldu sallanmıştık ve ben koşarak Hakan’ın kapısını açıp kalk dediğimde, ‘Allah aşkına Aslı git yat, yarın çok işimiz var’ demişti. Orada çok gülmüştüm. Öyle bir görev insanıydı, deprem acılarını belgelemeye odaklıydı. Onunkisi bir adanmışlıktı. Sahada nasıl durmamız gerektiğini, nasıl soğukkanlı kalmamız gerektiğini, Hakan’dan çok şey öğrendik. Hakan topraklarına aşık olan güzel bir insandı. Şirketler tarafından yağmalanan toprakların ve canlıların dostuydu. O çok asil ve candan bir insandı.”
Hakan Tosun’un katledilmesinin organize olma ihtimalinin yüksek olduğunu ifade eden Eren, cinayeti bütün yönleriyle aydınlatana kadar hiç durmayacaklarını belirterek, Hakan’ın geride bıraktığı mücadeleyi daha da büyüterek sürdüreceklerinin altını çizdi.