Eren: Kalıcı çözüm anayasal güvenceyle mümkün

Önder Apo ile yapılan son görüşmenin ardından süreci değerlendiren Serhat Eren, Meclis'e gelecek düzenlemenin çözüm yolunda ilk adım olacağını belirterek kalıcı çözümün ise demokratikleşme ve anayasal güvenceyle mümkün olacağını vurguladı.

SERHAT EREN

DEM Parti Milletvekili Serhat Eren, yaklaşık 55 gün aradan sonra Önder Apo ile yapılan görüşmenin ardından sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uzun süre görüşme yapılmamasının Kürt toplumunun hafızasında geçmişte çatışma ve savaş konseptlerinin devreye girdiği dönemleri hatırlattığını belirten Eren, bu kez benzer bir durumun yaşanmamasının önemli olduğunu söyledi.

Önder Apo 27 Şubat'ta kamuoyuna yansıyan çağrısından bu yana dile getirdiği temel yaklaşımını koruduğunu aktaran Eren, çözüm sürecinin yüz yıllık Kürt meselesini çatışmalı zeminden çıkararak siyasal ve hukuksal zemine taşıma hedefi üzerine kurulduğunu ifade etti.

Eren, Önder Apo’nun Türk ve Kürt halkları arasında sıkça dile getirilen kardeşlik söyleminin yalnızca sözde kalmaması gerektiğine dikkat çektiğini belirterek, bu yaklaşımın hukuki güvenceye kavuşturulmasının zorunlu olduğunu söyledi.

Siyaset kurumuna verilen mesajların önemine de değinen Eren, “Dar dönemsel hesaplara takılmadan bu tarihsel meselenin çözümü için hareket edilmesi, küçük siyasi çıkarların değil ortak çözüm iradesinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Bu tespit, sürecin ilerlemesi ve önümüzdeki dönemin ruhunu oluşturması açısından çok önemlidir” dedi.

'YASAL DÜZENLEMELER ORTAK UZLAŞIYLA HAZIRLANMALI’

Görüşmede yasal düzenlemelerin ayrıntılı biçimde ele alındığının anlaşıldığını ifade eden Eren, görüşmenin ardından Meclis Başkanı'nın siyasi partilerle temas kurmasının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yapılan görüşmelerde henüz yasanın içeriğinin tartışılmadığını belirten Eren, temasların daha çok düzenlemenin hangi yöntemle Meclis'e getirileceği ve geniş siyasi mutabakatın nasıl sağlanacağı üzerine yürütüldüğünü ifade etti.

DEM Parti ile de bu kapsamda görüşme yapıldığını kaydeden Eren, amaçlarının Meclis'te oluşacak ortak iradenin yasal düzenlemeye yansıması olduğunu belirtti. Genel gözlemlerine göre İYİ Parti dışında diğer siyasi partilerin böylesi bir düzenlemeye kategorik bir karşı çıkış sergilemediğini söyleyen Eren, birçok partinin ortak zeminde buluşabileceğini aktardı. Düzenlemenin hafta sonuna doğru komisyona gelebileceğini düşündüklerini de sözlerine ekledi.

'BU YASA SADECE BAŞLANGIÇ’

Yasal düzenlemenin ardından siyasal alanda olumlu bir atmosfer oluşacağını belirten Eren, DEM Parti açısından temel meselenin Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözülmesi olduğunu söyledi. Kürt sorununun yalnızca güvenlik eksenli değil, tarihsel, siyasal, toplumsal, kültürel ve hukuksal boyutları bulunan yüz yıllık bir sorun olduğuna dikkat çeken Eren, mevcut süreci ‘negatif barış’ olarak tanımladıkları çatışmasızlık döneminin ilk evresi olarak değerlendirdi.

Bu aşamanın çatışmalı dönemin sona erdirilerek pozitif barışa geçişin altyapısını oluşturduğunu belirten Eren, ilk beklentilerinin silah bırakanların toplumsal ve siyasal yaşama katılımını sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması olduğunu söyledi.

Eren, yalnızca silah bırakanların değil, cezaevinde bulunanlar ile yurt dışında yaşayanların da demokratik siyaset zeminine katılabilmesini sağlayacak hukuki düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirtti. Bu kesimlerin Kürt halkının toplumsal ve ulusal taleplerini demokratik siyaset içinde dile getirebileceği bir ortamın oluşturulmasının beklendiğini ifade eden Eren, düzenlemenin ardından çok sayıda kişinin toplumsal yaşama ve demokratik siyasete dahil olacağını kaydetti.

Demokratik siyaset alanının genişletilmesini önemsediklerini dile getiren Eren, mevcut durumda bu alanı sınırlandıran birçok idari ve hukuki engelin bulunduğunu, bunların da yeni düzenlemelerle ortadan kaldırılması gerektiğini belirtti.

‘DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİ BAŞLAMALI’

Eren, çıkması beklenen ilk yasal düzenlemenin temel amacının; örgüt üyelerinin, yöneticilerinin, cezaevindekilerin ve yurt dışındakilerin yeniden toplumsal hayata katılımını sağlamak olduğunu belirtti.

Bu ilk adımın ardından asıl sürecin başlayacağını vurgulayan Eren, ikinci aşamada meselenin yalnızca Kürt sorunuyla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti. Türkiye’deki tüm toplumsal sorunların özgürce tartışılabildiği, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün korunduğu, AİHM ile Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulandığı ve kayyım uygulamalarının sona erdirildiği geniş bir demokratikleşme dönemine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Eren, ilk yasanın tek başına çözümü sağlamayacağını, sadece çözüm kapısını aralayan bir başlangıç olacağını kaydetti.

'KALICI ÇÖZÜM ANAYASAL GÜVENCEYLE MÜMKÜN’

Kürt sorununun yalnızca çıkarılacak yasalarla çözülemeyeceğini vurgulayan Serhat Eren, meselenin özünde anayasal bir sorun olduğunu dile getirdi. Dil, kimlik, kültür ve vatandaşlık tanımını kapsayan yeni demokratik bir anayasa yapılmadığı sürece kalıcı çözümün mümkün olmayacağını belirten Eren, bundan sonraki süreçte demokratik siyaset alanında yürütülecek mücadelenin belirleyici olacağını ifade etti.

'VARLIĞI KABUL EDİLEN AMA ANAYASAL STATÜSÜ TANINMAYAN BİR HALK GERÇEKLİĞİ VAR’

PKK'nin ortaya çıkış koşullarına da değinen Eren, geçmişte Kürt halkının dilini, kimliğini ve siyasal örgütlenmesini ifade edemediği koşulların silahlı mücadeleyi doğurduğuna işaret etti. Bugün ise gelinen noktada Kürt halkının varlığının inkar edilmediğini ancak dilinin, kimliğinin, statüsünün ve anayasal haklarının hâlâ güvence altına alınmadığını söyledi.

Aradan geçen yıllarda Kürt toplumunun kültürden hukuka, eğitimden dile kadar yüzlerce kuruma sahip olduğunu, parlamentoda temsil edildiğini ve yerel yönetimlerde önemli bir siyasal irade oluşturduğunu belirten Eren, bundan sonraki mücadelenin demokratik siyaset zemininde yürütüleceğini ifade etti.

'ŞİDDET GEREKÇESİ ORTADAN KALKIYOR’

Geçmişte Kürt siyasal mücadelesinin hem Türkiye'de hem uluslararası alanda sürekli şiddet ve terör kavramlarıyla ilişkilendirildiğine dikkat çeken Eren, çatışmalı sürecin sona ermesiyle bu gerekçenin de ortadan kalkacağını vurguladı.

Kürtlerin bundan sonra demokratik ve meşru yöntemlerle temel haklarını talep edeceğini belirten Eren, "Milyonlarca Kürt, dilinin ve kimliğinin tanınmasını talep ederek yürüdüğünde buna hangi gerekçeyle müdahale edilecek?" diye sordu. Mevcut sürecin demokratik siyaset alanını güçlendirecek tarihsel bir fırsat olduğunu ifade eden Eren, Kürtlerin örgütlülüklerini büyütmeleri, demokratik ittifaklarını güçlendirmeleri ve diplomatik alanda daha etkin olmaları halinde Türkiye siyasetinde daha güçlü bir aktör haline gelebileceklerini söyledi.

Eren, devlet içindeki barış karşıtı çevrelerin de esas kaygısının Kürtlerin demokratik siyaset içinde güç kazanması olduğunu vurguladı.

Yaklaşık elli yıldır savaşın her yönteminin denendiğini hatırlatan Serhat Eren, buna rağmen sorunun çözülemediğini belirterek savaş politikalarının hem Kürtlere hem de Türkiye'ye büyük bedeller ödettiğini, savaş için trilyonlarca dolar harcandığını, Türkiye'nin demokrasi, hukuk ve ifade özgürlüğü alanlarında uluslararası sıralamalarda geriye düştüğünü kaydetti.

Denenmemiş tek seçeneğin barış olduğunu vurgulayan Eren, Türkiye'de kurulacak demokratik ve barışçıl çözüm modelinin Ortadoğu açısından da örnek oluşturabileceğini belirterek, bütün toplumsal kesimlere sürece destek verme çağrısı yaptı:

"Bu ülkenin demokratikleşmesi ve halkların eşit, ortak yaşam koşullarının oluşması için herkesin bu sürece destek vermesini istiyoruz. Beklentimiz budur."